Kadastro tespitinde hazine tarafından orman olduğu iddia edilen taşınmazların zilyetlikle iktisabına ilişkin davalı temyiz başvurusunun reddiyle kadastro mahkemesi kararının onanması.
Özet: Bu hukuki evrakta, davalı adına kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescil edilen iki parsel taşınmazın, Hazine tarafından orman niteliğinde olduğu ve zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı iddiasıyla açılan tespit iptali ve tescil davası değerlendirilmiştir; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, söz konusu taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığını belirterek Hazinenin davasını kabulle, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline hükmetmiş; Yargıtay, davalı vekilinin temyiz sebeplerini kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmeyerek, bölge adliye mahkemesinin usul ve kanuna uygun olan bu kararını oybirliğiyle onamıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/926 E.  ,  2026/3792 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1389 E., 2024/1274 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/151 E., 2022/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2018 tarihinde yapılan kadastro sırasında, 1 67... ve 2 10... parsel sayılı taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle susuz tarla ve arsa vasıflarıyla sırasıyla 1.941,32 m² ve 1.498,03 m² yüzölçümlü olarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 2018 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu vardır. Arazi kadastrosu ise 1986 tarihinde yapılmış ve dava konusu taşınmazlar tapulama harici bırakılmıştır.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 1 67... ve 2 10... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ve orman olma ihtimalinin bulunduğunu, imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının da davalı lehine oluşmadığını ileri sürerek, tespitlerinin iptali ile taşınmazlar hangi vasıfta ise (orman, ham toprak, hali arazi vb.) o vasıfla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunu ve uzun yıllardır müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 67... ve 2 10... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usûl ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların öncesinin orman olmadığını, zilyetlikle iktisabının mümkün olduğunu, müvekkili lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ve bu nedenle verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı ve davalı lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.