Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu üç yaşındaki çocuğun ağır yaralanması ve kalıcı duyma kaybı nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasına yönelik istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 3 yaşındaki bir çocuğun trafik kazasında ağır yaralanması, kalıcı işitme kaybı ve nörolojik hasarlar yaşaması sonucu, kendisi ve ailesi adına, kazadan sorumlu sürücü ve sigorta şirketinden, bedensel zarar, geçici iş göremezlik, hastane ve bakıcı giderleri gibi çeşitli maddi tazminatlarla birlikte, çocuk, anne, baba ve kardeşler için yüksek miktarlarda manevi tazminat talep edilen davanın, istinaf incelemesi kapsamında yer alan tarafların iddia ve savunmalarının özetini sunmaktadır.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 02/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 30/12/2025NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : 1- ........ DAVACILAR : 2- ........ 3- ........ 4- ........ 5- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 1- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av.....DAVALILAR : 2- ........ 3- ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av.....DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan), Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)BİRLEŞEN ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESASI DAVACI : ........ 1- ........ 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 02/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 24.09.2016 tarihinde davalı ........ kontrolündeki aracın çarpması sonucu kaza tarihinde henüz 3 yaşında olan müvekkili ........ yaralandığını, araç sürücüsünün kusurunun sabit olduğunu, araç sürücüsünün kusurlu olup husus dosya kapsamına sundukları kaza yeri tutanakları ve diğer resmi belgeler ile sabit olduğunu, kaza nedeni ile yaralanan müvekkilinin tedavi için Türk Kızılayı Ticaret Borsası Hastanesi'ne götürüldüğünü, hayati tehlikesi olduğundan ve hastanede beyin cerrahı uzmanı olmadığından müvekkil ambulans ile Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesine sevk edildiğini, kaza nedeni ile sağ kulak içinde kanaması olan müvekkilinin bir kulağının duyma yetisini yitirdiğini, çok ileri derecede duyma kaybı ile beyin damarları ve sinirleri de etkilendiğinden ani sinir patlamaları yaşadığını, müvekkili ve ailesi kazanın ardından geçen uzun zamana ve başvurulan onca tedaviye rağmen hiçbir ilerleme kaydedemediğini, müvekkilinin duyma kaybı o kadar ileri düzeyde ki işitme cihazı dahi bu eksiklik giderilemediğini, sinirlerin tamirinin mümkün olmayacak şekilde zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine yapıkları tüm başvuruların olumsuz sonuçlandığını, kaza ve sonrasında devam eden tedavi süreci; küçük yaştaki müvekkilinin ağır travmalara sebep olduğunu, ailesini de bakım açısından oldukça yıprattığını, müvekkilinin bu durumu diğer müvekkillerini de maddi manevi her anlamda yıprattığını, müvekkili ........'nin özel durumundan dolayı devlet okulunda eğitim alamadığından mecburen özel bir eğitim kurumuna gittiğini, müvekkili ........'ın hakkaniyetsizlik yapmamak adına kızlarını da ekonomik olarak çok zorlansa da özel bir eğitim kurumuna gönderdiğini, müvekkillerinin yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar dikkate alınarak mağduriyetlerinin bir nebze de olsa giderilebilmesi için maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, tüm bu nedenlerle haklı davalarının kabulü ile şimdilik ........ ve ........'ın asaleten ve ........ ve ........'ın hem mağdur küçüğü velayeten Maddi tazminat talepleri kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte; bedensel zarar ve duyu kaybı nedeniyle 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının çocuk adına velayeten ........'a ödenmesini, 200,00 TL SGK tarafınca karşılanmayan hastane ve ilaç giderleri çocuk adına velayeten ........'a ödenmesini, 200,00 TL bakıcı giderleri çocuk adına velayeten ........'a ödenmesine, 500,00 TL maddi zararın asaleten baba ........'a ödenmesine, 500,00 TL maddi zararın asaleten anne ........'a maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte taleplerinin kabulü ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkillere ödenmesine, davalının kusuru, müvekkillerin yaşadığı mağduriyeti, uzuv kaybı ve ağır bedensel zarar hususları gözetilerek; küçük ........ için çocuk adına velayeten ........ 'a 100.000,00 TL manevi tazminat, anne ........ için asaleten 70.000,00 TL manevi tazminat, baba ........ için asaleten 70.000,00 TL manevi tazminat, kardeşleri ........ için çocuk adına velayeten ........'a 30.000,00 TL manevi tazminat, kardeşleri ........ için çocuk adına velayeten ........'a 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 300.000,00 TL manevi tazminatın yalnızca davalılardan ........ ve diğer davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, öncelikle hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememesi riskine karşılık olay esnasında davalı ........'in kullanımında olan ve davalı işleten ........'e ait araç kaydına sigorta şirketi dışındaki diğer davalıların tüm taşınır ve taşınmazları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine verilecek kararın kesinleşmesine kadar “ihtiyati haciz” şerhi konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, 24.09.2016 tarihinde Konya İli, ........ Mah. ........ Cad. Seyir halindeki ........ plakalı ........ Marka kamyonet seyir halindeyken 24.11.2016 doğumlu müvekkili ........'a çarptığını, araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin tedavi için Türk Kızılayı Ticaret Borsası Hastanesi'ne götürüldüğünü, hayati tehlikesi olduğundan ve hastanede beyin cerrahı uzmanı olmadığından müvekkilinin ambulans ile Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesine sevk edildiğini, müvekkilinin bir kulağının duyma yetisini yitirdiğini, beyin damarları ve sinirleri etkilendiğinden ani sinir patlamaları yaşadığını, görmüş olduğu tedavilerde hiçbir ilerleme kaydedemediğini, sinirlerin tamiri mümkün olmayacak şekilde zarar gördüğünü, davalı ........ yapılan tüm başvurularının olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin tedavisi için yurt dışı da dahil olmak üzere çeşitli sağlık kuruluşlarına ve her türlü tedaviye, ücretine bakmaksızın başvuran, eğitimi için canla başla çalışıp özel bir eğitim kurumundan destek alan, diğer çocukları açısından hakkaniyetsizlik olmaması açısından onları da özel bir eğitim kurumuna gönderen ailenin maddi anlamda sarsıldığını, müvekkilinin duyu kaybının ekonomik geleceğini sarstığını, istediği her mesleği yapamayacağını, işinde tam performanslı bir çalışma gerçekleştiremeyeceğini, dolayısıyla çalışma gücünün azaldığını, buna bağlı olarak da kazanç kayıpları yaşanacağı ve hayatı boyunca ailesine muhtaç kalacağını bu nedenlerle; davanın kabulünü, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 6100 sayılı kanunun 107. Maddesine göre şimdilik; ........ ve ........'ın asaleten ve ........ ve ........'ın hem mağdur küçüğü velayeten Maddi tazminat talepleri kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile birlikte; Bedensel zarar ve duyu kaybı nedeniyle; 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olan maddi zararın çocuk adına velayeten ........'a ve ........'a ödenmesini, Geçici iş göremezlikten kaynaklanan zararı olan maddi zararın nedeniyle 50,00 TL çocuk adına velayeten ........'a ve ........'a ödenmesini , SGK tarafınca karşılanmayan tedavi giderlerinden dolayı oluşan maddi zararı nedeniyle 50,00 TL'nin ........'a ve ........'a ödenmesini , 50,00 TL bakıcı giderleri çocuk adına velayeten ........'a ve ........'a ödenmesini, işbu davanın Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile birleştirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ Sigorta Şirketi vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davacı taraf, 24.09.2016 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazası sonucu ........'ın maluliyeti nedeni ile zarara uğradıklarını iddia ederek müvekkil şirket yönünden maddi tazminat talepli işbu davayı açtığını, davacının talebi yönünden zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, müvekkili şirket kayıtları tetkik edilmiş olup kaza tarihi ve saati itibariyle müvekkil şirket nezdinde ........ plakalı araca ait geçerli bir poliçe bulunamadığını, zira müvekkil şirkette bulunan 02/06/2016 - 02/06/2017 vadeli poliçe ........ plaka sayılı aracın 08.09.2016 tarihinde satılmış olması nedeniyle iptal edilmiş olduğundan meydana gelen kaza nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde dava konusu kaza tarihi 24/09/2016 olarak belirtildiğini, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan araştırmada kaza tarihini kapsayan ve bahsi geçen araca ait herhangi bir sigorta poliçesi bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu aracın kaza tarihini kapsar şekilde müvekkili şirket tarafından tanzim edilen trafik poliçesinin sunulması halinde ise poliçe teminatlarına ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, tüm bu nedenlerle zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, müvekkili şirket nezdinde dava konusu araca ait trafik poliçesi bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ ve ........ vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davacı taraf, 24.09.2016 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazası sonucu ........'ın maluliyeti nedeni ile zarara uğradıklarını iddia ederek müvekkillerimiz yönünden maddi ve manevi tazminat talepli işbu davayı açtığını, davacının talebi yönünden zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, anlatılan olaylar gerçek durumu yansıtmadığını, olaya bağlı trafik kazasının gerçekleşmesinde müvekkillerinin bir kusuru bulunmadığını, söz konusu olayda davacı yan ........'ın aracın önüne aniden fırladığını, bunun sonucunda bu elim kaza vuku bulduğunu, müvekkilinin olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, müvekkillerinin bu kazada bir kusurları olmadığını, ayrıca sürücü konumundaki müvekkili ........'in trafik kurallarına uygun ve yol durumuna dikkat ederek trafikte seyrettiğini, ancak müvekkilinin bütün bu dikkatine rağmen böyle bir kazanın meydana gelmesinde kusurun müvekkiline atfedemeyeceğini, müvekkili ........’in kazanın meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığını, kazaya karışan araç ticari bir araç niteliğinde de olmadığını, bu sebeple müvekkili ........ yönünden davanın tamamen reddi gerektiğini, ayrıca kazazede davacının maddi ve manevi tazminat istemleri de yerinde olmadığını, keza maddi tazminat isteyebilmesi için kazazedenin bir maluliyet oranına sahip olması beklendiğini, davacı taraf bu duruma ilişkin herhangi bir belge sunamadığı gibi iddialarını da somutlaştıramadığını, davacı tarafın maddi olarak çok fazla yıprandığı iddiaları ise birbiri ile çeliştiğini, davacı ........’nin özel okula gitmesi anlaşılabilir iken diğer çocuklarının da özel okulda okumasının nedeni anlaşılamadığını, davacı tarafın maddi olarak güçsüz olmaları halinde en azından diğer çocuklarının devlet okuluna gitmesi pekala mümkün olduğunu, ayrıca özel okula gitmesi zorunluluk olarak gösterilen ........ için de özel durumunu dikkate alacak devlet okulları bulunduğunu, bu durum davacı ailenin ekonomik durumlarının oldukça iyi olduğunu gösterdiğini, bu sebeple ailenin ekonomik durumunun araştırılması için SED araştırması yapılmasını talep ettiklerini, ayrıca davacı için başvurabilecekleri sosyal yardımlara davacı ve ailesinin başvurup başvurmadığını öğrenilmesi üzere Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığına müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, davacının da kaza öncesi rahatsılığı olup olmadığının tespiti ya da davanın 5 yıl sonra açıldığı gözetilerek kaza sonrası başka nedenlerle oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla doğumdan bu yana tüm tedavi ve muayene film, grafi örneklerinin ilgili sağlık kuruluşlarından istenerek kazadan ötürü var ise oluşan maluliyetinin nedensellik bağı da gözetilerek Adli Tıp 3. İhtisas Kurumundan rapor aldırılmasını talep ettiklerini, kabul etmemekle birlikte maddi tazminatta asli sorumlu sigorta şirketi olup ondan talep edilmesi zorunluluğu mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın zamanaşımı sebebiyle ve kazada yaralandığı iddia edilen davacı dışındaki diğer davacılar yönünden taraf ehliyeti olmaması ve zarar gören sıfatları olmaması hasebiyle davanın reddine, kusur ve kaza bağlı nedensellik bağı örgüsü içinde kalıcı maluliyet olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumlarından rapor aldırılmasına, sağlık tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumlarının karşılaması ve yukarıda açıklanan nedenlerle reddine, bakıcı gideri yönünden talebin şartları oluşmaması nedeniyle reddine, kazada yaralanan kişinin yaşaması hasebiyle taraf ehliyeti bulunmayan diğer davacılar yönünden maddi ve manevi tüm tazminat taleplerinin reddine, tüm Maddi tazminatların ve fahiş yüksek talep edilen hukuka aykırı manevi tazminat taleplerinin tümüyle birlikte ve tüm istem ve taleplerinin her iki müvekkil yönünden de ayrı ayrı reddine, davanın ve davacının tüm taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen dosya davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Davacıların usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davaya konu kazanın 24/09/2016 tarihinde meydana geldiğini, öngörülen zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dosyaya konu olaya sebebiyet verdiği iddia edilen ........ plakalı aracın kaza tarihinde ........ sigortaya ZMM sigortası ile sigortalı olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin mesuliyet kusur oranı ve teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ve yaya olan davacının kusur durumunun araştırılması gerektiğini, davacıya zarar veren motorlu aracın geçerli bir sigorta poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca da mevcutsa yapılan ödemeler ile yapılan temliklerin Mahkemece dikkate alınması gerektiğini, mesuliyet oranı tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu yönünden iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranının kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik zararının geçici bakıcı gideri, rapor cenaze ve defin ulaşım yemek giderlerinin tazmini yönündeki taleplerinin teminat dışında olduğunu, müvekkilinin başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini, davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğunu, davacının avans faizi talebinin haksız olduğun, müvekkilinin ticari şirket olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu ile husumet sebebiyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; " Asıl dava yönünden davalı ........ SİGORTA AŞ'ye karşı açılan davanın REDDİNE, Asıl ve birleşen dava yönünden;DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 24/09/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 360.278,85 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının DAVALI ........'ndan (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Ölüm/Sakatlık Limiti: 310.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davacının 24/09/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 553,91 TL (taleple bağlı kalınarak) geçici iş göremezlik maddi zararının DAVALI ........'ndan (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Tedavi/Sağlık Limiti: 310.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak), davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a VERİLMESİNE, Davacının 13/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.000,00 TL tedavi masrafı maddi zararının DAVALI ........'ndan (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Tedavi/Sağlık Limiti: 310.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a VERİLMESİNE,Davacının bakıcı gideri talebinin REDDİNE, ASIL DAVA YÖNÜNDEN DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE;100.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a verilmesine, 70.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, 70.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, 30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, 30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, " şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza sebebiyle yaralandığı ve malul kaldığı iddiasına istinaden müvekkilden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, davaya konu taleplerin zaman aşımına uğradığını, dosyaya konu olaya sebebiyet verdiği iddia edilen ........ plakalı aracın kaza tarihinde ........ Sigortaya ZMM Sigortası ile sigortalı olduğunu, davanın husumetten reddinin gerektiğini, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK 'dan alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesaplama metodunun hatalı olduğunu, raporda TRH yaşam tablosuna göre bakiye ömür belirlenmiş ve progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmış olup, teknik faiz kullanılmadığını, yapılan hesaplama ve esas alınan yaşam tablosunun hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavinin kurum sorumluluğunda olmadığını, müvekkil ........ mesuliyeti kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya karışan ve yaya olan davacının tam kusurlu olup ........ sorumluluğunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ... Karar (Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası) dosyasında verilen davanın kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ........ ve ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın talepleri yönünden zaman aşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, verilen kararda rapora ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, hatalı kusur raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğunu, dava konusu olayın gerçekleşmesinde müvekkillerinin bir kusurunun bulunmadığını, söz konusu olayda davacı ........'ın aracın önüne aniden fırladığını, dava konusu olayda müvekkillere isnat edilen kusur ve sorumluluğu kabul etmemekle birlikte maddi tazminatta asli sorumlu sigorta şirketi olup ilk derece mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme ile sigorta şirketi yönünden davanın reddinin yerinde olmadığını, dosya kapsamında alınan maluliyet, iş göremezlik raporlarının tamamen hatalı ve çelişkili olduğunu, itirazlarının gözetilmeksizin çelişki giderilmeksizin karar verilmesinin yerinde olmadığını, hükme esas alınan raporda belirtmelerine rağmen davacının müterafik kusuruna ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, asıl dava yönünden hükmedilen manevi tazminata konu manevi zarar ile müvekkilin fiilinin orantısız olduğunu, davacılar lehine fahiş derecede yüksek manevi tazminata hükmedilmiş olup verilen kararın yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile usul ve esas bakımından hukuka aykırı olan Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. ... K. sayılı ilamının asıl ve birleşen dava bakımından; davacı yararına hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri dahil davacının kusuru, müvekkillerin durumu ve yukarıda anılı hususlar dikkate alındığında kararın usule ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına, istinaf nedenlerinin yeniden değerlendirilerek bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında hüküm kurmak sureti ile davacı tarafın haksız asıl ve birleşen dava ile talep edilen maddi tazminat ve manevi tazminat dahil tüm taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kısmi red kararının, müvekkil ........'nin ihtiyaç duyduğu zorunlu özel eğitim masraflarını göz ardı ettiğini, gelecekteki tedavi, yol ve kontrol giderleri yönünden eksik inceleme yapılmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan raporda müvekkil ........'nin çalışma gücü kaybı oranının %13 olarak belirlenmişse de bu oranın gerçeği yansıtmaktan son derece uzak olduğunu, hesaplanan tazminat tutarının, yapılan gerçek harcamaların %10 unu dahi karşılamaktan uzak olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı ........ vekilinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, katılma yoluyla istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının müvekkiller aleyhine reddedilen kısımları yönünden kaldırılmasına ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla davalarının bütünüyle kabulüne, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar, katılma yoluyla davacı taraf ile davalılar ........ ve ........, birleşen davalı ........ tarafından aşağıda incelenen yönlerden istinaf edilmiştir.- Davalıların zamanaşımı itirazında; HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur. Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır.6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalara göre davanın belirsiz alacak davası olarak açılması halinde davacının öncelikle talep sonucunu belirlemesi, talebin belirlenmesinden sonra alacağın belirlenen miktardan daha fazla olduğunun anlaşılması halinde davacının ıslah yolu ile dava değerini arttırması gerekecektir. Yargıtay uygulamalarına göre trafik kazalarında yaralanmadan kaynaklanan tazminat davalarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay 17 HD 2015/14980 E 2018/8201 K)Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında, alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekte iken, kısmi davada, talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam eder. Belirsiz alacak davasında, davalı tarafça dava açıldıktan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i sadece ilk talebi değil bedel artırım talebini de kapsar ve süresinde zamanaşımı def'in de bulunmaması halinde arttırılan bedel için sonradan zamanaşımı def'inde bulunulamaz. Davacının, somut olayda dava dilekçesi içeriklerinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmiş olduğu anlaşılmakla, buna göre dava kısmi dava değil belirsiz alacak davasıdır. Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında, alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekle, uygulanması gereken yaralamaya ilişkin uzamış ceza zamanşımı süresi de dava tarihine göre belirlenecektir. Öte yandan; 7226 sayılı Kanunun geçici 1. Maddesi uyarınca;Geçici Madde 1 - (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,itibaren 30/4/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur.Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır.hükmünü taşıdığı,Cumhurbaşkanlığının 30/04/2020 tarih ve 2480 karar sayısı ile"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar"m yürürlüğe konulmasına, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğinc Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası sonucunda davacı yaralanmıştır. Yaralanmayla sonuçlanan sözkonusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem için(TCK 89/1) kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu gözetiltiğinde, asıl ve birleşen dava ve kaza tarihine göre sözü edilen covid erteleme süresi de gözetilerek davanın esas alınması gerekecek zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itirazlar yerinde değildir. - Usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, davalı ........ için de uygulanacak 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına/........ karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Dava açmadan önce başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, ancak davalının olumsuz cevap verdiği, davalının cevabı ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.- Davalıların kusur ve sorumluluğa dönük itirazında; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı)Buna göre, ortaya çıkan zarardan davalı araç maliki/sürücüsü de sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, husumete yönelik davalı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Kusura yönelik itirazlarında ise, birbirini teyit eder nitelikteki gerek Kaza Tespit Tutanağı gerekse Mahkemece alınan keşif sonrası düzenlenen trafik bilirkişi kusur raporu ile ATK İhtisas Dairesi raporlarına göre davacı yaya çocuğun asli derecede yüzde seksen, davalı araç sürücüsünün ise tali olarak yüzde yirmi kusurlu olmasının dosyadaki tüm delillere ve kazanın oluşuna uygun olmakla davalıların buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. - Birleşen davalı ........'nın ve diğer davalıların sorumluluğuna yönelik itirazlarda; Karayolları Trafik Kanun’un 94. maddesinde; "(Birinci fıkra mülga: 25/6/1988 – KHK – 330/5 md.; Aynen kabul; 31/10/1990– 3672/4 md.)(Değişik : 25/6/1988 – KHK – 330/5 md.; Aynen kabul:31/10/1990 – 3672/4 md.)Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır.Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları C.4 maddesinde ise; sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip eder. İşleten, sahip olduğu yeni araca ilişkin bilgileri sigortacıya bildirir. Araç grubunda herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, C.3 maddesi hükümleri kıyasen uygulanır. Ancak, sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten içinde geçerli olur. Araç değişikliği nedeniyle yeni bir sigorta yaptırılması durumunda, sigortacının işletenin değiştiği tarihe kadar hak kazandığı prim gün esasına göre tespit edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir" hükmü düzenlenmiştir. Öte yandan; Anayasa Mahkemesi tarafından 2023/130 Esas, 2024/17 Karar, 23/1/2024 tarihli, 5/3/2024-32480 R.G.Tarih-Sayısı ile verilen kararında, yukarıda belirtilen Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. Maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları iptal edilmiş, iptalin belirtilen Resmi gazetede yayımı için verilen dokuz aylık sürenin de tamamlanmış bulunduğu görülmüştür. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı neticesinde Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 943. Maddesinin iptal edilen üç ve dördüncü fıkralarının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.İptal edilen maddelerden 94. üçüncü fıkrası uyarınca, sigortacı sigorta sözleşmesini, işletenin değiştiğine dair bildirimin kendisine tebliğinden itibaren on beş gün içinde feshedebilir. Kuralda sigorta sözleşmesinin sigortalı tarafından yapılan bildirime rağmen Sigortacı tarafından feshedilmediği durumda sözleşmenin devam edip etmeyeceği konusunda açık bir düzenleme yer almamakta ise de fesih işlemi yapılmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlar altında hüküm ve sonuç doğurmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Ayrıca; TTK hükümlerine göre sigorta sözleşmeleri şekle tabi olmayan sözleşmelerdendir. Sigorta poliçesi, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin yapıldığını gösteren bir belgedir. Sıhhat şartı değildir. Sigortalının sözleşmede imzasının bulunmaması ise sözleşmenin gerçekleşmediği anlamına gelmez. Geçerli bir sigorta sözleşmesinden bahsedebilmek için meşru bir menfaatin bulunması da gözönünde bulundurulur. Bütün bu açıklamalardan, sözleşmenin yazılı belgeye bağlanması ispat hukuku açısından önem taşır, poliçenin varlığının ve daha çok poliçenin taşıdığı hükümler yönünden taraflar arasında uyuşmazlık çıkması halinde HUMK 288. vd. (HMK 200) maddelerinde düzenlendiği şekilde kanıtlanması gerekir. Diğer taraftan, KTK 20/d maddesi içeriğine göre araçların satışı noter sözleşmeleri ile mümkündür. Harici satış geçersizdir. Haricen satın alanın menfaati olmadığından sigorta poliçesi tanzim ettiremez. Aynı Yasanın 24. maddesi ise, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ibraz edilmeden bir aracın trafiğe tescilinin yapılmayacağını düzenlemiştir. Bir an için araç satışının yasanın aradığı şartlarda gerçekleştiğinin kabul edilmesi halinde dahi KTK. 94. maddesi uyarınca gerekli ihbarı sigortacıya yapıp sigorta sözleşmesinin iptali imkanını sigortacıya vermediği sürece, aracı takip eden sigorta poliçesinin geçerli olduğu, malikin sigorta poliçesinin tarafı olmaya devam edeceği ve dolayısıyla yükümlülüklerinin de devam edeceği Yargıtay ilgili Dairesinin istikrar kazanmış uygulamalarındandır. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2015/18611 ESAS, 2018/10091 KARAR sayılı ilamı) KEZA BU İPTAL KARARI SONRASI 04/12/2024 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLEREK ARAÇLARIN SATIŞ, DEVİR VE TESCİL HİZMETLERİNİN YÜRÜTÜLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİKMADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“(1) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış veya devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası, 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları ile geçiş ücreti borcu ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmadığının ve trafikten çekilmiş veya çekilecek araçlar hariç olmak üzere aracın geçerli muayenesi ile aracı satış veya devir yoluyla alacak kişi adına satış ve devir tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunduğunun tespit edilmesi halinde noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devir işlemleri geçersizdir.” düzenlemesi uyarınca bu husus açıklığa kavuşturulmuştur.Somut olayda, dosyadaki belgeler ve sigorta bilirkişisinden alınan raporlarla sabit, taraflar arasında ihtilaf dışı da olduğu üzere kazaya neden aracın kazadan önce 08/09/2016 tarihinde noter araç satış sözleşmesi ile devredildiği, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kararın kesinleşmesinden önce derdest nitelikteki eldeki davaya sözü edilen Anayasa Mahkemesinin kararının tatbikinin zorunluluk arz etmekte olup, kaza tarihine göre Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında resmi biçimde noter satışının gerçekleşmesi nedeniyle poliçe ve dolayısıyla sigortalılık ilişkisinin son bulması nedeniyle davalı ........ Sigorta'nın trafik sigortacısı olarak kazadan sorumlu olmaktan çıktığı, zira halihazırda yürürlükte bulunan anılan Anayasa Mahkemesi kararına göre zarardan sorumluluğunun bulunmamasından dolayı pasif dava ehliyeti olmadığı, onun yerine sigortası bulunmayan aracın sorumluluğunun ........ Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümlerine göre davalı ........'na geçtiği anlaşılmakla, davalıların buna yönelik istinafının reddine karar verilmesi gerekmiştir. - Davacı ve davalıların aktüer ve maluliyete yönelik itirazlarında; ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS, 2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN 2024/1471 VE 2024/1331 ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 08/04/2016 TARİHLİ 2025/488 ESAS 2026/223 KARAR VE 2025/489 ESAS VE 2026/224 SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.Buna göre somut olayda, Mahkemece alternatifli olarak alınan ve kaza tarihinde geçerli olan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerinin uygulandığı Adli Tıp Üst Kurulu'ndan alınan maluliyet oranı ile yine TRH 2010 yaşam tablosu ile Progressif Rant sistemine göre alınan aktüer rapora göre karar verilmesi yerine hatalı maluliyet yönetmeliği ve yaşam tablosu esas alınarak karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinafının kabulü, davalıların reddi ile aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmektedir. -Davalıların on sekiz yaşından küçüklük nedeni ile Geçici iş göremezlik tazminatı verilip verilmeyeceği hususunda istinaf itirazının değerlendirilmesinde; Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARLARINDA HER NE KADAR;Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiş ise de; BUNA YÖNELİK DİRENME KARARIMIZ HGKK 2025/488 ESAS VE 2026/223 KARAR SAYILI İLAMI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE;Kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı herhangi bir kazancı bulunmadığı anlaşılmakla geçici iş göremezlik zararı da doğmamış olup geçici iş göremezlik tazminatı verilmeyeceğinden buna yönelik davalıların itirazının kabulü ile yeniden kurulan hükümde nazara alınması gerekmiştir. -Davacının faturasız tedavi giderine yönelik itirazında; Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)Bu kapsamda, uzman doktor bilirkişiden faturasız tedavi ve bakıcı gideri konusunda rapor alınmak suretiyle değerlendirme yapılarak karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtiraz yersizdir. - Davalı ........'nin bakıcı giderine ilişkin itirazlarında; Dava dilekçesinde, davacının geçici iş göremezlik dönemi içerisinde bakıma muhtaçlığından söz edilip bakıcı gideri talep edilmiştir. Alınan yukarıda belirtildiği biçimde usul ve yasaya uygun uzman heyet raporunda davacının maluliyetinin belirlenip iyileşme süresi belirtilmiş ve ayrıca bakıcı ihtiyaç süresi de belirlenmesinin ve bu sürelerle sınırlı olarak bakıcı gideri belirlenmesinin, keza brüt asgari ücret üzerinden hesap yapılması usul ve yasaya, oluşa ve delillere uygun olmasına göre buna yönelik itiraz yersizdir. - Davacının ekonomik geleceğin sarsılmasına yönelik itirazında; Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan uğraması muhtemel zararlar TBK m. 54’de “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler.Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal/Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562). Somut olayda; yukarıda açıklandığı gibi davacının alınan maluliyet raporunda ve istinafında belirtildiği üzere kulak duyma hasarı kapsamında yaralanmasına bağlı yaralanması nedeniyle zaten kalıcı maluliyet verilip bunun hesaplanan tazminat miktarında gözetildiği, davacı her ne kadar maluliyet nedeniyle ekonomik geleceğin kaybından dolayı ayrıca tazminat isteminde bulunsa da belirtildiği üzere sürekli ve geçici iş göremezlik oran ve süreleri nedeniyle hesaplanan tazminatın aynı zamanda belirttiği özürlerden dolayı tazminatı da içerdiğinden, ayrıca ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle tazminat isteminin bu sebeplerle yerinde olmadığı anlaşıldığından, buna ilişkin itirazının reddi gerekmiştir.- Sigorta haricindeki davalıların manevi tazminata dönük itirazlarında; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için BK 49 (TBK’nun 58) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır.TMK’nın 24. ve BK.49 (TBK’nın 58) maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Manevi tazminatın miktarına yönelik değerlendirmede ise; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Ayrıca; Türk Borçlar Kanunun "Manevi Tazminat" başlığı altında düzenlenen 56. Maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." denilmektedir. Yaralanma durumunda yakınların manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için yaralanmanın maluliyet derecesinde ya da sabit iz bırakacak nitelikte olması ya da bu tür yaralanma biçimi olmasa bile uzun süre yatakta tedavi görme hali ya da parçalı kemik kırığı yaralanması olması durumunda yaralanan kişinin anne babası veya çocukları ve eşine manevi tazminat verilebileceği benimsenmiştir. Bu tür durumlarda "yakınları" ibaresi geniş tutulmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/12300 ESAS, 2016/10184 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/11929 Esas, 2011/4037 Karar sayılı ilamları)(Bkz. ayrıca kardeşin de yakınları kapsamında yansıma yoluyla manevi tazminat isteyebileceğine dair; YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2021/18184 ESAS, 2021/4949 KARAR sayılı ilamı) Buna göre somut olayda, maluliyete varan yaralanma nedeniyle davacı çocuğun ve yansıma yoluyla davacı anne babasının, kardeşlerinin derin şekilde ruhi bütünlüklerinin zedeleneceğinin doğal olduğu, bu itibarla uğradıkları manevi zararları nedeniyle tazminat haklarının bulunduğu gözetildiğinde yansıma yoluyla manevi tazminat şartlarının yukarıda anlatıldığı biçimde oluşması sebebiyle, sabit bulunan davaya kaza sebebiyle oluşan ağır netice ile davacıların yakınlık durumu da gözetilerek, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında tam kabul yapılması suretiyle tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların bunlara yönelik istinafının reddi gerekmiştir. Bunların dışında davalı sigortanın itirazlarından olarak, davacı çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle çalışmaması nedeniyle Sgk'dan mahsubu gerektirir ödeme yapılması da mümkün olmayacağına göre itirazın son derece yersiz olduğu görülmüştür. Bu nedenle, davacılar ve davalılar ........, ........, ........ vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacılar ve davalılar ........, ........, ........ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;(İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) 1-Asıl dava yönünden davalı ........ SİGORTA A.Ş'ye karşı açılan davanın REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen dava yönünden;-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE;(a) Davacının 24/09/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 404.219,59 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının DAVALI ........'ndan (Davalı ........'nın sorumluluğunun 310.000 TL sakatlık ve ölüm teminatı ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a VERİLMESİNE, (b) Davacının 13/12/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.000,00 TL tedavi masrafı maddi zararının DAVALI ........'ndan (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (Tedavi/Sağlık Limiti: 310.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİ (tahsilde tekerrür olmamak kaydyla) İLE DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a VERİLMESİNE,(c)Davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talebinin REDDİNE, 3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN DAVACILARIN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE;-100.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak DAVACI ÇOCUK ........ LEHİNE OLMAK ÜZERE DAVACILAR ........ VE ........'a verilmesine, -70.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, -70.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, -30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, -30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 24/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'den alınarak davacı ........'a verilmesine, İlk Derece Yargılaması Yönünden;4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 48.173,55-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 482,00-TL peşin harçlar ve 6.926,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 40.765,55 TL harcın davalılar ........, ........ ve ........ müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı ........ 17.936,84-TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına) 5-Hazine tarafından karşılanan 5.320,00-TL arabuluculuk ücretlerinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacılar tarafından karşılanan 482,00-TL başvuru harçları, 482,00-TL peşin harçlar ve 6.929,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 7.893,00-TL'nin davalılar ........, ........ ve ........ müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine (Davalı ........ 3.472,92-TL'den diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına) 7-Davacılar tarafından karşılanan davalı ........ Sigorta Aş'ye yapılan 131,50 tebligat gideri masrafının mahsubu ile 903,40-TL posta ve tebligat gideri, 8.100,00-TL bilirkişi ücreti gideri, 8.153,30-TL ATK ücreti, 1.950,00 TL NEÜ ATK ücreti, 68,30-TL vekalet harçları, 419,90 TL keşif harcı, 126,00 TL keşif araç ücreti gideri olmak üzere toplam 19.720,90-TL nin haklılık oranına göre hesaplanan 19.701,17 TL'nin davalılar ........, ........ ve ........ müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ........ 8.668,51 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına) bakiye kalan kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ........ Sigorta AŞ tarafından bu yargılama sebebi ile yapılan 8.50-TL vekalet harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ........ Sigorta Aş'ye verilmesine,9-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 10-Maddi tazminat yönünden davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 64.835,13 TL vekalet ücretinin davalılar ........, ........ ve ........ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı çocuk ........ lehine olmak üzere davacılar ........ ve ........'a verilmesine, (Davalı ........ 49.728,54 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına)13-Davalı ........ Sigorta Aş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ........'tan alınarak davalı ........ Sigorta Aş'ye verilmesine, 14-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplanan 603,91 TL'nin davacı ........'tan alınarak davalılar ........, ........ ve ........ verilmesine,15-Manevi tazminat yönünden;a-Davacı çocuk ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı çocuk ........ lehine olmak üzere davacılar ........ ve ........'a verilmesine, b-Davacı ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, c-Davacı ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, ç-Davacı ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, d-Davacı ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, 16-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,İstinaf Yargılaması Yönünden;17-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacılar ve davalılar ........, ........, ........'e iadesine,18-Davacılar tarafından yapılan 10.010 TL istinaf başvuru gideri ile 210 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 10.220 TL yargılama giderinin davalılar ........, ........, ........'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,19-Davalı ........ tarafından yapılan 2.002 TL istinaf başvuru giderinin davacılardan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,20-Davalı ........ tarafından yapılan 10.010 TL istinaf başvuru giderinin davacılardan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 21-Davalı ........ tarafından yapılan 10.010 TL istinaf başvuru giderinin davacılardan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 22-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacılar ve davalılar ........, ........, ........ yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davalı ........ Sigorta A.Ş yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.02/09/2026 .....Başkan...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Katip... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.