Zorunlu trafik sigortasından kaynaklanan ölümlü trafik kazası sonucu dini nikahlı eşe destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin temyiz kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazasında imam nikahlı eşini kaybeden davacının sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebini konu almaktadır. Davacı, talebini 410.000 TLye yükseltmiş, ilk derece mahkemesi %20 müterafik kusur indirimiyle 390.000 TLye hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının istinaf başvurusunu kabul ederek, poliçe limiti olan 410.000 TLnin tamamının yasal faiziyle davalı sigorta şirketinden tahsiline karar vermiş ve kararda 390.000 TL limitin yanlış olduğunu belirtmiştir. Davalı sigorta şirketi ise temyiz başvurusunda, destek ilişkisinin ispatlanamadığını, kusur bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve vefat edenin diğer çocuklarına yapılan ödemelerin toplam limitten düşülmesi gerektiğini iddia etmektedir.
4. Hukuk Dairesi         2023/740 E.  ,  2026/58 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2212 E., 2022/2422 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/226 E., 2022/475 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.06.2020 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın, müvekkili ve iman nikahlı eşi olan ...'in yolcu olduğu araca çarpması sonucu ...'in vefat ettiğini, davacının, eşini ve desteğini kaybettiğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren kazaya karışan araç ticari araç olduğundan dolayı sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari) faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsilini talep etmiş, 10.08.2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete davadan önce yapılan başvuruda gerekli evrakın ibraz edilmediğini, davacı tarafın öncelikle müteveffa ile aralarında destek ilişkisinin varlığını ve kesintiye uğramadığını Yargıtay İçtihatları doğrultusunda şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 14.09.2021 tarihli 2020/322 E, 2021/430 K sayılı kararı ile Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dosyanın Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine ve gönderilmesine karar vermiş, Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de görevsizlik kararı vermesi üzerine Konya BAM 4. Hukuk Dairesi'nin 25.02.2022 tarihli 2022/682 E, 2022/563 K sayılı kararı ile Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile ölenin dini nikahlı eş oldukları, desteğin yolcu olduğu araçta gayri nizami şekilde taşındığı ve emniyet kemerinin takılı olmadığı gözetilerek belirlenen tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve poliçe limiti kadar destekten yoksun kalma tazminatına karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile sigorta poliçe limiti olan 390.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinin temerrüde düştüğü 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece 2020 yılı sigorta limiti 410.000,00 TL olmasına rağmen 390.000,00 TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmayıp davacının itirazının yerinde olduğu, hakkaniyet indirimi kapsamında tazminatların belirlendiği, bu halde reddolan maddi tazminat miktarları için davalı lehine vekalet ücreti taktir edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın tam kabulü ile sigorta poliçe limiti olan 410.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinin temerrüde düştüğü 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı taraf ile müteveffanın aralarında imam nikahı bulunduğu ve destek ilişkisinin müteveffanın ölüm tarihine kadar kesintisiz ve sürekli bir şekilde devam ettiğinin ispatlanamadığını, tam aksi yönde kolluk kuvveti raporu bulunduğunu, karara esas alınan kusur bilirkişi raporu ve bu raporda tespit edilen oranın da hatalı olduğunu, aynı kazaya ilişkin olarak alınan birbiri ile uyumlu tüm raporlar karşısında çelişkili raporun hükme esas alındığını, hesaplamanın hatalı olduğunu, müteveffanın dava dışı çocukları ... ve ... tarafından müvekkili şirket aleyhine yapılan tahkim başvuruları neticesinde davacılar için toplam 39.299,00 TL tazminata hükmedildiğini, toplam limitten bu tutarın düşürülerek karar verilmesi ve dava dışı annenin tazminat payının da garameten dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 30.06.2020 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde davacının desteği yolcunun ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-2918 sayılı Kanun'un 96. maddesinin birinci fıkrasında "zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur" düzenlemesine yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 96. maddesindeki hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak biçimde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.
Somut olayda; meydana gelen kazada davacının desteği ölmüş, desteğin ölümü ile geride annesi, eşi ve önceki evliliğinden iki çocuğu kalmış, eldeki bu davada desteğin eşi olan davacı destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş; davalı vekili, müteveffanın dava dışı çocukları ... ve ... tarafından müvekkili şirket aleyhine yapılan tahkim başvuruları neticesinde davacılar için toplam 39.299,00 TL tazminata hükmedildiğini, toplam limitten bu tutarın düşürülerek karar verilmesi ve dava dışı annenin tazminat payının da garameten dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece alınan tazminat raporunda desteğin annesinin ve önceki evliliğinden olan çocuklarının payları gözetilerek hesaplama yapılması doğru ise de tazminat miktarının belirlenmesinden sonra davaya konu kaza tarihi itibari ile davalının sorumlu olduğu teminat limitinin 410.000,00 TL olduğu, desteğin geride kalan annesi ve çocukları için de bu teminat limiti miktarından pay ayrılması gerektiği ve davacı yönünden hükmedilecek tazminat miktarları yönünden teminat limiti oranında garameten paylaştırmaya gidilmesi davalı ödemesinin düşülmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Buna göre; Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu kazayla ilgili olarak desteğin eşi olan davacı yönünden hesaplanacak tazminat miktarı yönünden desteğin geride kalan annesi ve çocukları için de tıpkı onlar da davacıymış gibi hesaplama yapılması, yapılan hesaplamada davacı tarafın kararı temyiz etmediği gözetilerek usulü kazanılmış haklara uyularak, (güncel verilerin uygulanmaması, işlemiş ve işleyecek dönemin temyiz edilmeyen rapordaki tarihlere göre esas alınması gibi) bulunacak gerçek zararın garame hesabı yapılması (teminat limitine oranlanmak) suretiyle, dava konusu talep yönünden davalı tarafın sorumluluğuna düşen miktarın tespiti için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.