Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, azınlık hissedarın şikayetiyle açılan, kötü niyetli marka tescili ve haksız rekabet iddiasıyla karar iptali ve hükümsüzlük davasına yönelik nihai hükmü.
Özet: Davacı, hissedarı olduğu şirketin çoğunluk pay sahibi tarafından akrabasına kurdurulan davalı şirketin, kendi ticaret unvanında müvekkil şirketin markasını kullanmasını ve bu markaya birebir benzeyen bir işareti iyi niyetsizce, farklı mal ve hizmet sınıfları için tescil etmeye çalışmasını, şirketin zararına haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, ilgili marka tescil kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmektedir; davalılar ise davacının hukuki menfaati olmadığını, kendi markalarının nizasız kullanıldığını ve işlemlerin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/468 Esas - 2025/447

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/468
KARAR NO : 2025/447
DAVA : Marka ... Sayılı ... kararı iptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 11/11/2024
KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Yazıldığı Tarih : 24/11/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin ... 'de %30 oranında pay sahibi olduğunu, Müvekkilinin pay sahibi olduğu ... ’nin çoğunluk paylarını ve yönetim kontrolünü elinde tutan ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı sıfatına sahip bulunan ...’in abisinin oğlu ...’e kurdurulan ve esasında ... tarafından fiilen yönetilmekte olan başvuru sahibi ... ’ın, ticaret unvanında markası ... ’ye ait olan ‘...’ ismini kullanmakta olduğunu, ... ’ın esas faaliyet konusuyla ilgisi olmayan .... nolu Nice Sınıfları üzerinden ... tarafından başvuru/tescil numarasıyla daha önceden tescil edilen ve halen bu Şirket tarafından aktif bir şekilde kullanılmakta olan marka ile birebir aynı tasarıma sahip marka ve logonun tescil edilmesi girişiminin iyi niyetli olmadığını, Haksız rekabet olduğunu, müvekkilinin pay sahibi olduğu ... ŞİRKETİnin çoğunluk paylarını ve dolayısıyla yönetim kontrolünü elinde tutan ve aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı sıfatını haiz bulunan kişinin, azlık pay sahiplerinin haklarını bertaraf etmeye ve düzenli olarak kar eden ve önemli tutarda mal varlığına sahip bulunan söz konusu şirketin zararına yönelik olarak çeşitli girişim ve tasarruflarda bulunduğuna ve bunlardan bazılarının başvuru sahibi ... ŞİRKETİ ile bağlantılı olduğuna ilişkin, .... Makamının 02/02/2023 tarihli ve .... sayılı Onaylarına istinaden anılan .... tarafından gerçekleştirilen denetim sonucu düzenlenen ve bir kısmı müvekkile tebliğ edilen 19/06/2023 tarihli ve .... sayılı İnceleme Raporu’ndaki tespit ve değerlendirmeler bulunduğunu, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkinini ve hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının markası bulunmadığını, hükümsüzlük talepli dava açamayacağını, davacının %10 ortak olduğunu, ... , 1997 yılında kurulduğunu, ... ...’ın 2013 yılında kurulduğunu, “...” şeklindeki ticaret unvanını nizasız olarak kullanmakta olduğunu, ... ’nin ... ...’ın tek ortağı olan ...’in bütün hisselerini satın aldığını, ... ’ın hisselerinin ... tarafından, ...’a satıldığını, 2013-2019 yılları arasında, ... ile ... ... arasındaki bütün iş ilişkilerinin, ...’in bilgisi ve imzası ile gerçekleştirildiğini, Farklı mal ve hizmetler içerdiğini, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı başvuruya yönelik davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, SMK 6/4 maddesine göre yurt dışı tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına dayalı ve ayrıca TTK 54 vd maddelerine göre haksız rekabet iddiasına yönelik ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 12/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 11/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... iş sistemleri" ibareli başvurunun kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(9) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede, ... ŞİRKETİ tarafından ... nezdinde yapılan 27/02/2023 tarih ve .... sayılı itirazda kötü niyet gerekçesinin ileri sürülmemiş olduğu anlaşıldığından başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın kabulü ve ilgili kararın kaldırılması gerekmiştir.
... tarafından yapılan itiraz: ... başvuru numaralı "... ... iş sistemleri" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun eskiye dayalı kullanım, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Gerek Kurumumuz uygulamasında, gerekse yargı kararlarında 6/3 maddesi hükmünce itirazda bulunulabilmesi için, işaretin ticaret sahasında kullanılıyor olması şartından söz edilmektedir. 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesinde tescilsiz bir marka ve ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretten ayrı ayrı söz edilmesine dayanarak, hem marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerin (tescilsiz marka) hem de ticaret hayatında herhangi bir şekilde (iş evrakında, tabela, ilan ve reklamlarda vb.) kullanılan işaretlerin 6/3 maddesine dayalı itiraz hakkına gerekçe olabileceğini belirtmek gerekir. Burada önemli olan husus iltibas ihtimalinin (karıştırılma ihtimali) ispatıdır. Marka hukukuna özgü kullanılan tescilsiz işaretlerin, bu kullanımın doğası gereği piyasada yaygın hale, dolayısıyla iltibasa açık hale gelmesi daha olasıdır. Bununla beraber örneğin sadece ticaret unvanı fonksiyonunu karşılamak üzere, iş evrakında, reklam ve tanıtım araçlarında kullanılan bir işaretle iltibas yaratılması ihtimali daha düşüktür. Yaygın ve yoğun kullanım/bilinirlikle bağlantılı olarak bu iltibas ihtimalinin arttığını söylemek mümkündür. Madde 6/3 çerçevesinde yapılan bir itirazın incelenmesinde, itiraza gerekçe olarak gösterilen tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret ile inceleme konusu marka başvurusunun aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alınır. Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6/3 maddesi açısından bir önemi yoktur. Ticaret sırasında kullanılan bir işarete dayalı itiraz, işaretin kullanımının ispatlandığı mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür ya da benzer olanları açısından kabul edilebilir. Hükümde bu yönde bir düzenleme olmamasına karşılık, tescilli markaya dayalı itirazlar açısından kabul edilen bu ilkenin tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaretlere dayalı itirazlar açısından da kabulü uygundur. Burada iltibas ihtimali, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir, işaretlerin orijinalliği, mal ve hizmetlerin niteliği gibi hususlar dikkate alınarak iltibas ihtimalinin ortaya çıktığı mal ve hizmetler açısından başvuru reddedilebilir. Tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete -kullanım yoluyla- hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin asgari bilinirlik düzeyine ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti ilk kullanan kişiye koruma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu Kanun hükümleri uyarınca sağlanan korumanın tescil ile elde edileceği ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz.
6769 s. SMK'nın 6/4 maddesi ......
6769 s. SMK md. 6/6 ......hükmünü amirdir.
Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. .... Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli .... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir.
Yapılan incelemede, muterizin ... ŞİRKETİ'nin pay sahibi olduğu ve iddialarının temelinin bu pay sahipliğine dayandığı anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddiaları ve dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeler çerçevesinde, kötü niyet iddiasının somut olarak kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, SMK md. 6/3, md. 6/4 ve md. 6/6 muterizce itiraz gerekçeleri arasında işaretlenmiş olsa da itiraz dilekçesinde anılan hükümlere dayalı somut iddialara rastlanmadığından söz konusu hükümler uyarınca yapılan itiraz da yerinde görülmemiştir.
KARAR 1-Başvuru sahibi ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazın kabulüne ve başvuru hakkında verilen ret kararının kaldırılmasına, ... tarafından yapılan itirazın reddine, oybirliği ile karar verilmiştir.” ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin ... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
.... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ( Bu konuda örneğin; “Marka sahibinin, markasını tescil ettirirken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir” (....).
Yargıtay HGK’nun 16.7.2008 tarih .... sayılı “.... Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.
....’ın 11/06/2009 tarihli ....sayılı kararında “önceki markanın varlığı hakkındaki mevcut veya muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığını tek başına göstermeyeceği ve tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği” hükmü verilmiştir. .... HGK’nun 09.05.2018 tarih .... sayılı Kararında da “Kötüniyetin varlığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiği, markaların iltibasa yolaçması ve davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin başlı başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı” vurgulanmıştır.)
31/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "1) 6769 sayılı SMK’nın 6(3) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı,
2) 6769 sayılı SMK’nın 6(4) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı,
3) 6769 sayılı SMK’nın 6(6) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı,
4) 6769 sayılı SMK’nın 6(9) maddesi yönünden hukuki yorum yetkisinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
5) Dava konusu ... sayılı ... kararının yerinde olduğu,
6) Dava konusu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı,
7) TTK kapsamında haksız rekabete ilişkin hukuki yorum yetkisinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
SMK 6/3 maddesi açısından;
Davacı taraf vekili müvekkilinin pay sahibi olduğu ... ŞİRKETİnin ticaret ünvanının klavuz unsuru ... ibaresini içeren şekilde davalı marka başvurusuna karşı SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğine dayalı itirazda bulunmuş ise de ;
Davacı tarafın dava konusu markada geçen ... ibaresini davalı başvurusundan daha önce bizzat kendisinin tescilsiz olarak yani ... şekilde işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullandığını ve bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerektiğini ispat edemediği;
Diğer açıdan davacı taraf esasen ... şeklindeki kullanımların ortağı olduğu şirkete ait olduğunu ileri sürmekle birlikte dava konusu başvuruya şirketi adına herhangi bir itiraz yapılmadığı, ortağı olduğu şirketin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu, davacının ortağı olduğu tüzel kişi şirketinin temsilci veya yetkililerinin görevlerini yapmamaları halinde başvurulacak yollar görevden el çektirilmeleri usulü uygulanabileceği;
Dolayısıyla davacı açısından SMK 6/3 maddesindeki koşul oluşmadığı değerlendirildiği;
SMK 6/4 maddesi açısından;
Davacıya ait herhangi bir şekilde ... ibaresini içeren şekilde ... sözleşmesi kapsamında yurt dışı tanınmışlığı sağlar şekilde tescilli bir markası bulunmadığından SMK 6/4 maddesindeki koşullar da oluşmadığı;
SMK 6/6 maddesi açısından;
Davacı ... adında gerçek bir kişi olup davalının ... ... iş sistemleri şeklindeki başvuru markasına karşı ne tescilli bir ticaret ünvanı hakkı , ne tescilli bir işletme adı ne de bu ibare altında bir telif hakkı olduğu tespit edilemediği, dolayısıyla SMK 6/3 maddesindeki koşul oluşmadığı;
SMK 6/9 maddesi açısından;
Davalı tarafın "...." ibareli markanın kapsamındaki emtialar açısından " markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı güttüğü gibi hallerin " oluştuğuna dair delil ve belge sunulmadığından SMK 6/9 maddesindeki koşullar da bu davada oluşmadığı;
Tüm bu sebeplerle ... kararı iptali davası reddedilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,30 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 05/11/2025
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza