Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin haksız fiilden kaynaklanan trafik kazası tazminat davasında ilk derece kararının kusur ve bilirkişi çelişkileri yönünden incelenen istinaf kararı.
Özet: Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davacıya 20% müterafik kusur indirimiyle 201.664,71 TL maddi ve 7.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermesi üzerine, davalılardan biri, ceza ve hukuk dosyalarındaki kusur tespitleri arasındaki çelişkileri, kendi kusursuzluğunu, illiyet bağının eksikliğini ve manevi tazminat hükmünün hatalı olduğunu gerekçe göstererek kararın kaldırılması ve davanın reddi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : 07/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ : 10/12/2025NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av......DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 3- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 07/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 4.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 24.000 TL tazminatın işleyecek olan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan (Manevi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi istisna olmak üzere) tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinden özetle; davanın usulden ve esastan reddine, davanın ihbarına, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi raporları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile maddi tazminat yönünden davacının, davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 10.431,50TL Geçici iş göremezlik, 3.577,50TL Bakıcı gideri, 1.500,00TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararı ve 236.571,89TL Sürekli İş göremezlik bağlı olmak üzere TOPLAM 252.080,89TL'nin birlikte kusur indirimi ile 6098 Sayılı TBK'nın 52/1 maddesi gereğince takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi ile 201.664,71TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/10/2017 tarihinden, itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve 31/01/2018 temerrüt tarihi olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre;Davacının, davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 10.431,50TL Geçici iş göremezlik, 3.577,50TL Bakıcı gideri, 1.500,00TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararı ve 236.571,89TL Sürekli İş göremezlik bağlı olmak üzere TOPLAM 252.080,89TL'nin birlikte kusur indirimi ile 6098 Sayılı TBK'nın 52/1 maddesi gereğince takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi ile 201.664,71TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/10/2017 tarihinden, itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve 31/01/2018 temerrüt tarihi olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, Davacının, davalılar ........ ve ........ aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 7.500,00TL'nin temerrüt tarihi olan 31/10/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, " karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ankara Adli Tıp Kurum Trafik İhtisas Dairesi raporları, ceza yargılamasına esas alınan bilirkişi raporları ve kamera görüntülerine dayalı teknik değerlendirmeler birlikte incelendiğinde müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, ceza dosyası ile hukuk dosyası arasındaki kusur tespitindeki çelişkinin giderilemediğini, bilirkişi raporlarında davacının kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu yönündeki teknik tespitlerin bulunmasına rağmen bu durumun hukuk yargılamasında dikkate alınmadığını, mahkemece ceza dosyası ile hukuk dosyasındaki çelişkinin giderilemediğini, kusur olgusunun tam olarak aydınlatılmadan karar verildiğini, illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili aleyhine sorumluluk kurulmayacağını, müvekkili aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kararın kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından hükme esas alınan ATK raporlarının yönetmelik hükümlerine aykırı olarak düzenlendiğini, TSB Hukuk Komitesinde ekli Sağlık Bakanlığı müzekkeri uyarınca yetkili olmayan adli tıp uzmanları tarafından düzenlenen raporların usule aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda yetkili olmayan adli tıp uzmanı imzalarının mevcut olduğunu, raporun usule aykırı olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, çelişki giderilmeden mahkemece karar verildiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin mahkeme tarafından hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatına tedavi giderine ve bakıcı giderine ilişkin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, tedavi gideri tazminatı taleplerinin tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, ilgili giderlerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, müterafik kusurun tenzilinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak hesaplamanın aktüeryal yöntem ve teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, hak arama hürriyetinin kısıtlandığını, kararın kaldırılmasını, talepleri şeklinde karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir. 1-Davalı ........ vekilinin ve davalı ........ vekilinin kusura ilişkin itirazlarının incelenmesinde:Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Bu itibarla, Mahkemece benimsenen kusura ilişkin ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun ATK kusur raporu ile kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağının, ceza mahkemesince alınan Atk raporlarının uyumlu olduğu, hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı, davalının % 15 kusurlu olduğu sabit olmakla buna yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. 2-Davalı ........ vekilinin maluliyete ve hesaplama yöntemine yönelik itirazının değerlendirilmesinde;ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DİRENME KARARLARIMIZ HGKK 2025/488 ESAS VE 2026/223 KARAR ,2025/489 ESAS 2026/224 KARAR SAYILI İLAMLARI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. 31/10/2017 tarihinde gerçekleşen somut olaya ait kaza nedeniyle maluliyet raporunun da “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre hazırlanması gerekmektedir. Somut olayda bu yönetmeliğe göre maluliyet oranının %25 oranında belirtildiği, maluliyet raporunun usul ve yasalara uygun düzenlendiği, yönetmelik farkından kaynalanan farklılıkların çelişki oluşturmayacağı nazara alınarak buna yönelik istinafının reddi gerekmiştir.Yine ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi yerinde görülerek buna yönelik itirazların yerine olmadığı anlaşılmıştır.3-Davalı ........ vekilinin tedavi giderleri, bakıcı gideri ve geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğuna yönelik itirazının değerlendirilmesinde; Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır. (Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Buna göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bu itibarla, tedavi süresince bakıcı giderleri ile tedavi giderleri Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu halde, istinaf eden davalıların geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir. 4-Davalı ........ vekilinin müterafik kusura ve asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına yönelik itirazının değerlendirilmesinde;Mahkemece müterafik kusur indirimi yapıldığından ve asgari ücret üzerinden hesaplandığından yersiz itirazın reddi gerekmiştir.5-Davalı ........ vekilinin manevi tazminata ilişkin itirazlarının incelenmesinde:Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, yukarıda açıklanan ilkeler, kusur oranları, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının UYGUN OLDUĞU, itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır.6-Davalı ........ vekilinin faiz başlangıcına ilişkin itirazlarının incelenmesinde:Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Yani, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına dava/olay (isteme göre) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden, mahkemece isabetli şekilde kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı ........ vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalı ........ Şirketi'nden alınması gereken 13.775,71 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 3.450,00 TL nin mahsubu ile bakiye 10.325,71 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-İstinaf eden davalı ........'ndan alınması gereken 14.288,04 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 3.598,00 TL nin mahsubu ile bakiye 10.690,04 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.07/09/2026 .....Başkan...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Katip...e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.