Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış bir televizyon kanalının sahibi şirketin, benzer marka başvurusunun 38. sınıf için tesciline yönelik idari kararın iptali talepli davasındaki kararı.
Özet: Davacı şirket, kendi tanınmış televizyon kanalı ve ... ibareli tescilli markalarının oluşturduğu itibardan haksız yere faydalanma, iltibas riski ve kötü niyet gerekçeleriyle, davalı şahsın ... ibareli marka başvurusunun 38. sınıfta tesciline kısmen izin veren kurum kararının iptalini talep eden bir dava açmıştır; davacı, kendi markasının ayırt ediciliğini ve tanınmışlığını vurgularken, davalı ise kendi markasının hizmetleriyle uyumlu ve davacınınkilerden farklı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karışıklık yaratmadığını ve kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/523 Esas - 2025/443

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/523
KARAR NO : 2025/443
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 16/12/2024
KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Yazım Tarihi: .../11/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: müvekkili şirket bünyesinde “...” ad ve logolu televizyon kanalının uzun yıllardır yayında olduğunu ve izleyici tarafından tanınmış, bilinen bir marka olduğunu, müvekkili şirketin .... sayılı “...” ibareli markalarının 38. sınıfta tescilli olduğunu, yine müvekkili şirket adına “...” ibaresini içeren birçok marka bulunduğunu, davalı şahsın “...” ibareli ... sayılı marka başvurusunun yayımına müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın ... tarafından reddedildiğini, ret kararına karşı müvekkili itirazının ... ...’nın ... sayılı kararı ile kısmen kabul edildiğini, dava konusu marka başvurusunun 38. Sınıf “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” açısından tesciline karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunda dikkat yoğunluğunu üzerinde toplayan unsurun “...” ibaresi olduğunu, davalı markasındaki “....” ibaresinin markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait seri markaymış gibi göründüğünü, dava konusu markanın müvekkili markalarının tescilli olduğu emtia ile aynı/benzer mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, dava konusu markanın tescili halinde müvekkili şirket markasının itibarı ve tanınmışlığının zarar göreceğini, davalı şahıs markasının müvekkilinin tüketici nezdinde oluşturduğu tanınmışlık ve güvenden haksız şekilde yararlanacağını ve kazanç elde edeceğini, müvekkili markasının tanınan ve bilinen bir marka olması nedeniyle SMK 6/5 maddesinde belirtilen şartları taşıdığını, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, davalı şahıs markasının tescili halinde haksız rekabet oluşturacağını beyanla; ... ...’nın .... sayılı kararının reddedilen kısım yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı şirketin itirazı üzerine müvekkilinin marka başvurusu kapsamından “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri”nin çıkartılmasına karar verildiğini, davacının faaliyet alanlarının bu hizmetlerden oluştuğunu, müvekkilinin faaliyet alanının ise “haberleşme hizmetleri” kapsamında olduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının yazı fontları ve logo renklerinin farklı olduğunu, logo şekillerinin ayırt edilebilecek nitelikte olduğunu, müvekkili markasında yer alan “h” harfinin haberleşme hizmetinin baş harfi olarak kullanıldığını, “...” ibaresinin ise faaliyetin tüm gün sürdürüleceğine atıfta bulunduğunu, bu ibarelerin hizmetin direkt kendisi ile ilgili olması nedeniyle benzerlik iddiasının dikkate alınmaması gerektiğini, davacının tanınmışlık iddiası bakımından SMK 6/5 maddesi şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin marka başvurusunda kötü niyetli olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında itirazın kabul edilmeyen kısımları açısından SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı ...'in ... sayılı ... kararının (itirazın kabul edilmeyen kısımları açısından) iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 16/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/12/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; " Dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 38. sınıf için tescil talebiyle ....12.2022 tarihinde yapılmıştır. Marka başvurusu 27.01.2023 tarihli .... sayılı ....’nde yayımlanmıştır. Dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “yanıltıcılık”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edilmiştir. İtiraza dayanak gösterilen markalar; .... sayılı markalardır. Davacı şirketin yayıma itirazı .... 27.10.2023 tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacı şirket ... kararına itiraz ederek marka başvurusunun reddini talep etmiştir. İtiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 11.10.2024 tarihli ... sayılı ... kararı ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir;
“… Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraz gerekçesi .... sayılı "...", "..." ibareli markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, başvuru kapsamında tescili talep edilen '' Sınıf 38: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. '' ile aynı hizmetlerin itiraz gerekçesi markaların kapsamında yer alması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6769 s. SMK'nın 6/5, 6/9. maddelerine dayalı iddiaların kabulü yönünde yeterli kanaat oluşturacak deliller sunulmamış olduğundan ilgili itiraz gerekçeleri haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, Md. 6/1 kapsamında yapılan itirazın kısmen kabulü gerekmiştir.
KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun '' Sınıf 38: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri. '' bakımından kısmen reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ... (...) ... + ...
.../09/2025 tarihli Raporda ÖZETLE; "Dava konusu marka kapsamında yer alan ve davanın konusunu oluşturan “38. Sınıf: Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” ile davacı markaları kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olmadığı,
Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı,
Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği ve bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
İşbu raporda varılan sonucun ... kararı ile aynı doğrultuda olduğu, "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+... " ibareli tescilli markası arasında markaların bütünselliği açısından görsel,işitsel ve kavramsal benzerlik oluşsa da davalının başvuru markasının kapsamındaki emtia ile davacı markaları arasında mal/hizmet benzerliği oluşmadığından ( taraf markaları arasında aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mal/hizmet görülmediğinden markalar arasında kanştırılma ihtimalinin bulunmadığı) SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulu gerçekleşmediği;
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle bilirkişi heyet raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM; Yukarıda açıklandığı şekilde;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 05/11/2025
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır