İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, elektrik faturası ve sözleşme fesih ceza bedeli alacağı talebiyle başlatılan icra takibinde, yaklaşık ispat koşulları sağlanamadığından reddedilen ihtiyati haciz talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını istinaf incelemesine almıştır.
Özet: Bir elektrik tedarikçisinin, müşterisinden tahsil edemediği elektrik faturaları ve sözleşme fesih cezasına istinaden başlattığı icra takibinde talep ettiği ihtiyati haczin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine istinaf başvurusu yaptığı bu evrakta, tedarikçi abonelik sözleşmesi ve otomatik sayaç okumalarıyla oluşan alacağın yaklaşık ispat şartını karşıladığını ve borçlunun itirazının tahsili engellemeye yönelik olduğunu ileri sürerken, ilk derece mahkemesi faturaların tek taraflı düzenlenmesi ve borçlunun itirazları dikkate alındığında kesin veya yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığına, alacağın tespiti için bilirkişi incelemesinin elzem olduğuna karar vermiş olup, istinaf mahkemesi bu ret kararının hukuka uygunluğunu değerlendirecektir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2093
KARAR NO:2026/2238
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ:09/07/2026
NUMARASI:2026/570 Esas
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.'nin İstanbul Avrupa yakasında görevli tedarik şirketi sıfatıyla hizmet verdiğini, davalı ile müvekkili kurum arasında elektrik abonelik sözleşmesi imzalandığını, davalının 1.377.292,90 TL tutarındaki elektrik faturasını ödemediğini, müvekkili kurumun sözleşmeden kaynaklı edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalının ise sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu nedenle Merkezi Takip Sistemi 2026/163260 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, fatura bedellerinin endeksör vasıtasıyla insan müdahalesi olmaksızın ölçüldüğünü, alacağın vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olduğunu, İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesi uyarınca yaklaşık ispat kuralının sağlandığını, alacağın varlığına dair kanaat oluştuğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2024 tarihli 2024/2356 Esas ve 2024/2307 Karar sayılı kararı ile elektrik faturalarından kaynaklı alacaklarda ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunun kabul edildiğini, alacağın sürüncemede kalmaması adına borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, ihtiyati haciz kararının Merkezi Takip Sistemi 2026/163260 Esas sayılı dosyadan uygulanmasını ve ilgili dosyaya müzekkere yazılmasını, 1.577.055,46 TL tutarındaki takip çıkışı üzerinden borca yeter miktarda haciz ve muhafaza işlemi yapılmasını, talebin öncelikle teminatsız olarak kabulünü, aksi kanaatte ise mahkemece takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkeme,"Elektrik tüketim faturalarına dayalı alacaklarda, endeksör ölçümleri ve tüketim miktarlarının doğruluğu, borçlunun varsa itirazları ve sözleşme hükümleri çerçevesinde hesaplamanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususları ancak bilirkişi incelemesi neticesinde kesin olarak belirlenebilir. Tek taraflı düzenlenen faturalar, borçlu tarafından kabul edilmediği sürece tek başına ihtiyati haciz kararı verilmesi için aranan "kesin veya yaklaşık ispat" şartını sağlamaya yeterli kabul edilmemiştir. Bu itibarla, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden ve kanunun aradığı anlamda yaklaşık ispat koşulu bu aşamada sağlanamadığından, koşulları oluşmadığından " gerekçesi ile;"İhtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin İİK'nın 257 ve 258/1 maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine" dair 09/07/2026 tarihinde karar vermiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;borçlu/davalıya müvekkili kurum ile elektrik abonelik sözleşmesi ile adresine elektrik perakende satışı yapılmış olup işbu sözleşme dava dilekçesi ekinde sunulduğu,sözleşmenin davalı tarafça sözleşmede yazılı şartlara uygun olmaksızın feshedilmiş olması nedeniyle davalı şirket adına ... seri nolu 1.377.293,00 TL tutarında fesih ceza bedeli faturası tahakkuk ettirildiği,faturaların Merkezi Takip Sistemi 2026/163260 E. sayılı dosyalara konu edildiğini,fesih ceza bedeline ilişkin sözleşme maddesinin şu şekilde olduğunu,"4.3. İşbu maddenin devamında sayılan durumların gerçekleşmesi halinde Müşteri'nin Sözleşme süresi içerisindeki en yüksek 1 aylık fatura tutarı kadar Cezai Şart Bedeli, Müşteri tarafından Tedarikçi'ye hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın derhal ödenir:
(i) Müşteri, Sözleşme ve/veya Tedarik Protokolü'nü, Tedarik Protokolü'nde belirlenen sona erme süresinden önce, haklı bir gerekçe olmaksızın feshederse(ii) Tedarikçi, Tedarik Protokolü'nün 4.1. maddesi uyarınca işbu Tedarik Protokolü ve/veya Sözleşme'yi haklı nedenle feshederse
",söz konusu fesih ceza bedelleri dava dilekçesi ekinde sunulu perakende satış sözleşmesi ve ikili anlaşmanın yukarıda yer verilen maddesi uyarınca en yüksek faturalar esas alınmak suretiyle hesaplandığını,davalıya karşı fesih ceza bedeli hesaplanırken esas alınan fatura bedelleri insan müdahalesi olmaksızın endeksör cihazı ile davalı adına kayıtlı elektrik sayacından ölçülen tüketim endeks değerlerine göre tahakkuk ettirildiğini,borçlu ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemekte ve bu sayede zaman kazanmaya çalıştığını,ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini,dosyaya sunulan elektrik abonelik sözleşmesi ve sözleşmeden kaynaklı fatura alacağının sözleşmeye ve yönetmeliğe uygun şekilde hesaplanmış olduğuna ilişkin müvekkili kurum kayıtları yaklaşık ispat şartını sağladığını,müvekkili kurumun huzurdaki davada ortaya koymuş olduğu belge ve delillerin ihtiyati haciz şartlarını taşıdığını,yaklaşık ispat şartının sağlandığı hususu ilk derece mahkemesi tarafından verilen karardan da anlaşıldığını,davalı yan icra takibine yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazı ile zaman kazanmaya çalışarak müvekkili kurumu zarara uğratma ve mal kaçırma amacında olduğunu,mevcut şartlarda şu an itibariyle alacağın tamamı üzerinden bir ihtiyati haciz kararı verilmemesi daha sonrasında müvekkili kurumun vadesi gelmiş alacağına kavuşmasını imkansız hale getireceğini,davacı kurumun belirlenecek teminatı yatırmaya hazır olduğunu,mevcut durumda müvekkilinin hak kaybı yaşayabileceği açık olup belirlenecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; dava konusu dolayısı ile icra takibine konu faturanın elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olmadığının görüldüğü,faturanın ''Fesih Ceza Bedeli Ek TL.'' açıklaması ile 1.377.293 TL. olarak düzenlendiğini,yani davacının bu faturaya ilişkin her hangi bir elektrik enerjisi kullanımının söz konusu olmadığını, davacının iddialarının bir dayanağı olmadığını, davacı vekili dava dilekçesini tamamen değiştirerek ,davanın sözleşme gereğince haksız fesih nedeni ile ceza faturası olduğunu iddia ettiğini, davacının iddialarını ve delillerini HUMK gereğince değiştirmesinin mümkün olmadığını, bu hususta davalı olarak muvafakatları olmadığını, davacının , ancak dava dilekçesinde iddia ettiği enerji borcunun varlığını ispat etmesi gerektiğini belirterek davacı istinafının reddini istemiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Talep itirazın iptali ve ihtiyati haciz talebine ilişkindir.
Davacı hakkında 1.377.293,00 TL tutarında fesih ceza bedeli faturasından kaynaklanan faturaya dayalı olarak davalı aleyhine icra takibi başlatmış, davalının itirazı nedeniyle takip durduğundan itirazın iptali talebi ile eldeki dava açılmıştır.Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır.
2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.” Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir.Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.
Eldeki dosyaya konu alacak taraflar arasında akdedilen elektrik tedarikine ilişkin sözleşmenin fesih süresi geçtikten sonra ve tedarik devam ederken davalı tarafça feshi nedeniyle tahakkuk olunan fesih/ceza bedeline ilişkindir.
Davalı ,sözleşmenin davacının ihlal niteliğindeki işlemlerinden kaynaklanan nedenlerle haklı olarak feshedildiğini ve cezai şart koşullarının oluşmadığını savunmaktadır.Cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı ve talep edilebilecek alacağın tespitinin yargı- lamaya muhtaç olduğu, yargılamanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle ihtiyati haciz talebinin reddi yönünde verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/09/2026