Kadastro tespitine itiraz davasında, önceki bozma kararları sonrası taraf teşkilinin sağlanarak taşınmazların orman vasfı ve hazine adına tescili konularında temyiz incelemesi.
Özet: Mülkiyet iddiaları ve kadastro tespitine itirazları konu alan karmaşık bir davada, ilk derece mahkemesinin çeşitli kararları Yargıtay tarafından hem usul eksiklikleri (taraf teşkili) hem de esas yönünden olmak üzere birden fazla kez bozulmuş; son bozma ilamında, uzman orman bilirkişisi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve bu nedenle orman idaresinin temyiz itirazlarının reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/3995 E.  ,  2026/1480 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2015/38 E., 2023/38 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı, davalı ... İdaresi, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekilleri, davacı ... mirasçılarından ..., ... ve arkadaşları, asli müdahil ... AŞ. vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve 10.02.2026 gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., davalı ... İdaresi vekili Avukat ... ..., davacı ... mirasçısı ... vekili Avukat... ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat... geldi.
Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.03.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... köyü ... Mevki 1 66... parsel sayılı 1.110,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle ......ve .... adına tesbit edilmiş, 1 66... sayılı parsel tarla niteliğiyle ...'in zilyetliğinde isede ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/57 Esasında davalı olduğu, 1 66... parsel sayılı miktarı belirtilmeyen taşınmaz da çalılık niteliğiyle Hazineye ait olduğu, ancak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/53 Esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/53 Esasına kayıtlı dosyada, davacı ... tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ..., ..., ... Köyü Tüzel Kişiliği ve ..... aleyhine açılan tescil davasıyla, ... ... çocukları....C......... mirasçıları ve mirasçılarından ...... mirasçıları terekesi mümessili ... Üye tarafından davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği ile ... ve arkadaşları taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 tarihli ve 63... ve Şubat 1962 tarihli 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar ile, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/57 esasına kayıtlı dava dosyasında davacı ... ... tarafından Hazine ve köy tüzelkişiliği aleyhine açıklanan ve yine ... ..... ve arkadaşları ile, ......Yatırımları AŞ.'nin katıldığı davalar birleştirildikden sonra, ayrı ayrı 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve Mahkemece aralarında bağlantı bulunduğundan dava dosyaları birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur.
.... 1 66... sayılı parselin adına tescili, ... ve .....1 66... sayılı parselin adlarına tescili için davaya katılmıştır.
Mahkemece davaların reddine ilişkin verilen karar, müdahil davacı ..., davacı ..., ..., ..., ..., ... ve arkadaşları vekili Avukat .... .... ile ... ve arkadaşları vekili Avukat ..... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.01.2012 tariihli ve 2011/16152 Esas, 2011/ 675 sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında bozma kapsamının dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle; “...davacılardan Necip Mümtaz Şerefli'nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması...” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, davacıların davalarının reddine, ..., Hazine ve köy tüzelkişiliği aleyhine açılan davanın husumetten reddine, dava konusu 1 66... , 3, ve 4 sayılı parsellerin Hazine adına tesciline, 1. derecede doğal sit alanında kaldığının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hükmün, davacılar .... mirasçıları ve arkadaşları vekili, davacılar ... .... ve ... vekili ile ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Aynı Dairenin 04.02.2014 tarihli ve 2013/9726 Esas, 2014/1469 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bomza ilamında özetle;" İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, Orman İdaresinin temyiz itirazlarının reddine, davacı ... vekilinin 1 66... parsele ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda, dava konusu taşınmazın eski tarihli haritalarda sazlık olması, 1966 yılı orman tahdit tutanaklarında makilik alan olarak gösterilmesi, uzman ziraat bilirkişi tarafından tarım dışı arazi olarak ve imar-ihyasının tamamlanmadığının belirlendiği ve 3402 sayılı Kanunun 14, 17... . maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı koşullarının tescil davasının dava tarihi olan 30.01.1990 tarihi itibariyle davacı yararına oluşmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, davacılar....mirasçıları ve arkadaşları vekili, davacı ... ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına bakımından ise, Mahkemece, 1 66... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davacı gerçek kişilerin dayandığı çiftlik tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirdiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, delillerin tamamının değerrlendirilmediği, tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm olarak kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri .... ve paydaşları yönünden Kadastro Kanunun 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluştursa da, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas sayılı dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı Medenî Kanun'un 04... tarihinde yayınlanmasından sonra ve fakat yürürlük tarihinden önce, kabul edilen 02.05.19 26... sayılı Kanunla, Arazi Kanunnamesinin 68, 69, 70, 71, 74, 76, 84... . maddeleri yürürlükten kaldırıldığına göre, Arazi Kanunnamesinin diğer maddelerinin (özellikle Arazi Kanununun mera, yaylak ve kışlaklarla Medenî Kanuna aykırı olmayan diğer hükümlerinin) yürürlükte olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Arazi Kanunnamesinin 78. maddesi hükmüne değer verilmesi nedenleriyle, Arazi Kanunnamesinin Medenî Kanuna aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20. ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılması gerekmediği, Mahkemece, tapu kaydının dava konusu parselleri kapsamadığı, bir an için kapsadığı kabul edilse bile, taşınmazların Medenî Kanunun yürürlüğünden önce tapu malikleri dışındaki kişiler tarafından 10 yıldan fazla süreyle zilyet edilmesi nedeniyle, Arazi Kanunnamesinin 20. ve 78. maddeleri gereğince tapu kaydına değer verilemeyeceği kabul edildiğine göre, dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazın davacılar ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulamanın yetersiz olması bir yana, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan deliller de hüküm kurmaya yeterli değildir. Çiftlik sahibi tapu kaydı maliklerinin dayandığı kesinleşmiş mahkeme kararları, komisyon kararları, vergi kayıtları, şer’i mahkeme ilâmları, kamulaştırma kararları, Orman Yönetiminin yaptığı incelemeler ve raporlar ile şer’iye defteri örnekleri, bir kısım köylülerin çiftlik arazilerini kira ve icar vererek kullandıklarına dair 1940 yılından sonra noterde verdikleri taahhütnameler ile diğer deliller karşısında, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine ne şekilde değer verildiği, dava konusu taşınmaza önce ya da şimdi zilyet olan gerçek kişiler ile bu deliller arasında bağlantı bulunup bulunmadığı, zilyetliğe esas sözleri hükme esas alınan yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile bir kısım tapu malikleri muteriz davacılar arasında aynı nitelikte davalar olup olmadığının araştırılmadığı, bu sebeple mahkemece; aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek; sıralı şekilde getirtilen tapu kaytlarının uygulanması, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü ya da hükmen bu tapuların uyduğu belirlenen kadastro parselleri varsa dosya arasına alınması, Vakıf Taşınmazları ve Vakıf Hukuku Konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtlar ve belgeler incelettirilmeli, Mihrişah Valide Sultan Vakfının mülk araziden tahsis suretiyle edinilip edinilmediği, sahih vakıflardan olup olmadığı yönünde rapor düzenlettirilmesi, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait, tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile hava fotoğrafları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi, varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılmak suretiyle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 2863 sayılı Kanun hükümlerine göre doğal ya da kültürel sit alanı olup olmadığının sorulmalsı, önceki keşiflere katılmamış üç orman yüksek mühendisi, üç harita mühendisi, üç jeolog bilirkişi ve üç ziraat uzmanı bilirkişi eşliğinde keşif yapılması yapılacak keşifte; .... Vakfiyesi ve 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: ...... sancağında, ... kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı ..... ve bir tarafı .... ve ... .... müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda ... Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, ... Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik ve ....olu çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ve ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.18 , aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile, bu kayıtlardan önce oluşturulmuş ise, bu kayıtların, Ağustos 1326 tarihli tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan yeni sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ... maa ... Çiftliği, ... Çiftliği ve ... Çiftliği tapularında ....... sınırlarının ortak sınır, ... (...), ... (...) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ..... Çiftliği tapusunun ... Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı gözönünde bulundurularak, tapu kayıtlarının yerine uygulanması; 3402 sayılı Kanunun 20. ve 21. maddeleri hükmüne göre, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanlar tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi,daha sonra, dosyaya getirtilen en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının belirlenmesi, toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu gözönünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan miktarın bir bütün halinde çiftliğin tapu kaydı kapsamındaki diğer araziler olabileceği düşünülerek davacıların çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, tesbite dayanak oluşturan 14.04.19 77... sıra sayılı tapu kaydı ile dayanağı tescil dava dosyası getirtilmek ve tescil krokisi dava konusu taşınmazlara uygulanmak suretiyle 3402 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca belirlenen kapsamını birlikte gösterir ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, kroki düzenlettirilmeli ve düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulması, anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde çiftlik tapu sahipleri adına, eğer dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı ..., ... ve ..... yararına oluşmadığı ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından, belirlenecek niteliklerine göre Hazine adına tesciline karar verilmesi, aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle kendisini vekil ile temsil ettiren ... yararına vekalet ücretine tekdir edilmemesi, davacı ... .... tarafından 30.01.1990 tarihli dava dilekçesi ile iki adet taşınmazın tapuya tescilinin istendiği, yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında bu taşınmazların 3 15... ve 1 66... parseller olarak belirlendiği, 3 15... parsele ilişkin açılan davanın eldeki davadan tefrik edilerek Kadastro Mahkemesinin 2009/2 Esas sayısına kaydedilerek yargılamasının sonuçlandırıldığı, 1 66... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın temyize gelen dosya üzerinden devam ettiği ve yargılama sırasında 19.04.1994 tarihli adi satım sözleşmesi ile kendisine devir edildiği gerekçesi ile ...'in davaya katıldığı, bu katılma istemi sonucu katılan ...'in davacı ... ...'ün yerine geçtiği, bu nedenle taraf sıfatı kalmayan ... ... yerine HMK 125/2. maddesi (HUMK 186 maddesi) gereğince yargılama giderlerinden katılan ...'in sorumlu olduğunun gözetilmemesinin doğru olmadığı" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, ... AŞ. vekili çiftlik tapu kayıtlarından hisse satın aldıklarını belirterek, davaya asli müdahil olarak katılmıştır.
Mahkemece davacılar ... ve dava arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydının hudutlar ve miktar itibarı ile araziye tatbikinin mümkün olmadığı; sabit bir sınır olmadığı için; tapu kaydında yazılı miktarın nereden ölçüleceğini tespit etmenin mümkün olmadığı; kadastro çalışması sırasında tespit gören ve özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olan arazilerin çevresi dağ, tepe, orman, taşlık Kayılık ve benzeri arazilerle çevrili küçük sayılabilecek alanlar olduğu; böyle bir arazi yapısı içerisinde miktar itibarı ile uygulama yaparak davacıların tutundukları tapu kapsamında taşınmaz belirlemenin mümkün olmadığı; öte yandan köyde yapılan kadastro çalışmalarında adlarına tespit ve tescil edilen taşınmaz da bulunmadığı için tapu kayıtlarına kapsam tayinin mümkün olmadığı, bu açıdan da tapu kaydının hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, dava konusu taşınmaza benzer konumda, aynı köydeki taşınmazlara ilişkin Mahkemece verilen davalıların/zilyetlerin dayanmış olduğu Asliye Hukuk/ Sulh Hukuk Mahkemelerince verilmiş tescil kararlarına istinaden oluşmuş tapu kayıtlarına göre davalılar/zilyetler lehine verilen tespit ve tescil kararlarının Yargıtay'ca onandığı, ancak davacı ... ve arkadaşlarının kök tapu kapsamının uygulanmasının yapıldığı 2014/26 Esas sayılı kılavuz dosya başta olmak verilen tüm kararların bozulduğu, davacıların kılavuz dosya üzerinden yapılan tapu uygulamasına göre Yargıtay'ın ilgili dairesinin Hukuk Genel Kurulunun de değinmiş olduğu kılavuz dosya üzerinden yapılan uygulamaya ilişkin değerlendirmesine göre Mahkemece önceki Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kök tapu kapsam tayinine ilişkin yaptığı uygulamanın en son Dairemizce belirlendiği ve özellikle davacıların tapu kayıtlarına göre belirtmiş olduğu ilkeler dikkate alındığında dayanılan bu tapu kayıtlarının sabit bir sınırı bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı, taşınmazların ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının ispatlanamadığı ve çiftlik tapularına dayanan davacıların taşınmazda zilyetliğinin de bulunmadığının Dairemizin temyiz incelemesi nedeniyle bulunan çok sayıdaki dava dosyasından ve özellikle mahkemenin kılavuz dosya olarak kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dava dosyasında yapılan keşif ve alınan raporların değerlendirilmesiyle belirlendiği, eldeki davanın da bu kapsamda değerlendirilmesi ve tıpkı ... köyündeki diğer davadışı ancak dava konusu taşınmazlara ilişkin uygulamaya bakılması gerektiği, gelinen aşamada uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin belirttiği şekilde kök tapu uygulamasının kılavuz dosya üzerinden ayrıntılı yapılmış olup Bozmadan sonra verilen Dairemizin 2014/26 Esas sayılı kılavuz dosya ve tapu kayıtlarına dair sonraki tarihli uygulamasına göre davacıların dayanmış olduğu tapu kayıtlarının hukuken ve bilimsel olarak kapsam tayinin mümkün olmaması, miktarıyla geçerli kapsamda kaldıklarını ispatlayamadıkları dikkate alınarak davacıların davasının reddine, diğer davacılar ve müdahil davacıların (zilyetlik) iddiaları yönünden; mahallinde yapılan keşifler, alınan uzman raporlar ile davadışı komşu-sınırdaş 1 66... parsele ilişkin 2011/3 29... /96 Karar sayılı dosya, keşif ve alınan raporlar ekleri, hava fotoğraflarına göre; dava konu taşınmazların bulunduğu 166 adada bulunan taşınmazların tamamının yüksek taban seviyesine sahip, bataklık vaziyette içerisinde doğal olarak yetişen ağaççıklarla kaplı tarım dışı arazi niteliğinde imar ve ihyaya muhtaç yerlerden oldukları yine taşınmazların öncesinde de bulundukları bölgenin (166 adadaki diğer komşu taşınmazların da) hava fotoğraflarında sazlık ve kovalık olarak gözüktüğü, davaya konu taşınmazların keşif günü itibariyle de kültür arazisi niteliğinde olmadığı; sazlık ve kovalık vasfında olduğu, yakın zamanda tarım yapıldığına dair emare bulunmadığı, sadece sahiplenmek maksadı ile sürdürülen zilyetliğinde taşınmazın ekonomik amacına uygun olmadığı, gerekçesi ile davacılar ... ve aynı tapu kaydına tutunan davacılar, müdahil davacılar ve diğer davacılarının hepsinin davalarının ayrı ayrı reddiyle; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 66... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, Taşınmazların 2. derece doğal sit alanında ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanında" kaldıklarının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları, ... mirasçıları ... ve ..., ... mirasçıları ile mirasçı ... kayyımı ..., asli müdahil ... AŞ. vekili ve davalı ... İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiş, ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin adli yardım taleplerinin reddedilmesi üzerine Mahkemece çıkarılan muhtıraya rağmen temyiz masraflarını yatırmamaları nedeni ile temyiz istemlerinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları, ... mirasçıları ... ve ..., ... mirasçıları ile mirasçı ... kayyımı ile asli müdahil ... AŞ. vekili ve davalı ... İdaresi vekilleri temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar ... ve arkadaşları, davalı ... mirasçıları ... ve ..., davacı ... mirasçıları ile mirasçı ... kayyımı ..., asli müdahil ... AŞ. vekili ve davalı ... İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden asli müdahil ... AŞ. alınmasına,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları, davalı ... mirasçıları ... ve ..., davacı ... mirasçıları ile mirasçı ... kayyımı ...'dan ayrı ayrı alınmasına,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılar ... ve arkadaşlarından alınarak vekille temsil edilen davalı Hazine'ye verilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.