Ceza infaz kurumundaki hükümlüye usulüne uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararı nedeniyle uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkumiyetin kanun yararına bozulması istemi.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine yapılan kanun yararına bozma incelemesinde, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet hükmü verilen dosyada, şüpheliye ceza infaz kurumundayken kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararların Ceza Muhakemesi Kanununun 263. maddesine uygun yasa yolu bildirimleri yapılmaksızın usulsüz tebliğ edildiği, bu nedenle kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin hukuken başlamadığı, dolayısıyla kovuşturma şartı oluşmadan doğrudan mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu tespit edilerek, ilk mahkeme kararı bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/16 E., 2018/1106 K.SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaİNCELEME KONUSU KARAR : MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAnkara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 07.12.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.12.2025 tarihli ve 2025/19974 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155173 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/155173 sayılı kanun yararına bozma isteminin;" Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Yine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16.02.2022 tarihli ve 2021/21153 esas, 2022/2400 karar sayılı ilâmında yer alan, " ...Yoklukta verilen kararın duruşmasında .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ... 08.04.2015 tarihinde tebliğ edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK'nın 263'ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” ve cezaevinde olan sanığa yapılan tebligatın 5271 sayılı CMK'nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesinden dolayı usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, ceza infaz kurumunda bulunan şüphelinin yüzüne karşı veya yokluğunda verilen kararlarda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle karara karşı kanun yollarına başvurabileceği hususunun gösterilmesi gerektiği nazara alındığında; Somut incelemeye konu dosyada, karar tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan şüpheli hakkındaki Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi uyarınca maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı itiraz edebileceği hususunun gösterilmediği gibi bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla 11.11.2015 tarihinde yapılan tebliğ işleminde de belirtilmediği anlaşıldığından anılan kararın kesinleşmediği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle anılan kararın infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEA. Şüpheli hakkında, 16.02.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2015 tarihli ve 2015/19235 Soruşturma, 2015/463 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun usulüne uygun şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye 11.11.2015 tarihinde .. .. Nolu ..Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 10.08.2015 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan yürütülen soruşturma dosyasının birleştirilmesinden sonra, 22.09.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2017 tarihli ve 2015/19235 Soruşturma , 2017/9224 Esas, 2017/7247 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02.11.2018 tarihli ve 2018/16 Esas, 2018/1106 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,Anlaşılmıştır.D. Dosya kapsamına göre;28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,Somut olayda; Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın, .. .. Nolu .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan şüpheliye 11.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de,5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesi gereğince "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" düzenlemesi karşısında, tebliğ tarihinde cezaevinde bulunan şüpheliye anılan Kanun'un 35/3. maddesine uygun olarak "okunup anlatılmak suretiyle" tebliğ edilmesi gerekirken, "...karardan bir suret alarak tebellüğ ettim" şeklindeki şerh ile yapılan tebligat usulsüz olduğu gibi,Karar tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan şüpheli hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararda 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı itiraz edebileceği hususunun gösterilmediği ve bu hususun anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla 11.11.2015 tarihinde yapılan tebliğ işleminde de belirtilmediği anlaşıldığından, tebliğin usulsüz olması nedeniyle erteleme kararı kesinleşmediğinden denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan işlemler hukukî sonuç doğurmayacağı gibi erteleme süresinin başlamayacağı, dolayısıyla ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği,Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.III. KARARA. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,B. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli ve 2018/16 Esas, 2018/1106 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.04.2026 tarihinde karar verildi.