Danıştay Beşinci Daireden KHK 375 ile kamu görevinden çıkarılan personelin ankesörlü hat bağlantısıyla FETÖ iltisakı onama kararı.
Özet: 375 sayılı KHK kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, işlemin iptali talebiyle açtığı davanın temyiz incelemesinde Danıştay, davacının kesinleşmiş bir mahkumiyeti olmaması nedeniyle masumiyet karinesi geçerli olsa da, adına kayıtlı hattın ankesörlü/sabit hatlardan ardışık olarak askeri personel olduğu bilinen kişilerce aranmasının örgütsel iletişim metodu olduğuna kanaat getirerek, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varmış ve kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğuna dair önceki ret kararının onanmasına karar vermiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/15643 E.  ,  2025/10054 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/15643
Karar No : 2025/10054
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerden adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra, gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... sanığın adına kayıtlı olan ve kullanımında olduğunu kabul ettiği ... numaralı hattın, 2010-2017 yılları arasında görev yaptığı İzmir ilinden, kamuya açık büfe/lokanta gibi işletmelerde kurulu bulunan ankesör/kontörlü sabit hat numaralarından çok sayıda arandığı, 28.03.2012, 24.08.2012, 27.09.2012, 14.10.2012, 17.06.2015, 17.06.2015 tarihlerinde astsubay üstçavuş olarak görev yapan Y.S. ile, 16.04.2012 tarihinde Y.S. ve askeri personel olduğu bilinen M.A.Ö. ile, 17.04.2012, 13.08.2012 tarihlerinde astsubay kademeli üstçavuş olarak görev yapan H.G., Y.S. ve M.A.Ö. ile, 16.08.2012 tarihinde Y.S. ve M.A.Ö. ile, 31.08.2012, 31.08.2013 tarihlerinde Y.S. ve H.G. ile, 26.12.2013 tarihinde askeri personel olduğu bilinen E.A. ile, 09.05.2014 tarihinde Y.S. ve askeri personel olduğu bilinen R.B. ile, 09.08.2014 tarihinde askeri personel olduğu bilinen M.S., S.O. ve S.G. ile, 29.11.2014, 18.02.2015 tarihlerinde askeri personel olduğu bilinen R.G. ve M.F.B. ile, 27.01.2015 tarihinde askeri personel olduğu bilinen O.A. ve M.F.B. ile, 29.01.2015 tarihinde askeri personel olduğu bilinen B.D. ile, 07.03.2015 tarihinde O.A. ile, 04.06.2015, 04.06.2015, 06.08.2015 tarihlerinde M.F.B. ile, 15.09.2015 tarihinde R.B. ile, 11.10.2015 tarihinde askeri personel olduğu bilinen Y.B. ile, 26.03.2016 tarihinde hattın beyan sahibi olan ve askeri personel olduğu bilinen Y.E. ile ardışık olarak ... arandığı ..." tespitleri dikkate alındığında, örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu anlaşılan davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.