Danıştay 5. Daire, 375 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY iltisakının ankesörlü hat delilleriyle idari yargılama sürecinde masumiyet karinesi ışığında değerlendirilmesini ele almaktadır.
Özet: Kamu görevinden KHK ile çıkarılan ve alt mahkemelerin işlemin hukuka uygunluğunu onayladığı bir davacı, masumiyet karinesi ve hukuka aykırı delil iddialarıyla temyiz başvurusu yaparak, hakkında devam eden FETÖ/PDY üyeliği davasının kesinleşmemiş olmasına rağmen, üst mahkemece ceza yargılamasındaki delillerin, özellikle örgütsel amaçlı sabit ve ankesörlü hatlardan ardışık olarak aranma kayıtlarının, davacının örgütle iltisakını belirleme amacıyla bağımsız olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2021/2011Karar No : 2025/8080 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...Vekili : Av. ...İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının...tarih ve... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, emekli sandığı ve kurum karşılıklarının Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesine ve memuriyetten uzak kaldığı sürenin fiili hizmet süresine eklenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında genel mevzuat hükümleri yerine OHAL KHK’si hükümleri uygulanarak ve savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ceza yargılamasında aleyhine delil olabilecek bir hususun tespit edilmediği gibi, kendi samimi beyanlarıyla 17/25 Aralık'tan çok önce cemaat olarak bilinen yapıyla çocuk yaşlarda olan bağını kendi iradesiyle kopardığını söyleyerek Devletine sığındığı, örgüt tarafından ankesörlü hatlardan ardışık olarak aranmadığı, ceza soruşturmasında toplanan delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiği, gerekçeli karar hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği, meslekten çıkarılmasına ilişkin 375 sayılı KHK'nin Geçici 35. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi: ...Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.Diğer yandan, her ne kadar temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturmasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, UYAP kayıtlarının tetkikinden,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, yargılamanın temyiz kanun yolu aşamasında devam ettiği görülmüştür. Yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.Bu itibarla, anılan ceza yargılamasında: "...Deniz Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapan sanığın kullanmakta olduğu ... numaralı hattın;-Üsküdar K. Gazete Bayine tahsis edildiği anlaşılan ... numaralı sabit hattan 27/02/2016 tarihinde, saat 14:07'de, görüşme süresi 14 saniye olacak şekilde, D.D. isimli astsubay ile ardışık olarak arandığı, -İstanbul ilinde bulunan örgütsel amaçla kullanıldığı tespit edilen 466 sabit hat içerisindeki ... numaralı hattan 07/09/2014 tarihinde saat 13:28'de, görüşme süresi 59 saniye olanacak şekilde arandığının tespit edildiği,-İstanbul ili haricinde örgütsel amaçla kullanıldığı tespit edilen 3554 sabit hat içerisindeki Adana ilinde bulunan ... numaralı hattan 01/03/2016 tarihinde, saat 15:22'de, görüşme süresi 0 saniye olacak şekilde arandığının tespit edildiği,...Sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde özetle; etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, o zaman cemaat olarak adlandırılan bu yapı ile ortaokul döneminde tanışmıştım, adını S. olarak bildiğim bir öğrenci beni evlerine davet etmişti, S.'ın bağlı olduğu kişi H. adlı bir öğretmendi, askeri lise sürecine bunların yönlendirmesi ile girmedim, zaten sınıfımda başarılı bir öğrenciydim, kendim gittim, bunlarla alakam 20 sene önceki evlerinde ders çalışmak şeklinde idi. S. ben askeri liseye girdiğimde A. beni o zaman devretti, çok eski yıllar olduğu için detayları hatırlamakta zorlanıyorum, bundan sonra A. seninle ve derslerinle ilgilenecek şeklinde söylenmişti, sonrasında Askeri lise de çok görüşmedik ancak izinlerden döndüğümde görüşüyorduk, askerlik ile ilgili şüphe uyandıracak bir görüşmemiz olmadı, tamamen sosyal ortamlarda, dışarıda görüşüyor ve konuşuyorduk, örgütsel denebilecek bir içerik ya da benim olumsuz düşündürtecek bir konu aramızda hiç geçmedi, kendilerinden hiç şüphelenmedim, A. ile olan görüşmeleri H.Ö. adlı bir kişi de benimle geliyordu, yapı içinde abi diye adlandırılan A. ikimizi bu şekilde yaklaşık yanlış hatırlamıyorsam iki yıl sohbetlere çağırdı, A. denilen şahıs ile görüşmelerimiz yılda bir kez olmak üzere evde değil de dışarıda oluyor ve örgütsel hiç bir konuşmamız olmadı, tamamen gelmişken seni de göreyim şeklindedir, 2014 yılındaki aramayı, yılda bir kez beni arıyordu, bende zaten kendilerine beni yılda bir kez aramayın diye rahatsız olduğumu söylemiştim zaten, görüşmek istemediğimi söylemiştim, sonrasında da en son kendilerine defalarca söylediğim de yaa beni yılda bir kez arıyorsunuz, ben rahatsız oluyorum şeklinde söylemiştim, en son çocuğumu kaybetmiştim, aramaları zaten açmıyordum ancak taziye eden bir dostum olur diye telefonu açmış olabilirim, mesleki hayatımda da bana zaten bir yardımları da olmadı, akranlarım nasıl eğitim gördüyse bende aynı şekilde çalıştım, ben o yıllarda 14 yaşındaydım, aklımın ucundan dahi geçmedi, insanları ders çalıştıran kişiler oldukları için aklımın ucundan dahi geçmedi..." şeklindeki tespit ve beyanlar, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.Öte yandan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının kız kardeşi A.E. ile ilgili yer verilen hususlar, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermediğinden ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olduğundan, davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.