Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış "Develi" ve "1912" markalarının kötü niyetli taklidi iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Davacı taraf, 1912 yılından beri hizmet veren "Develi" ve "1912" ibareli tanınmış markalarının davalı tarafından kötüniyetle taklit edilerek "Lokanta 1912" ibaresinin tescili ile haksız rekabet oluşturulduğunu ve iltibas yarattığını ileri sürerek ilgili YIDK kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ederken; davalı taraf, kendi markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacı markalarından farklı olduğunu, kötüniyetin bulunmadığını ve karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/601 Esas - 2025/69

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2023/601
Karar No : 2025/69
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 26/12/2023
Karar Tarihi : 19/02/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 19/02/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; ..... dedesi tarafından 1912 yılında,.... kurulduğunu, 1966 yılında .... gelerek, İstanbul'un tarihi mekânlarından ....restaurantı açtığını, 100 yıllık geçmişi ile 7 şubeyle toplam 18.000 m²’lik alanda hizmet gösterdiğini, müvekkilinin “develi” esas unsurlu markaları tanınmış markalar olup müvekkili develi esas unsuru ile birlikte ayrıca 1912 esas unsurunu da markasal anlamda tescilli olarak kullandığını, davalı yan müvekkil şirket adına uzun yıllardan beri tescilli, nizasız fasılasız surette kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı markalarının aynısı/ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan işbu hukuka aykırı 07.02.2022 tarih ve ..... no ile usul ve yasaya aykırı surette tescil başvurusu yapılan “lokanta 1912” ibareli markayı tamamen kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, davalı yanın sürekli olarak müvekkili markasının tanınmışlığından faydalanmak için benzer markalar ile marka başvuruları yaptığını, davalının markalarının .... ibareli olduğu ve müvekkil ile birebir aynı mal ve hizmetlerde tescil edildiğini, müvekkili markalarından haberdar olmasına rağmen müvekkili markalarının oldukça yoğun ve ciddi şekilde kullanıldığı ve tanınmış hale getirildiği yeme içme hizmetlerine ilişkin kebap restoranlarına ilişkin ibareler olan “ocakbaşı, baklava” vb. ibareler eklediğini ve sonrasında 1912 ibaresini de markalarına eklemeye başladığını, kötü niyetin bulunduğunu, davalı kurumun DVL 1912 ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın kabul edildiğini,.... ve ...esas sayılı davası ikame edildiğini, bilirkişi raporunda hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde kanaat belirtildiğini, yine aynı raporda sektörel tanınmışlığın kabul edildiğini, müvekkilinin hem “develi” hem “1912” unsurları üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin birçok markasında 1912 ibaresini esaslı unsur olarak kullandığını, müvekkilinin tanınmış “develi” ibareli markaları ile birlikte 1912 ibaresinin de oldukça bilinir durumda olduğunu, davalı yanın müvekkili marka ve faaliyetini taklit etmek amacı ile seri markalar tescil ettirdiğini, davalı yanın müvekkili markalarından haksız şekilde yararlanma çabası içinde olduğunu, davaya konu markanın esas unsurunun, müvekkilinin tescilli markalarının esas unsuru ile aynı olduğunu, karşı tarafın, müvekkilinin tescilli markasının esas unsuru “1912” olduğu gibi markasında kullanmış olduğunu, üstüne “lokanta” ibaresini ekleyerek müvekkili markasının tanınmış olduğu mal ve hizmetlere atıf yapmış olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek,.... sayılı kararının iptaline, ...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ....vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarına bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibaın, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, markalar benzer olmadığından davacı yanın eskiye dayalı kullanım iddiasına itibar etnin mümkün olmadığını, markalar benzer olmamakla birlikte, bu hususlarda yeterli bilgi ve belgeler sunulmadığından, dava konusu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6//4 ve 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığını, davacının md. 6/6 gerekçeli itirazının, dava konusu başvurunun davacıya ait ticaret unvanını aynıyla içermediğinden, yerinde olmadığını, davacı tarafın, kötü niyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğinden, bu husustaki iddiaya itibar etmenin mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; davacının kötüniyet itirazlarının yerinde olmadığını, sadece marka benzerliğinin kötü niyet sayılmayacağını ki markaların benzer olmadığını, Müvekkili markasında bulunan şekil unsuru ve yazım karakterlerindeki farklılıkların taraf markalarını ayrıştırmaya yettiğini, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinin muhtelif yerlerinde ve çokça markalarının tanınmış olduğunun zikredildiği görülse de .... nezdinde tescilli yapılmış olunan .... numaralı tanınmış marka başvurularının önce Markalar Dairesince reddedilmiş olduğunu, akabinde bu karara yapılan itirazın ... tarafından da reddedilmiş olduğunu, bu noktada tanınmışlığın kabul edilemeyeceğini, taraf markalarında yer alan ibarelerin ayırt edici gücünün düşük olduğunu, bu durumun karıştırılma ihtimalini azalttığını, develi ibareli yüzlerce marka bulunduğunu,.... 43. Sınıftaki hizmetler bakımından ayırt edici nitelikte olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının....sayılı "lokanta 1912" ibareli marka için davalı tarafından 07/02/2022 tarihinde 43.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ....unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1, 6/3, 6/4 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayanılarak itirazda bulunduğu, davalının karşı görüş sunduğu ve.... tarihli haberler, tabela ve tanıtım afişleri, festivalden stand görselleri, restoran görselleri, müvekkiline ait teşekkür yazıları, bazı ödüller, fatura örnekleri sunduğu, ....tarafından markalar benzer bulunmadığından kullanım ispatının dikkate alınmadığı, davacının bu karara karşı yeniden itirazda bulunduğu, ...sayılı kararı ile itirazın reddine nihai olarak karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, bilirkişi raporlarını aksine ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki redde konu mallar/hizmetlerin davacının redde mesnet markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka, siyah renkte, ilk harfi büyük “Lokanta 1912” ibaresi, bu ibarenin üzerinde stilize edilmiş “D” harfinin yer aldığı karma bir markadır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “....” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davacıya ait markaların “...” ibaresinin yanında “catering”, “baklava”, “mutfağı”, “balık”, “marin”, “restoranları” gibi dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği düşük ibarelerin yer aldığı markalardır.
Dolayısıyla, davacının markalarının “....” ibaresini içeren markalar olduğu anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta benzer bulunan 43. Sınıftaki hizmetlerden 43.01 alt grubundaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkat düzeyi ile hareket etmeyecekleri ancak 43. Sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimse olarak değerlendirilebilecekleri anlaşılmıştır. Yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması isabetli olmayacaktır. Zira bu hizmetlere özellikle internet üzerinden ulaşan, internet aracılığıyla araştıran tüketicilerin, arama motorlarının sahip olduğu arama algoritması ve yine karşı karşıya kalınan hemen her siteden tüketiciyi hatalı olarak yönlendiren reklamlar yer almasından ötürü kimi zaman üst düzey dikkat ile hareket eden tüketicilerin dahi işaretlerin benzerliği çerçevesinde yanılgı yaşamaları mümkündür.
.... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali"nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Dava konusu markalara bakıldığında “....” şeklindeki markada stilize olarak yazılmış büyük bir “D” harfi ile birlikte...” harf ve rakam kombinasyonunun kullanıldığı, markada da esas unsurun .... harf ve rakamların/tarihin bulunduğu bir kombinasyonu olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yanın markaları ise esasen temel logo üzerinden oluşturulmuş markalardır. Davacı yanın anılan markalarının her iki yanında defne yaprağından oluşan ve aşağı yönlü olarak görsel algıyı hareket ettiren şekiller, bu iki şeklin merkez noktasında yer alan “1912” sayısı ve logonun merkezinde konumlandırılmış el yazısı ile yazılmış “....” sözcüğü ile bu sözcüğün üzerinde yer alan “deve” görselinden oluştuğu, anılan markalara “mutfak, restoran” gibi jenerik ek sözcüklerin eklendiği, diğer markasında ise çatal – bıçak – kaşık görselleri ile birlikte “develi corner” sözcük grubunun yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı markalarının her birinin esas unsuru doğrudan “....” kelimesi ve D harfi ile birlikte 1912 rakam/tarihidir. D harfinin “develi”yi temsil eden ve esas olarak Kayseri ilinin il merkezinden sonraki en büyük yerleşim yeri olarak bilinen bir coğrafi yerdir. Bununla birlikte anılan ibarenin “deve” kelime kökünden türetilmiş bir anlamı da bahsi geçen coğrafi yeri bilmeyen bir tüketici açısından, mevcut olacaktır. Her durumda davacı markalarının esas unsurunun görsel olarak dikkat çeken .... kelimesinden ve sayıdan ibarettir.
Taraf markaları görsel anlamda değerlendirildiğinde, dava konusu ... şeklindeki markası ile davacı yanın temel formunda oluşturulan seri markaları, dava konusu markalardaki “D” harfinin stilize yazımı ile davacı markalarındaki “D” harfini de içerir “...” kelimesindeki stilize yazımın doğrudan olmadığı ancak her iki markada da el yazısı temalı bir yazım olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda ....” harf ve sayı diziliminin, “D” harfinin de yer alması, markaların görsel olarak benzer algılanmaları için tek başına yeterli değildir.
Bununla birlikte dava konusu marka işitsel olarak ...” şeklinde, markayı oluşturan harflerin standart telaffuzları ile telaffuz edilebilecektir. Ortalama bir tüketici algısında, normal şartlarda, tüketicinin davacı markalarını doğrudan “....” kelimesine tamamlaması yönünde bir düşünce yapısına sahip olacağını söylemek mümkün görülmemektedir. Zira bu gibi markalarda, normal şartlarda, tüketici, sessiz harf dizilimlerini doğrudan alelade bir harf kombinasyon markası olarak algılayacaktır. Bu durumun istisnası, tüketicinin, sessiz harflerden oluşan markayı önceden bildiği bir marka ile eşleştirme eğiliminde olmasıdır. Ancak her durumda “D 1912” şeklindeki telaffuzda dahi davalı markası arasında fonetik açıdan güçlü bir benzerlik ortaya çıkacaktır.
Somut olayda da dava konusu markalardan daha evvel tescil edilmiş ve yine dava konusu markalar ile birebir aynı hizmet/mal sınıflarını kapsayan, başka bir ifadeyle dava konusu marka ile birebir aynı alanda faaliyet gösterdiği/gösterecek olduğuna kanaat getirilebilecek şekilde “....” markaları mevcuttur. Dolayısıyla tüketicinin, somut uyuşmazlık konusu markayı, karşılaştırabileceği/kıyaslayabileceği bir önceki markanın mevcudiyeti, başka bir ifadeyle önceden bilinen bir marka ile eşleştirme eğilimi gösterme ihtimali somut olay açısından meydana gelmiştir. Dolayısıyla tüketici, markaların sessiz harflerinin çıkartılması suretiyle güncellenmiş/değiştirilmiş versiyonlarına ticaret hayatında aşina olup bu gibi sessiz harflerden oluşan markaları, kimi durumlarda esas sözcüğe bağlantılandırabilecektir.....” kelimesine tamamlama eğilimi de gösterebilecek, anılan markaları davacı yanın markalarının yeni bir serisi/versiyonu gibi algılayabilecektir. Başka bir deyişle tüketicinin, daha evvelden davacı markalarının bilinir olduğu “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe davacı markalarını deneyimlediği bir durumda, aynı hizmetlerde...” şeklinde oluşturulmuş dava konusu markaları gördüğünde ya da işittiğinde, her iki markadaki ....” harf ve sayıdan oluşturulmuş “...” kelimesine tamamlamasını sağlayacak önceki bir marka, yani etken unsur, halihazırda mevcuttur. Bu noktada taraf markalarının sesli okunuşlarının “...” şeklinde birbirine yakın olması da bu durumu kuvvetlendirici niteliktedir.
Zira tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği; dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları “.... gibi markalar varken, “....” şeklindeki dava konusu markaları da, davacı yanın yeni bir hizmeti için oluşturduğu, revize edilmiş, modernleştirilmiş alternatif markalar olarak değerlendirmeleri mümkün olduğu anlaşılmıştır.
Bu noktada tekrar vurgulamak gerekir ise tüketicinin bu algıyı edinmesindeki en temel etken davacı yanın “...” şeklindeki markaları ile oluşturduğu bir seri marka zincirinin mevcut olması ve özellikle faaliyet gösterdiği “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” alanında, sektörel açıdan tüketici nezdinde belli bir bilinirlik düzeyine sahip olmasının davacı lehine oluşturduğu kurumsal kimliktir. Başka bir ifadeyle tüketicinin, davacı yanın markalarını özellikle 43.01 hizmet grubunda görmüş, işitmiş veya deneyimlemiş olduğu bir durumda, tüketici, bu marka ile birebir aynı hizmet grubunda ve fakat markayı oluşturan “.... kelimesinin ve rakamların, harfleri olmaksızın yaratılmış sonraki markaları da önceden deneyimlediği davacı markaları ile ilişkilendirecek, bu ilişki sonucunda her iki taraf markasının da aynı iktisadi kaynağa ait olduğunu düşünerek sonraki markadan yararlanmayı tercih edebilecektir. Bununla birlikte aynı değerlendirmenin dava konusu markadaki 43.01 alt grubu dışına kalan hizmetler açısından yapılması mümkün değildir. Zira davalı markaları ile ....” ibaresinin artık davacı markalarını doğrudan anımsatacak şekilde sonuçlar doğurmayacağı, tüketicinin bu hizmetlerde, davacı markalarının varlığına aşinalığının olduğunu gösterir hiçbir delilin dosyada bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Hal böyleyken taraf markalarının kapsamlarının birebir aynı olduğu ve dosya kapsamındaki delillerden davacı yan markalarının da sektörel anlamda bilinirliği bulunduğuna kanaat getirilebilecek 43.01 hizmetlerde dava konusu her iki markanın da davacı yanca yeni bir hizmet grubu için yaratılmış markalar olduğu algısının tüketicide oluşabileceği, bu algının özellikle “....” şeklindeki markada “Lokanta” ifadesinin bir yemek sunum hizmetini tanımladığı için (43.01) daha da yüksek olduğu, bu durumun ise nihai anlamda karıştırılma ihtimaline yol açabilecek sonuçlar meydana getirebileceği kanaatine varılmıştır.
DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİLALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Mevzuatımızda markaların tanınmışlık düzeyiyle ilgili tescil engeli bakımından “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme ile birlikte önceki markanın tanınmış olması halinde aynı veya benzer mal veya hizmet gruplarının yanı sıra farklı mal veya hizmetlerde de korunabileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu tescil engeli kapsamında, koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve düzenlemede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, markanın tanınmışlığı ve anılan şartlardan en az birinin varlığı söz konusu tescil engelinin ortaya çıkması açısından bir zorunluluktur. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır . Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin(sulandırılma)tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması söz konusu değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Tanınmış markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması halinde markanın ayırt edici karakterinin zarar görmesi olasılığı artmakta, markalar arasındaki benzerlik azaldıkça, bu tehlike de azalmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının maddenin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Davacı vekili tarafından ileri sürülen tanınmışlık iddiasının, tanınmışlık kriterleri dikkate alındığında, dava dosyası kapsamında sunulan tüm bilgi ve belgeler çerçevesi neticesinde, davalı başvurusunun davacıya ait “develi” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, neticede, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı, dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİLALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Hukukumuzda “kötü niyet” tanımlanmamıştır. Buna karşın kavramı izah için özellikle de sübjektif olgunun tespiti için iyi niyete başvurulmaktadır. İyi niyete sadece bir hüküm olarak değil, özel hukuka yön veren bir ilke anlamında Medeni Kanun m. 3’te yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca, Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. İyi niyet ve kötü niyet bir madalyonun iki yüzü gibi olduğundan kötü niyetin tanımını yapabilmek için öncelikle iyi niyetin ortaya konması yararlı olacaktır. İyi niyet, bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen herhangi bir hususun hakkı kazanacak olan kimse tarafından bilinmemesi demektir. O halde kötü niyeti, bir bakıma “iyi niyetli olmama hali”, yani “bir hakkın geçerli surette kazanılmasını önleyen hususu bilmesine rağmen hareket etmek veya susmak suretiyle başkalarına zarar vermek” şeklinde tanımlamak mümkündür.
Somut olaya bakıldığında; davalının ....” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış ise de, “....” markasının kullanımının taraflar arasında .... esas sayılı dosyası ile yargıya da intikal etmiş uyuşmazlığa konu olduğu, davacının dava dosyasına sunduğu delillerden anlaşılabiliyor olduğundan, bu uyuşmazlık mevcut iken, davalının dava konusu edilen marka başvurusunda da bulunmuş olmasının, basiretli tacirden beklenen özen yükümlülüğüne ve hayatın olağan akışına aykırı olabileceği kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporlarının aksine, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu, davacı yanın önceki tarihli markaları ile dava konusu markalar arasında, tüketici tarafından, anılan markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar oldukları yanılgısını oluşturabilecek mahiyette bir benzerliğin mevcut olduğu, bu benzerlik ile birlikte davacı yanın yiyecek – içecek hizmetleri alanındaki bilinirlik düzeyinin markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabileceği, dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen TÜRKPATENT’e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 269,85.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 345,55.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.014,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 578,10.-TL
Bilirkişi Ücreti : 14.000,00.-TL
P.P : 436,00.-TL
TOPLAM : 15.014,10.-TL