Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, tanınmış marka ihlali, karıştırılma ihtimali ve kötü niyet iddialarıyla açılan marka tescilinin iptali ve hükümsüzlüğü davasına ilişkin gerekçeli kararını yayınladı.
Özet: Davacı, teknoloji sektöründe faaliyet gösteren ve yoğun kullanımı sayesinde tanınmış "Expert" markasının, davalının "DroneExpert" ibareli markası ile işitsel benzerlik, sınıfsal ayniyet ve tanınmış marka sulandırması yaratma potansiyeli nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, tescilinin kötü niyetli olduğunu iddia ederek hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı kurum kararının yerinde olduğunu savunmuş, davalı şirket ise davacının itiraza dayanak markalarının kullanımını ispatlayamadığını, "Drone" ibaresinin fonetik farklılaşma sağladığını ve markaların farklı sınıfları kapsadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/140 Esas - 2025/25

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/140
KARAR NO : 2025/25
...
DAVA : Marka... Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 20/03/2024
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalıya ait “...” markası ile itiraza dayanak gösterilen müvekkiline ait “....” esas unsurlu markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı, 6/9 kapsamında yapılan inceleme sonucunda sunulan bilgi ve belgelerin, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddiaları ispatlamaya yeterli olmadığı kanaatine varılarak, itirazlarının reddedildiğini, müvekkili firmanın, Türkiye gıda sektöründe lider marka haline geldiğini, günümüzde 49 ürün kategorisinde 320 marka ve binlerce çeşit ürün ile 100’den fazla ülkeye ihracat yaptığını, 14 farklı ülkede yer alan fabrikalarını 70’in üzerine çıkarmış olup, bu fabrikalarda 75 bin çalışanı ile üretime devam ettiğini, davalı kurum nezdinde 3.366 adet marka başvurusu/marka tescilli bulunduğunu, bu markalar arasında da onlarca tanınmış markası bulunduğunu, karar iptal davası kapsamında inceleme yapılırken, müvekkil ve tanınmış markaları göz önünde bulundurulması gerektiğini, Müvekkil şirkete ait 1994 yılında faaliyete başlayan .... esas unsurlu markalarını ilk defa 1998 yılında ..... ibaresinin İngilizce bir kelime olup Türkçe’de uçan göz anlamına geldiğini, insansız bir hava aracı olarak yaygın şekilde bilindiğini, 42. Sınıfta bulunan hava araçları emtiaları bakımından ..... ibaresinin vasıf bildirici bir ibare olduğunu, Markaların işitsel olarak çok benzer olduğunu, “...” ibareli marka başvurusunda müvekkili markasından farklı hiçbir şekil unsuruna veya renge yer verilmediğini, davalının “...” markasının müvekkilin seri markalarından biri olarak algılanmasının muhtemel olduğunu, iki tarafın da teknoloji sektöründe faaliyet gösterdiğini, sınıfsal ayniyet olduğunu, Tescil edildiği 1998 tarihinden bu yana müvekkili yoğun kullanımı sayesinde ayırt edicilik kazandığını ve tanınmış olduğunu, yüksek ayırt edici gücü nedeniyle koruma kapsamının geniş olması gerektiğini, 42. sınıfta hizmetlerin; her kesimden alıcı grubuna hitap ettiği için karıştırılma ihtimali değerlendirilmesi ilgili tüketici kesimi olan halk üzerinden yapılması gerektiğini, dikkat düzeyi düşük tüketiciler bakımından taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin engellenmesi için markalar arasında daha belirgin farklar olması gerektiğini, Davalı kurum tarafından birçok kez 3. kişiler adına eksper/ exper unsurlu marka başvurularına itiraz edilip kabul edildiğini, davalı kurum tarafından verilen kararlarda tutarlılık bulunması gerektiğini, Bir markanın birden çok ülkede tescil ettirilmesi o markanın belli bir kitleye hitap ettiğini ve tanındığını gösterdiğini, tanınmış markaların farklı sınıfta olsa dahi korunması gerektiğini, davalının müvekkili markası ile iltibas yaratacak markasının müvekkilin ana faaliyet alanına benzer üzerinde kullanılması müvekkilin özgün ve ayırt edici markasının sulandırılmasına yol açacağını, davalı marka sahibinin müvekkil ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olduğunu, müvekkilinin tanınmış .... markalarının yoğun kullanımı dikkate alındığında marka sahibinin müvekkil markalarından haberdar olmamasının imkansız olduğunu, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu beyan ederek .... sayılı “...” ibareli markanın tescili halinde, hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket dilekçeleriyle özetle; dava konusu .... sayılı markaların tamamının tescil tarihinden itibaren 5 yıldan daha uzun bir süre geçtiği için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki itiraz sürecinde, 6769 sayılı SMK’nın 19. maddesi uyarınca davacının itirazına dayanak gösterilen markaların tamamı bakımından, tescil edildiği tüm mallar ve hizmetler için kullanımının ispatlanmasını talep edildiğini, davacı tarafından kullanımın ispatlanamadığını, bu durumun hem ... ibarelerini tek tek değerlendirmeye tabi tutmanın marka hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, markanın drone ibaresiyle başladığını ve fonetik farklılaşmanın sağlandığını, “...” markasının 36 ve 42. sınıflarda tescili talep edildiğini, davacı markalarının ise çok sayıda farklı sınıfı kapsayacak şekilde tescil edilmiş olup herhangi bir işletmenin bu alanların tamamında faaliyet göstermesinin mümkün olmadığını, bu nedenle, itiraza gerekçe gösterilen markalar için kullanım ispatı talep edildiğini ve bu markaların davacı tarafından kullanımı ispatlanamadığını, markalar benzer olmadığı gibi dava konusu “...”markası kapsamında tescil edilen mal ve hizmetler ile davacının faaliyetleri arasında da hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacının bazı markaları çok sayıda ilgisiz alanda tescil ettirdiğini ve kullanmadığı marka ile başkalarının ticari faaliyetlerini engelleme ve başkalarının ticari faaliyetlerine haksız şekilde engel olma amacı taşıdığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde,.... numara ile “...” markasının 36 ve 42. sınıfta yer alan hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 29.11.2021 tarih ve 385 sayılı sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı tarafından .... esas unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalının karşı görüş sunduğu ve tüm markaları ve tüm sınıfları bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacının kullanım ispat dilekçesinde: bir kısım deliller sunduğu, .... tarafından sunulan delillerin kullanımı ispatlamaya yetmediği görüşü ile itirazın reddedildiği, davacı tarafından bu karara yeniden itiraz ettiği, davalının yeniden karşı görüş sunduğu ve davacının itirazlarının 15.02.2024 tarih ve .... sayılı karar ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ;
6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir.
EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI;
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir.
İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.
Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır.
Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir.
Hem Yargıtay uygulamasında hem de... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ....’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. ....
Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. .... kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir.
Kullanım ispatında en güçlü delil olarak faturalar önem taşımaktadır. Bu noktada davacı tarafından kullanım ispatına yönelik sunulan faturaların ilgili tarih aralığı bakımından 20 tanesinin dikkate alınabileceği, ancak sunulan faturaların düzenli ve kesintisiz ticari etki doğuracak şekilde değerlendirilemeyeceği, keza yine sunulan gazete reklamlarında da tarih bakımından 3 tanesinin dikkate alınabileceği, bu durumun da ispat açısından yetersiz kalacağı, tarihsiz katalog vb ürünlerin ya da ticaret sicil gazetelerinin, yönetim kurulu kararlarının ise marka kullanımını ispatlamadığı gerekçesiyle dikkate alınamayacağı, sunulan delillerin markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğunu ispata yetmeyeceği,
Bu bağlamda SMK 19/2 de açıkça belirttiği üzere “...Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir.” denilmektedir. Hal böyle olunca davacı markasının, davalı kurum nezdindeki itirazlarında SMK 6/1 maddesi yönünden bir değerlendirmeye tabi olamayacağı,
Kullanmama def'i, hükümsüzlük davalarında da ileri sürülebilir. 6769 sayılı SMK'nun 25/7 maddesi "6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def'i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında beliirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." hükmünü içermektedir. Dolayısıyla kendisine karşı bu maddede belirtilen biçimde bir hükümsüzlük davası açılan marka sahibi, eğer davacının markası da son 5 yıldır kullanılmıyor ise bunu bir def'i olarak ileri sürebilir. Somut olayda da davalının kullanmama def’ini ileri sürdüğü ancak davacının dava aşamasında kullanıma ilişkin yeni bir delil sunmadığı, hükümsüzlük talebi bakımından da SMK 6/1 maddesine dayanamayacağı,
Taraf emtiaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, davalı taraf gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında kullanım ispati talep etmiştir, bu nedenle davacının belirttiği şekilde tüm emtialar bakımından bir değerlendirme yapmanın hukuken mümkün olmadığı,
Markalar arasındaki benzerliğe de değinmek gerekirse, davacı markalarının esas unsurun Exper ibaresi olduğu, davalı markasının da kelime markası olarak ... ibaresi olduğu, her ne kadar ... diye bir kelime bulunmasa dahi, direk olarak expert – Türkçe hali ile eksper ibaresinin direk olarak algılanabileceği, her iki durumda da “uzman” anlamının bilinebilceği, bu noktada davalı markasının Drone konusunda uzman şeklinde bir algı yaratabileceği, tüketicinin davaya konu markayı davacı markalarının drone ürününe yönelik alt bir markası zannedebileceği ve bu nedenle karışıklık yaşayabileceği, ancak markaların benzerliliğinin somut olay bakımından bir öneminin bulunmadığı, zira hem kullanım ispatı sağlanamadığı, hem de yapılan emtia benzerliği incelemesinde emtiaların benzer bulunamadığı,
TANINMIŞLIK İDDİALARI;
Davacı markalarının tanınmışlığını yurtiçindeki ve yurtdışındaki tescil sayılarına, davacı holdinge ait diğer tanınmış markalara, dava konusu markanın 1995 yılında kişisel bilgisayar markaları arasında “Yılın Bilgisayarı” seçilmesine dayandırmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının itiraz aşamasında tanınmışlığa ilişkin somut bir delili bulunmamaktadır. Davacı holding bünyesinde yer alan yan markaların ve grup şirketlerinin tanınmışlıkları bağımsız olup, davacı redde mesnet markalara etki etmesi beklenemez. Bu bağlamda davacıya ait davalı kurum nezdinde kayıtlı diğer tanınmış markaların incelemeye bir katkısı olmayacaktır. Markaların tanınmışlığı yaşayan bir olgudur, zamanla değişim göstermesi kaçınılmazdır. İlk tescil ya da kullanım tarihinde tanınmış olmayan bir marka nasıl ki yoğun reklam/pazarlama ile tanınmış hale gelebiliyorsa, yine aynı şekilde tanınmış bir markanın süre içerisinde kullanımının azalması, pazardan çekilmesi veyahut firmanın ekonomik koşullarının değişmesi gibi sebeplerle tanınmışlığı azalabilir ve hatta piyasadan tamamen silinebilir. Bu noktada tanınmışlık etkisinin eskiden günümüze dek süreceğinin kabulü mümkün değildir ki, bu nedenle tanınmışlığın her somut olay bakımından yeniden, tarihlerle ispatlanması gerekmektedir. Bu açıklamadan sonra, davacı tarafından dava aşamasında sunulan web site ekran görüntüsü ve ürün görselleri, google arama motorunda ilk sırada çıkması, 10.09.2013 tarihinde .... isimli sayfadan alınmış haber ekran görüntüsü, ... masaüstü bilgisayar gelirlerinde liderlik koltuğuna oturdu.” şeklinde belirtildiği, 07.01.2015 tarihli .... derginin ekran görüntüsünü paylaşıldığı görülmüş, sunulan delillerin davacı markalarının tanınmışlığını ispata yetmeyeceği,
KÖTÜ NİYET İDDİALARI;
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Bu nedenle, markalar arası benzerlik bulunmasının kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı,
Netice itibariyle,
Davacı tarafından itiraz aşamasında sunulan delillerin markaların kullanımını ispatlamaya yetmeyeceği, bu nedenle SMK 6/1 maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı,
Davacı markaları tanınmışlığının ispatlanamadığı,
Davalının kötü niyetli olduğuna yönelik iddiaların ispat edilmediği,
Hükümsüzlük talebi bakımından öne sürelen kulanmama def’inde davacının bir delil sunmadığı,
Dava konusu... kararının yerinde olduğu,
Hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonuçlarına varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı şirketin vekil veya temsilcinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23.01.2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır