Bayilik ilişkisi ve ticari alışverişten kaynaklanan, iflas eden davacı şirketin karşılıksız çek ve nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle borçsuzluğunu iddia ettiği menfi tespit davası.
Özet: Bayilik ilişkisi sonucunda davalıya verilen çekler ve teminat mektubu kaynaklı alacağın, iadeler, ürün karşılığı ödemeler ve davacının iflası sonrası davalı tarafından istenen miktarın fiili borcun çok üzerinde olduğu ve davalıya borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında; davalı taraf, ticari ilişkinin davacı ile değil üçüncü bir şirketle olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve elindeki çeklerin iyiniyetli hamili olduğunu ileri sürerek, kendi başlattığı icra takibinin ve nakde çevirdiği teminatın haklı olduğunu savunmaktadır.

T.C. İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/99 KARAR NO : 2025/963DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 29/01/2025KARAR TARİHİ : 14/10/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bayilik ve ticari alışveriş ilişkisi bulunduğunu, bu ticaret ile beraber teminat mektupları verildiğini, birçok alışveriş yapıldıktan sonra son ürün alışverişi sonrasında toplamda iki adet 30/06/2023 tarihli... seri numaralı 600.000,00-TL, 30/05/2024 tarih... seri numaralı 600.000,00-TL bedelli çek keşide edilerek teslim edildiğini, ayrıca müvekkili şirketçe davalı firmaya 1.000.000,00-TL tutarlı teminat verildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan protokollere istinaden mal alımları yapılmaya başlandığını, öncesinde alınan her ürün ile birlikte ürün bedellerinin ayrıca çek olarak tanzim edilerek davalı firmaya teslim edildiğini, davalının dava konusu çekler öncesinde verilen ürünlerin karşılığında alınan çekleri çek ibraz tarihleri geldiğinde banka aracılığı ile tahsil ettiklerini, taraf şirketler arasında bu ilişkinin uzun süre devam ettiğini, akabinde alınan son ürünler ile alakalı müvekkili firmaca alınan ürünlerin karşılığında verilmiş olan 30/06/2023 tarih ... seri numaralı 600.000,00-TL, 30/05/2024 tarih ... seri numaralı 600.000,00-TL bedelli çek teslim edildiğini, ayrıca işlem görmemiş olan 600.000,00-TL tutarlı çekin de ayrıca müvekkili şirketçe keşide edilerek teslim edildiğini, yapılan ticaret sonrasında bazı ürünlerde iade işlemleri yapıldığını ve iade faturaları kesildiğini, müvekkili şirketin işlerinin ters gitmesi ile birlikte ödeme güçlüğü çekmesi üzerine müvekkili şirketçe davalı firmaya borcu karşılığı verilen çeklerin ödeme günü ödemeleri yapılamadığını, bu durum üzerine davalı şirketin ellerinde bulundurduğu ve karşılığını alamadığı çekler nedeni ile İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, ayrıca bayilik sözleşmesi gereğince müvekkili şirketçe davalı şirkete verilen 1.000.000,00-TL bedelli banka teminat mektubunun da nakde çevrildiğini, bu süre zarfında müvekkili şirketin iflas ederek tasfiye olduğunu ve tüm faaliyetlerinin sona erdiğini, bu nedenle davalı firma ile yaptığı bayilik sözleşmesi ve diğer alım satım sözleşmelerinin de sona erdiğini ve protokollerin iptal olduğunu, davalıdan alınan ürünler karşılığında 1.200.000,00-TL bedelli çek ve ayrıca 1.000.000,00-TL tutarlı teminat mektubu bulunduğunu, alınan teminat mektubu nakde çevrildikten sonra alınan ürünlerin çok üzerinde tutar üzerinden davalı firmanın işlem tesis ettiğini ve icra takibi başlattıığını, müvekkili firmanın işlem yapılan ve icra takibi başlatılan borç kadar borcu bulunmadığını, davalı firmanın icra takibi yapmış olduğu her iki çek üzerinden ayrıca İzmir... İcra Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası ile karşılıksız çek keşide etme suçlamasıyla dava açtığını, müvekkili şirketin borca batık bir şirket olması nedeniyle adli yardım taleplerinin bulunduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulü ile takip ve ellerinde bulunan çekler nedeni ile davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibin ve takip konusu çeklerin iptaline, kötü niyetli davranan davalı şirket aleyhine %20’sinden az olmamak üzere haksız icra tazminatına ve %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, her ne kadar davacı ile müvekkil şirket arasında bayilik ve ticari alışveriş ilişkisi olduğu iddialarında bulunulmuş ise de, davaya konu edilen ticari ilişkinin, müvekil şirket ile dava dışı takip borçlusu ... İhr. Ltd. Şti. arasında olduğunu, davacı...Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti.nin ayrı tüzel kişiliklerinin haiz olduğunu, davacının gerçeğe aykırı iddialarda bulunduğunu, sadece teminat mektubu incelendiğinde, davacının ileri sürdüğü iddiaların tamamının gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılacağını, davaya konu çekleri... Ltd. Şti. yetkilisi tarafından lehtar ... Ltd. Şti. lehine düzenlenip müvekkili şirkete verildiğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, HMK m.334 hükmü uyarınca tüzelkişiliği olan davacının adli yardım talebinin reddi ile gerekli harçların tamamlanması gerektiğini, davacının çeklerin iptaline ilişkin talebini arabuluculuk başvurusuna konu etmediğini, bu nedenle çeklerin iptalinin davaya konu edilemeyeceğini, davacı ihtiyati tedbir ve icranın durdurulması kararı verilmesi talebinde bulunulmuş ise de, İcra İflas Kanunu m.72/3 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini ancak icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesini ihtiyati tedbirle önleyebileceği hüküm altına alındığını, kambiyo senetlerindeki mücerretlik ilkesi gereği davaya konu çekin dayandığı temel alacak ilişkisinden ari olduğunu, davacının tarafı olmadığı bir ticari ilişkiden kaynaklanan borcun mevcudiyetine ilişkin dava ikame edemeyeceğini, senet metninden açıkça anlaşılmayan defilerin son hamile dermeyan edilemeyeceğini, davacının davaya konu borcun ödenmediğini ikrar ettiğini, bu davanın davacı şirket yetkilisi hakkında yürütülen ceza yargılamasını sürüncemede bırakmaya yönelik olup, kötü niyetle açıldığını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği, davacının iddialarını ancak ve ancak senetle ispatının gerektiğini, davacının bu yönde hiçbir delil sunmadığını, müvekkili aleyhine haksız icra tazminatına da kötüniyet tazminatına da hükmedilemeyeceğini aksine davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER :1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,2-Keşidecisi... Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı dava dış... İnşaat Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/06/2023 tarihli, ... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çek ile keşidecisi... İnşaat Taahhüt Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı dava dış ... İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/05/2024 tarihli, ... seri numaralı, 600.000 TL bedelli çek,3-... Şirketi Bingöl Şubesi nezdinde dava dışı... Limited Şirketi lehine düzenlenen 04/08/2022 tarih ve ... numaralı, 1.000.000,00-TL bedelli teminat mektubu,4-İzmir ...İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası,5-İzmir.... İcra Ceza Mahkemesini... Esas sayılı dosyası,6-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, şirketin terkin edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihe ve hangi madde çerçevesinde terkin edildiğine ilişkin kayıtlar, vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formları,7-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formları,8-Bingöl İflas İdaresi nezdinde davacı şirketin iflas edip etmediğine ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı, iflas kaydının bulunması halinde iflas işlemlerinin hangi aşamada olduğunun sıra cetveli düzenlenerek ilan edilip edilmediği, iflas kararının kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin kayıtlar,9-... Anonim Şirketi nezdindeki davacı şirket lehine davalı şirket tarafından verilen 04/08/2022 tarih ve ... Mektup numaralı Kesin Teminat Mektubunun nakde çevrilip çevrilmediği, çevrilmiş ise hangi tarihte nakde çevrildiğine ilişkin kayıtlar, teminat mektubu ile ödeme belgeleri,10-Sair deliller.DAVA KONUSU :Açılan dava, taraflar arasında bulunduğu iddia edilen bayilik ve ticari alışveriş ilişkisi kapsamında, davacı şirket tarafından satın alınan ürünlere karşılık olarak davalı şirkete çek verildiği, son ürün alımı açısından davalı şirkete 30/06/2023 tarihli,... seri numaralı, 600.000,00-TL ve 30/05/2024 tarihli, ... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çekler ile işlem görmemiş ve seri numarası sonradan bildirilecek 600.000,00-TL bedeli çekin ciro edildiği, son alınan ürünlerden bazıları açısından iade işlemi gerçekleştirildiği ve iade faturası tanzim edildiği, davacı şirketin işlerinin ters gitmesi sebebiyle ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine keşide tarihlerinde ödenemeyen çeklerin davalı şirketçe İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği, davalı şirketin ayrıca sözleşme gereğince verilen teminat mektubunu paraya çevirdiği, akabinde davacı şirketin iflas ettiği, tasfiye olduğu ve tüm faaliyetlerinin sona erdiği, bu çerçevede davalı şirket ile yaptığı bayilik sözleşmesi ve diğer alım satım sözleşmelerinin de sona erdiği, protokollerin iptal olduğu, davacı şirketin davalı şirkete işlem yapılan ve icra takibi başlatılan borç kadar borcu bulunmadığı, davalı şirkete yapılan iadeler ile nakde çevrilen teminat mektupları mahsup edildiğinde çok daha az miktarda borcu kalmasına rağmen davalı şirketin çeklerin tamamı üzerinden işlem başlattığı, alınan ürünler ile verilen çekler arasında fiyat farkının olduğundan bahisle, davacı şirketin İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasına konu takip ve davalı şirketin elinde bulunan çeklerden dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında bulunan takibin ve takip konusu çeklerin iptali ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere haksız icra tazminatı ve yine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlunun...t Limited Şirketi ile... Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı borçlu aleyhine toplam 901.331,60-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir. Takibe dayanak belgeler, keşidecisi... Şirketi, lehtarı dava dış ...Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/06/2023 tarihli,... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ... Teknolojileri İnşaat Taahhüt Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı dava dış ... İnşaat Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/05/2024 tarihli,... seri numaralı, 600.000 TL bedelli çeklerdir.Davaya konu uyuşmazlığın, davacının,... Şirketi Elazığ Şubesine ait, keşidecisi ... lehtarı... olan, ... seri numaralı, 31/05/2018 tarihli ve 15.000,00-TL bedelli çek bedelinin 1.600,00-TL'sinin ... Bankası Anonim Şirketi tarafından sorumluluk bedeli olarak, 10.000,00-TL'sinin ise davacı tarafından davalıya ait Türkiye ... Anonim Şirketi nezdinde bulunan hesaba ödendiği, 3.400,00-TL yerine çek bedelinin tamamının talep edilmesinin haksızlık oluşturduğundan bahisle, fazladan talep edilen kısmı yönünden, ... Bankası Anonim Şirketi Elazığ Şubesine ait, keşidecisi ... olan,... seri numaralı, 31/05/2018 tarihli ve 15.000,00-TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı vekilince davacının tacir olmadığı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu iddiası ile mahkememizin görevli olmadığı belirtilmiş ise de, uyuşmazlığın temelini... Bankası Anonim Şirketi Elazığ Şubesine ait, keşidecisi..., lehtarı ... olan,... seri numaralı, 31/05/2018 tarihli ve 15.000,00-TL bedelli çekin oluşturduğu, çeke ilişkin hükümlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlendiği, anılan Kanunun 4. maddesinde taraflardan biri tacir olmasa bile bu Kanunda düzenlenen hususlara ilişkin davaların ticari dava sayıldığının açıkça hükme bağlandığı, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları da dikkate alındığında kıymetli evraka dayanan uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin görev itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Her ne kadar davalı vekilince dava dilekçesinde çeklerin iptali de talep edilmiş olup, bu talebe ilişkin olarak arabuluculuk başvurusu yapılmamıştır, bu sebeple çeklerin iptali talebi yönünden arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, dava dilekçesinde çeklerin iptaline karar verilmesi talep edilmiş olmasına rağmen, yargısal faaliyet çerçevesinde bazı özel durumlar haricinde kıymetli evrakların iptali yönünde karar oluşturulması mümkün olmadığı gibi, bu yönde arabuluculuğa başvurulup başvurulmaması hususunun menfi tespit talebinin varlığı dikkate alındığında herhangi bir önem arz etmediği dikkate alınarak, davalı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştirBu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, keşidecisi ... Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı dava dış ...İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/06/2023 tarihli, ... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çek ile keşidecisi... Enerji Emlak Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı dava dış... İthalat İhracat Limited Şirketi olan, 30/05/2024 tarihli,...seri numaralı, 600.000 TL bedelli çek, Türkiye... Anonim Şirketi Bingöl Şubesi nezdinde dava dışı... Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketi lehine düzenlenen 04/08/2022 tarih ve ... numaralı, 1.000.000,00-TL bedelli teminat mektubu, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, İzmiir... İcra Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, şirketin terkin edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihe ve hangi madde çerçevesinde terkin edildiğine ilişkin kayıtlar, vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz formları, Bingöl İflas İdaresi nezdinde davacı şirketin iflas edip etmediğine ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı, iflas kaydının bulunması halinde iflas işlemlerinin hangi aşamada olduğunun sıra cetveli düzenlenerek ilan edilip edilmediği, iflas kararının kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin kayıtlar, ödeme belgeleri ile ödeme belgeleri ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasında bulunduğu iddia edilen bayilik ve ticari alışveriş ilişkisi kapsamında, davacı şirket tarafından satın alınan ürünlere karşılık olarak davalı şirkete çek verildiği, son ürün alımı açısından davalı şirkete 30/06/2023 tarihli,... seri numaralı, 600.000,00-TL ve 30/05/2024 tarihli, ... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çekler ile işlem görmemiş ve seri numarası sonradan bildirilecek 600.000,00-TL bedeli çekin ciro edildiği, son alınan ürünlerden bazıları açısından iade işlemi gerçekleştirildiği ve iade faturası tanzim edildiği, davacı şirketin işlerinin ters gitmesi sebebiyle ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine keşide tarihlerinde ödenemeyen çeklerin davalı şirketçe İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği, davalı şirketin ayrıca sözleşme gereğince verilen teminat mektubunu paraya çevirdiği, akabinde davacı şirketin iflas ettiği, tasfiye olduğu ve tüm faaliyetlerinin sona erdiği, bu çerçevede davalı şirket ile yaptığı bayilik sözleşmesi ve diğer alım satım sözleşmelerinin de sona erdiği, protokollerin iptal olduğu, davacı şirketin davalı şirkete işlem yapılan ve icra takibi başlatılan borç kadar borcu bulunmadığı, davalı şirkete yapılan iadeler ile nakde çevrilen teminat mektupları mahsup edildiğinde çok daha az miktarda borcu kalmasına rağmen davalı şirketin çeklerin tamamı üzerinden işlem başlattığı, alınan ürünler ile verilen çekler arasında fiyat farkının olduğundan bahisle, davacı şirketin İzmir.. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu takip ve davalı şirketin elinde bulunan çeklerden dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında bulunan takibin ve takip konusu çeklerin iptali ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere haksız icra tazminatı ve yine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin davacı borçlu ve dava dışı borçlu aleyhine toplam 901.331,60-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davanın, taraflar arasındaki bayilik ve ticari alışveriş ilişkileri çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirketten alınan malların bedellerinin ödenmesi amacıyla davalı şirkete verilen çeklerin bedellerinin ödenememesi üzerine, çek bedellerinin tahsili amacıyla davacı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığı, aynı zamanda ilişki kapsamında davalı şirkete verilen 1.000.000,00-TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiği, ürünlerin bir kısmının iade edildiği, çek bedelleri ile nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin alınan malların bedelinden çok fazla olduğundan bahisle, davacı şirketin takibe dayanak çekler yönünden davalı şirkete borçlu olmadığı iddialarına dayandırıldığı, ancak cevap dilekçesi ekinde sunulan faturalardan da anlaşıldığı üzere davalı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir bayilik sözleşmesi ve ilişkisi bulunmadığı, ayrıca yine dava dilekçesine konu edilen teminat mektubunun dava dışı ... Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketi adına tanzim edildiği, her ne kadar... Anonim Şirketi Bingöl Şubesi tarafından gönderilen müzekkere cevabında teminat mektubunun dava dışı ... Malzemeleri İthalat İhracat Limited Şirketinin limitinden davacı şirkete kullandırılan 1.000.000,00-TL bedelli kredi açısından tanzim edildiği belirtilmiş ise de, bu durumun da davacı vekilince dava dilekçesinde yer verilen iddialar ile bağdaşmadığı, davalı tarafın dava dilekçesindeki tüm iddiaları ve özellikle temel ilişkiyi reddetmesi akabinde davacı vekilince taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispata elverişli herhangi bir bilgi ve belgenin mahkememize sunulmadığı, çeklerin kambiyo senedi vasfı kapsamında illetten mücerret olmaları sebebiyle ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını ispata elverişli herhangi bir delili mahkememize ibraz etmediği dikkate alındığında ve taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde bir inceleme yaptırılmasının da yargılamaya katkısı olmayacağı kanaatiyle, davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamayan davanın reddine, ayrıca davacı tarafın dava açmaktaki kötü niyetinin de ispatlanamaması sebebiyle davalı vekilinin kötü niyet tazminatının da reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Açılan davanın REDDİNE,2-Davalı vekilinin, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı şirketten alınarak davalı şirkete verilmesi talebinin REDDİNE,3-492 sayılı Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 13.851,39-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 13.236,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 125.552,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2025 Katip ...e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır