5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ihraç kayıtlı satışlardan kaynaklanan Katma Değer Vergisi iadesinin ödeme veya fatura tarihi kur farkından doğan alacak davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, davalıdan ihraç kayıtlı aldığı malların katma değer vergisini avans olarak Euro cinsinden ödediğini, davalının devletten KDV iadesini aldıktan sonra kendisine yapacağı iadenin, fatura tarihindeki kur yerine ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerektiğini iddia ederek eksik ödenen KDV iadesi farkının faiziyle birlikte tahsilini talep ederken; davalı, aralarında bu yönde bir anlaşma bulunmadığını, KDV iadesinin fatura tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak doğru bir şekilde yapıldığını ve davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/361 Esas - 2026/79

T.C.
...
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/361
KARAR NO : 2026/79
GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 21/05/2024
KARAR TARİHİ : 17/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2026
Davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının davalıdan yurt dışına ihraç edilmek üzere birtakım otomotiv sektörüne ilişkin mallar satın aldığını, satın aldığı malları ihraç kayıtlı olarak yurt dışına ihraç ettiğini, davacı ile davalı arasındaki alım- satım ilişkisine göre davacının malların bedeline ve katma değer vergisini davalıya Euro cinsi para ile ödediğini, ihracattan sonra davalının ihracata dayalı katma değer vergisini devlet kurumlarından aldığı zaman ödeme tarihindeki kur üzerinden davacıya iade ettiğini, davalının 24/05/2022 tarihli 56.359,73 Euro (Kdv dahil) tutarındaki ihraç kayıtlı faturası düzenlediğini, davacının 47.762,48 Euro+8.597,25 Euro Kdv=56.359,73 Euro fatura tutarının 11/03/2022 ve 24/05/2022 tarihli dekontlar ile davalıya ödendiğini, davalıya ödenen 8.597,25 Euro katma değen vergisi bedeli ile davacıya yapılacak katma değer vergisi iadesinin Merkez Bankası kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi konusuna anlaştıklarını, davalının katma değer vergisini devlet kurumlarından alması üzerine 26/01/2024 tarihli dekont ile ihraç kayıtlı fatura Kdv iadesi açıklaması ile yalnızca 145.033,89 TL ödeme yaptığını, davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye katma değer vergisi iadesinin fatura tarihindeki kur üzerinden değil, katma değer vergisi iadesinin yapılacağı ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek yapılması gerektiğini, davalının eksik ödeme yaptığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 20/10/2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 137.958,34 TL'ye yükseltmiş, yükselttiği tutarın ödeme tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının olanaklı olmadığını, davacı ile davalı arasında kurulan bir sözleşme bulunmadığını, davacının katma değer vergisi alacağının adı altında bir alacağının bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki elektronik posta yazışmalarına peşin alınan katma değer vergisi tutarının Türk Lirası olarak ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, proforma faturada katma değer vergisi tutarının yabancı para cinsinden veya ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeneceğini dair hiç bir açıklama ve taahhüt bulunmadığı gibi böyle bir kanuni zorunluluk bulunmadığını, gerek elektronik posta gerekse proforma faturada belirtildiği üzere davacının ödenen 145.033,89 TL'nin davacıya iade edildiğini, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili bedel artırım dilekçesine karşı sunduğu beyan dilekçesinde özetle bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere davacının alacağının varlığının dahi şüpheli olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının olanaklı olmadığını, davacının talebinin ahde vefaya ve Türk Medeni Kanununun 2. maddesine aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddialarını ispatlayamadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bedel artırım dilekçesindeki ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmesine muvafakat etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ;
Mali müşavir bilirkişi Vedat Nedim ÜÇÜNCÜOĞLU davacı ile davalının ticari defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında hazırladığı 21/01/2025 tarihli raporunda davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğunu, davacı ile davalı arasında muavin defter kayıtlarına göre ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkinin davacının davalıdan çeşitli otomotiv sektörü malları konumunda (müşteri), davalının da bu malları satan konumunda (tedarikçi) geliştiğini, davaya konu olan 24/05/2022 tarih ve AK22022000036962 numaralı ihraç kayıtlı faturada katma değer vergisinin 8.597,25 Euro olarak belirtilerek faturadaki Euro döviz kuru üzerinden Kdv tutarı (8.597,25X16.8698)= 145.033,89 TL olarak yazıldığını, davalının 26/01/2024 tarihinde katma değer vergisi olarak fatura tarihindeki kur üzerinden davacının ... .... ... Anonim Şirketi nezdindeki hesabına 24/05/2022 tarihli faturada belirtilen 145.033,89 TL olarak yaptığını, satılan malların tutarının (Katma değer vergisi dahil) faturalandırılmasında Euro cinsinden TL'ye çevrilerek fiyatlandırıldığı, yapılan ödemelerin de (Katma değer vergisi dahil) ödeme tarihindeki faturada belirtilen döviz kuru üzerinden yapılmış olması nedenleri ile davalı tarafından yapılan katma değer vergisi iadesi ödemesinde ödeme tarihi olan 26/01/2024 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Euro döviz alış kuru üzerinden yapılması gerektiğini, katma değer vergisi iadesinin ödeme tarihinden 1 gün önceki (25/01/2024) tarihli kur dikkate alınarak yapılan hesaplamada 8.597,25 EuroX32,9166 TL=282.992,23 TL tutarında vergi iadesi yapılması gerektiğini, bu durumda hesaplanan ve ödenen katma değer vergisi iadesi farkı olan (282.992,23-145.033,89)=137.958,34 TL tutarında davacının davalıdan alacaklı olabileceğini bildirmiştir.
Mali müşavir bilirkişi... .... ... bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmesi sonrasında hazırladığı 21/04/2025 tarihli raporunda Katma Değer Vergisi Kanununun 11-1-c maddesinde açıklandığı üzere davacının muaf olduğu katma değer vergisi tutarının davalıya ödenmiş olmakla ihracatın yapılamaması ihtimaline karşın bir nevi emanet tahsilat yapıldığı kanaatine varıldığını, davacının 11/03/2022 tarihinde ihraç kayıtlı mallar için 15.000 Euro, 18/05/2022 tarihinde proforma faturada kalan tutar olarak belirtilen 42.015,71 Euro'nun 24/05/2022 tarihli ihraç kayıtlı faturadaki döviz kuru (16,8698 TL) üzerinden, 708.796,63 TL olarak yaptığı ödemelerin doğrudan Euro olarak ve ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden yapılmış olması nedenleri ile davalı tarafından yapılan katma değer vergisi ödemesinin 25/01/2024 tarihindeki ... .... ... döviz alış kuru üzerinden yapılması gerektiğini, buna göre katma değer vergisi iadesinin 8.597,25 EuroX32,9166 TL= 282.992,23 TL olarak ödenmesi gerektiğini, ödenmesi gereken ve ödenen katma değer vergisi iadesi farkı olan (282.992,23-145.033,89)=137.958,34 TL tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğunu bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
Dava, ihracat işlemlerinden kaynaklanan katma değer vergisi iadesinden doğan alacak davasıdır.
Davacı, davalıdan yurt dışına ihraç edilmek üzere mal satın aldığı, davalı ile arasındaki alım-satım ilişkisine göre malların bedeli ile katma değer vergisini davalıya Euro cinsi para ile ödediği, ihracattan sonra davalının ihracata dayalı katma değer vergisini devlet kurumlarından aldığı zaman ödeme tarihindeki kur üzerinden davacıya iade etmesi gerekirken 26/01/2024 tarihinde 145.033,89 TL eksik ödeme yaptığı vakıasını ileri sürmüş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınmasını talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile talebini 137.958,34 TL'ye yükseltmiş, yükselttiği tutarın ödeme tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, zamanaşımı definde bulunmuş, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının olanaklı olmadığını, davanın haksız olduğunu savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesine karşı zamanaşımı defi ile diğer beyanlarını yinelemiş, bedel artırım dilekçesindeki ödeme tarihinden itibaren faiz talebine muvafakatının bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ile davalı arasında, alım satım sözleşmesi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık, davalının 26/01/2024 tarihine davacıya yaptığı 145.033,89 TL ödeme ile katma değer vergisi iadesi edimini tamamen ifa edip etmediği hususundadır.
Davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklanması ve davalının ödeme tarihi göz önünde bulundurularak cevap dilekçesi ile bedel artırım dilekçesine karşı beyan dilekçesindeki zamanaşımı defileri dava konusu uyuşmazlığın sözleşmeden doğması ve delillere göre 10 yıllık sürenin dava tarihinde dolmaması nedeni ile Türk Borçlar Kanununun 146. maddesi gereğince yerinde görülmemiştir.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
Davacı ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olan ve olmayan vakıalara göre genel kurala uygun olarak alacağının varlığını ve miktarını ispat yükü davacıdadır.
Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının ticari ilişkide davalıdan çeşitli otomotiv sektörü malları satın alan alıcı, davalının ise bu malları satan satıcı olduğu, dava konusı 24/05/2022 tarih ve AK22022000036962 numaralı ihraç kayıtlı faturada katma değer vergisinin 8.597,25 Euro olarak belirtilerek faturadaki Euro döviz kuru üzerinden katma değer vergisi tutarı (8.597,25X16.8698)=145.033,89 TL olarak yazıldığı, davalının 26/01/2024 tarihinde katma değer vergisi olarak fatura tarihindeki kur üzerinden davacıya 145.033,89 TL ödediği, satılan malların tutarının (Katma değer vergisi dahil) faturalandırılmasında Euro cinsinden TL'ye çevrilerek fiyatlandırıldığı, yapılan ödemelerin de (Katma değer vergisi dahil) ödeme tarihindeki faturada belirtilen döviz kuru üzerinden yapılmış olduğundan davalı tarafından yapılan katma değer vergisi iadesi ödemesinde ödeme tarihi olan 26/01/2024 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Euro döviz alış kuru üzerinden yapılması ve katma değer vergisi iadesinin ödeme tarihinden 1 gün önceki (25/01/2024) tarihli kur dikkate alınarak yapılan hesaplamada 8.597,25 EuroX32,9166 TL=282.992,23 TL tutarında vergi iadesi yapılması gerektiği, davacının (282.992,23-145.033,89)=137.958,34 TL eksik ödeme yaptığı sonucuna varılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır, 3. fıkrası gereğince ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Davacının yukarıda belirtildiği şekilde dayandığı vakıayı ve alacağını davacı ile davalının ticari defterleri ile üzerinde yapılan inceleme sonrasında ve aralarındaki ticari ilişkinin gelişimi irdelenerek hazırlanan bilirkişi raporu ve bilirkişi kök raporu ile, özellikle bilirkişi raporundaki dava konusu faturanın ihracat kayıtlı olduğu ve davalının katma değer vergisi iadesi alacağının ödeme tarihindeki kur üzerinde yapması gerektiği görüşü ile ispatlayarak ispat yükünü yerine getirmesi, davacıdan dava tarihinde dava konusu alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin beklenmesinin mümkün olmadığından davanın Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesine göre davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının olanaklı olması, davacı alacak hakkını talep ettiğinden davacının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 1. fıkrasının h bendine göre hukuki yararının bulunması, davacı ile davalı tacir olması, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından ve dava dilekçesinde faiz talep edilmemesine karşın tüm hakların saklı tutulduğundan bedel artırım dilekçesinde faiz talep edilmesine engel bulunmaması, bu talebin iddianın genişletilmesi niteliğinde olmaması, davacının dava konusu ödemeyi 11/03/2022 tarihinde yapması ve zararının bu tarihte oluşması nedenleri ile davanın kabulüne, 137.958,34 TL’nin ödeme tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
137.958,34 TL’nin ödeme tarihi olan 11/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar Kanunu 2026 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/1-a maddesi gereğince alınması gereken 9.423,93 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 2.340,00 TL bedel artırım harcından mahsubu ile alınması gereken 6.656,33 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, bedel artırım harcı 2.340,00 TL, 2 adet vekalet harcı 121,60 TL, 2 adet vekalet pulu 192,00 TL, dosya-posta gideri 180,00 TL ve bilirkişi ücreti 4.000,00 TL olmak üzere toplam 7.688,80 TL yargılama giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı tarafından yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE,
6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. fıkrasına ve 2. kısmına göre kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 1. fıkrasının a bendi ve 345. maddesinin 1. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.17/02/2026