İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, kargas et faturalarına dayalı 5.964.859,95 TL alacak ve faiz talebi, yetki ve fatura geçerliliği itirazları.
Özet: Davacı, davalıya satılan kesimlik etlere ilişkin toplam 5.964.859,95 TL tutarındaki iki faturanın ödenmemesi üzerine, fatura alacağı, takip tarihinden itibaren ticari faiz ve icra inkar tazminatı talepleriyle itirazın iptali davası açmış; davalı ise yetkisizlik, dava dilekçesindeki eksiklikler, taraflar arasında akdi ilişki ve cari hesap bulunmadığı, faturaların kendisine tebliğ edilmediği ve üzerlerinde tahrifat yapıldığı, temerrüde düşürülmeden faiz istenemeyeceği, borcun ödendiği ve alacağın belirsizliği gibi çeşitli gerekçelerle davanın reddini savunmuştur.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/35 EsasKARAR NO : 2025/953DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 10/01/2025KARAR TARİHİ : 08/10/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.03.2023 ve 11.09.2024 tarihleri arasında davalının, müvekkilinden farklı tarihlerde, farklı miktarlarda kargas et aldığını ve kargas etlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının 14.03.2024 tarihli ve 1.925.191,23 TL bedelli ile 21.03.2024 tarihli ve 4,090,251,54 TL bedelli faturalara ilişkin ödeme yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin, fatura alacaklarına istinaden davalıdan toplam 5.964,859,95 TL alacaklı olduğunu, tarafların tacir olup, müvekkilinin fatura alacağına ilişkin ticari faiz isteme hakkının bulunması nedeniyle davalının faiz yönünden itirazının da mesnetsiz olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle icra inkar tazminatı talep ettiklerini bildirmiş, davalının, davaya konu icra dosyasında 5.964.859,95 TL asıl alacak yönünden itirazının iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olup, davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, yetkili mahkemenin HMK'nun 6.maddesi uyarınca müvekkili şirketin mersis adresinin bulunduğu yer mahkemesi olan Bayındır Mahkemeleri olması ve davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK'nun 119(1-b).maddesi hükmü uyarınca dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan davacının ve davalının adresinin bulunmadığını, HMK'nun 119(2).maddesi hükmü uyarınca bu konudaki eksikliklerin giderilmesi konusunda gereğinin yapılmasını talep ettiklerini, TTK'nun 89.maddesi uyarınca taraflar arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafın bu konudaki iddiasının gerçek dışı olduğu ve cari hesap bulunduğuna ilişkin iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, faturaya dayalı takibe ilişkin açılan itirazın iptali davalarında ya da faturaya dayalı açılan alacak davalarında davalının, akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemesi halinde taraflar arasında akdi bir ilişki bulunduğu konusundaki ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK'nun 200. maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı gereğince faturanın, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, TTK'nun 21(2).maddesi hükmünde düzenlenen aldığı tarihten itibaren ifadesine yer verilmesindeki amacın, faturaya itiraz edilebilmesi için geçecek sürenin başlangıç tarihinin tespiti olduğunu, bu tespitin yapılabilmesi için faturanın karşı taraf tarafından alındığının ispatının gerektiğini, dolayısıyla müvekkili şirkete takipten önce gönderilen bir fatura mevcut olmadığından ve müvekkiline itiraz hakkı tanınmadığından söz konusu faturalara dayanılarak müvekkili aleyhine icra takibi yapılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu alacağa ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığını, bu durumda alacağın belli bir vadede ödenip ödenmeyeceği konusunda bir anlaşmanın olup olmadığının belirli olmadığının gibi icra takibinden ve davadan önce müvekkili şirketin, ihtarname veya yazılı bir belge ile temerrüte de düşürülmediğini, bu kapsamda müvekkili şirketten faiz istenilmesinin mümkün olmadığını, takibe konu faturaların, fatura numarası ve irsaliye tarihinin üzerinin karalanması nedeniyle faturaların geçersiz olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirketin ticari defterlerine ve kayıtlarına, e-irsaliye faturalarına ve irsaliye fişlerine dayanmış ise de, davanın, itirazın iptali davası olup, icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da, takibin faturaya dayalı olarak yapılması halinde itirazın iptali davasında, bu belge dışında bir delile dayanılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından ödemeler yapılmış olması nedeniyle müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının salt soyut ve gerçek dışı iddialarının reddinin gerektiğini, müvekkilinin temerrütte düşürülmeden faiz istenilmesinin mümkün olmadığını, işletilen faizlerin hangi tarihlerden başlatıldığının ve hangi tarihler arasında faiz istenildiğinin belirtilmediğini, talep edilen alacakların belirli olmadığını ve anlaşılamadığını, icra inkar tazminatı talebi hakkında koşulların oluşmadığını bildirmiş, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın usulden, kabul görmemesi halinde esastan reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında ticari satım anlaşması kapsamında, davacı tarafça, davalı tarafa davaya konu icra takibine dayanak faturalar ile satılarak teslim edilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile tahsili için yapılan icra takibinde davalının asıl alacağa yönelik olarak yaptığı itirazının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra takibi Burdur İcra Müdürlüğünde 11.10.2024 tarihinde başlatılmış, davalı tarafın yasal süre içinde borca ve ferileri ile birlikte icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi ve yetkiye ilişkin itirazın davacı tarafça kabulü üzerine, icra dosyası Bayındır İcra Müdürlüğüne gönderilmiş, Bayındır İcra Müdürlüğünün davaya kon...sayılı dosyasında ödeme emri davalı tarafa 24.10.2024 tarihinde elektronik tebligat yolu ile tebliğe çıkarılmış, davalı vekili tarafından 25.10.2025 tarihili ve yasal süre içinde sunulan dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle davalı hakkındaki takip durmuştur.Dava, İİK'nun 67(1) maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılmıştır.Cevap dilekçesinde, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı iddia edilmiş ve bir gerekçeye dayanılmamış ise de, duran icra takibinden sonra davacının itirazın iptali ve takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın iptali davası açmasında hukuki yararının bulunduğunun açık ve anlaşılır olması karşısında davalı tarafın aksi iddiasında haklılık görülmemiştir. Cevap dilekçesinde, davalı şirketin sicile kayıtlı adresi nedeniyle Bayındır Mahkemelerinin yetkili olup, İzmir Mahkemelerinin yetkisiz olduğu iddiası ile yetkisizlik itirazında bulunulmuş ise de, davanın, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali istemli olup, uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin nispi ticari dava niteliğine bağlı olarak Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin 07.07.2021 tarihli HSK kararı uyarınca, Bayındır ilçesinde Asliye Ticaret Mahkemesinin bulunmayıp, Bayındır ilçesindeki ticari uyuşmazlıklar yönünden İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili bulunduğu, buna göre; davalı tarafça ileri sürülen yetkisizlik itirazında usul, yasa ve dosya kapsamına uygunluk bulunmadığı dikkate alınarak, ön inceleme duruşmasında yetkisizlik itirazının reddine karar verilmiştir. Cevap dilekçesinde, HMK'nun 119(1-b).maddesi hükmü uyarınca dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan davacının ve davalının adresinin gösterilmediği, bu eksikliğin giderilmesi yönünden davacı tarafa süre verilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, her iki tarafın adresinin gerek ticari sicil kayıt örnekleri, gerekse icra dosyası, gerekse dava dilekçesine ekli diğer belgeler ile belirli olup, tarafların adreslerinin belirli olmaması veya belirlenememesi halinde süre verilmesi gerektiği, belirli olması halinde süre verilmesinin bir anlamının bulunmadığı, bu eksikliklerin resen tamamlanabilir olduğu dikkate alınarak, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı gereği HMK'nun 119.maddesi uyarınca bu konuda bir karar oluşturulmasına ve davacı tarafa süre verilmesine gerek görülmemiştir. Cevap dilekçesinde, davacının iddia ve istemlerinin soyut olup, davalının temerrütte düşürülmeden faiz istenilmesinin mümkün olmadığı, işletilen faizlerin hangi tarihlerden başlatıldığı ve hangi tarihler arasında faiz istenildiğinin belirtilmediği, talep edilen alacakların belirli olmadığı ve anlaşılamadığı iddia edilmiş ise de, dava dilekçesindeki açıklamalar ile netice ve talep bölümünün açık ve anlaşılır olup, itirazın iptalinin yalnız asıl alacak için talep edildiği, ödeme emrinde talep edilen işlemiş faiz yönünden itirazın iptalinin talep edilmediği, buna göre cevap dilekçesinde işlemiş faize yönelik açıklamaların gereksiz olması yanında, asıl alacak ile işleyecek faizin açık ve anlaşılır miktar ve oranlarda talep edildiği, bir belirsizliğin söz konusu olmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın aksi iddialarında haklılık görülmemiştir. Taraflar arasında oluşan ticari satım ilişkisi konusunda yazılı sözleşme yapılmadığı her iki tarafın kabulündedir. Davacı taraf, davaya konu icra dosyasındaki takip talebinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde borcun sebebini 14.03.2024 tarihli ve 1.925.191,23 TL bedelli ile 21.03.2024 tarihli ve 4,090,251,54 TL bedelli iki adet fatura olarak göstermiş ise de, 14.03.2024 tarihli faturanın 4.090.251,54 TL bedelli, 21.03.2024 tarihli faturanın ise 4.039.668,72 TL bedelli faturalar olduğu gibi takip talebine bu iki fatura yanında davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle 5.964.859,95 TL alacaklı olduğunu gösterir cari hesap dökümü de sunulmuştur. Davacı taraf faturalara konu ticari emtianın davalı tarafa satılarak teslim edildiği, ancak bedelinin ödenmediği iddiasındadır. Buna karşın davalı taraf, taraflar arasında sözlü dahi olsa bir ticari ilişki bulunmadığını, faturalara konu emtianın teslim edilmediğini iddia etmekle birlikte tüm ödemelerin yapıldığını, bu nedenle davacı tarafa ödenecek bir borç bulunmadığını iddia etmiştir. Karşılıklı açıklamalar ve dosyada toplanan tüm delil ve belge örneklerinden taraflar arasında takibe dayanak faturalardan önce ticari satım ilişkisinin doğduğu, taraflar arasında TTK'nun 89.maddesi hükmü çerçevesinde cari hesap ilişkisi bulunmasa da, her iki tarafın açık cari hesap tuttuğu, davacı tarafça icra takip tarihine kadar çok sayıda fatura ile aynı nitelikteki ticari emtiayı davalı tarafa farklı tarihlerde sattığı, buna karşılık davalı tarafça yine farklı tarihlerde ödemelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddiaları, davanın niteliği, her iki tarafın delil olarak ticari defterlere dayandığı, icra takibinin iki adet fatura yanında açık cari hesap ilişkisine de dayandığı, taraflar arasında takibe dayanak iki fatura dışında da aynı nitelikte ticari ilişkinin takip tarihine kadar süregeldiği, her ne kadar davalı tarafça ticari ilişkinin ve faturalara konu emtianın teslim edilmediği iddiasında bulunulmasına rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünün tamamının yerine getirildiği ve takip tarihi itibariyle davalının, davacıya borcununu bulunmadığı çelişkili olarak iddia edilmiş ve davacının, itirazın iptalinin davasının niteliği gereği sadece takibe dayanak belgeler çerçevesinde iddiasını kanıtlayabileceği iddia edilmiş ise de, davalı tarafça, davaya konu faturaların iade edildiği veya faturalara itiraz edildiği konusunda bir iddianın dile getirilmediği, takip talebine ekli olarak sunulan açık cari hesap dökümünden tarafların ticari ilişkilerinin takip tarihinden uzun zaman önce belirli bir süre devam ettiği, takibe dayanak faturaların bir bölümünün ödendiği, takip tarihi itibariyle bu ticari ilişkiden kaynaklanan ve ödenmeyen bakiye alacağın takip konusu yapıldığı, buna göre dosyada toplanan tüm delillerle birlikte tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak alınacak raporla, toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözümünün mümkün bulunduğu dikkate alınarak, tarafların defter ve kayıtları ile dosyada toplanan tüm deliller üzerinde bilirkişi raporu alınması suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. Bilirkişi raporunda; davacı tarafından sunulan cari hesap ekstrelerine göre, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 30.03.2023 tarihinde başladığını, 14.03.2024 tarihli 4.090.251,54 TL bedelli ve 21.03.2024 tarihli ve 4.039.668,72 TL bedelli faturalardan sonra 21.03.2024 tarihi itibariyle davalının cari hesap bakiye borcunun 22.664.859,95 TL'ye yükseldiğini, 25.03.2024 ve 11.09.2024 tarihleri aralığında davalı tarafından 9 adette toplam 16.700.000,00 TL ödeme yapıldığını ve 11.09.2024 tarihi itibariyle cari hesap bakiye borcunun 5.964.859,95 TL'ye gerilediğini, davalı şirketin incelenen 2024 yılına ait Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebir'e ilişkin e-defter beratlarının ilgili kanun ve tebliğlere uygun olduğunu, davalının yardımcı defter kayıtlarının dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresi ile uyumlu olduğunu, yevmiye defteri ve defter-i kebirle aynı kayıtları ve miktarları içerdiğini, davalı tarafın defter ve kayıtlarının, davacı tarafından ibraz edilen yardımcı defter kayıtları ile uyumlu olduğunu, buna göre icra takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 5.964,859,95 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında düzenlenen satış faturaları ve davalı tarafından yapılan ödemeler ile takip tarihindeki asıl alacak tutarı yönünden taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davacının işlemiş faiz yönünden itirazın iptalini talep etmediğini, tarafların tacir olmaları nedeniyle davacının avans faizi talep edebileceğini, takip tarihi itibariyle avans faiz oranın %51,75 oranında talep edilmesinin mümkün bulunması ile birlikte davacının %48 oranında faiz talebinde bulunduğunu bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, usul, yasa ve dosya kapsamına uygun, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; taraflar arasında yazılı olmayan ticari satım ilişkisinin 30.03.2023 tarihinde başladığı, bu tarihten itibaren, 21.03.2024 tarihine kadar ticari satım ilişkisinin devam ettiği, bu süre içinde davacı tarafından, dana etiği niteliğindeki ticari emtianın çok sayıda fatura ve sevk irsaliyeleri ile birlikte satılarak davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafça hiçbir faturaya itiraz edilmediği gibi faturaların davacıya iade edilmediği ve ticari defterlerine işlendiği, bununla birlikte her iki tarafça açık cari hesap tutulduğu, 21.03.2024 tarihi itibariyle davalının cari hesap bakiye borcunun 22.664.859,95 TL olup, 25.03.2024 ve 11.09.2024 tarihleri arasında davalı tarafından 9 adette toplam 16.700.000,00 TL ödeme yapılması sonucunda icra takip tarihi itibariyle davalının bakiye borcunun 5.964.859,95 TL olduğu, davacı tarafça bakiye borcun takip konusu yapıldığı ve borcun son iki faturaya hasredildiği, her iki tarafın defter ve kayıtlarının gerek takibe dayanak faturalar, gerek açık cari hesap, gerekse takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarı yönünden bütünüyle birbirini doğruladığı dikkate alındığında, davalı tarafın, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, faturalara konu ticari ürünlerin teslim edilmediği ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm ödemelerin yapılarak davacı tarafa borcununu bulunmadığına ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı gibi, aksine her iki tarafın birbiri ile uyumlu ticari defter ve kayıtları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin faturalara konu ticari emtianın satılarak davacıya teslim edildiğinin ve takip tarihi itibariyle davacının 5.964.859,95 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğunun dosyada toplanan tüm delillerle kanıtlandığı, davacının icra dosyasında talep ettiği işlemiş faizi dava konusu yapmadığı, tarafların tacir olup, aralarındaki sözleşme ilişkisinin ticari nitelikte olması nedeniyle ticari temerrüt faizi talep etmesinde usul ve yasaya uygunluk bulunduğu, takip talebinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde %48 oranında ticari temerrüt faizi talep ettiği dikkate alınarak, davanın kabulü ile davalının davaya konu Bayındır İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptaline, takibin, 5.964.859,95 TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden, takip tarihinden itibaren yıllık %48 faiz oranını geçmemek üzere %48 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Dava konusu alacak taraflarca hesaplanabilir ve likit niteliktedir. Bu nedenle davalı taraf, haksız itirazı nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmuştur. Davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de, talep edilen asıl alacağın tamamına hükmedilmiş olması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1- Davanın KABULÜ ile; Davalının davaya konu Bayındır İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali ile; Takibin, 5.964.859,95 TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden, takip tarihinden itibaren yıllık %48 faiz oranını geçmemek üzere %48 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, 2-Hükmedilen 5.964.859,95 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 1.192.971,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 407.459,58 TL karar ve ilam harcından, 101.864,90 TL peşin nispi harcın indirilmesiyle geriye kalan 305.594,68 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 574.243,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 101.864,90 TL peşin harç, 160,00 TL on iki adet elektronik tebligat gideri, 2,50 TL kep müzekkere gideri, 2.150,00 TL posta gideri, 6.250,00 TL bilirkişi ücreti giderinden oluşan toplam 111.042,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan gider avansından yargılama gideri yapılmadığı ve davalı tarafça başkaca bir yargılama giderinin yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08.10.2025Başkan...e-imza Üye ... e-imzaÜye ... e-imzaKatip ... e-imza