Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış marka iltibası ve seri marka haklarının ihlali iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, kendi tanınmış ve ayırt edici "..." markasının, davalıya ait "..." ibareli marka başvurusu ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibasa yol açtığını, tüketici nezdinde karışıklık yaratıp müktesep haklarını zedelediğini ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek ilgili markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ederken; davalı kurum, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, mal ve hizmet sınıflarının farklı olduğunu, tüketicinin ayırt edicilik sağlayabileceğini ve Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili maddelerinde belirtilen tescil engellerinin oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/444 Esas - 2025/77
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2023/444 KARAR NO : 2025/77...DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 16/09/2023KARAR TARİHİ : 19/02/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, "... ..." ibareli marka başvurusunun 03. ve 37. sınıf bakımından yapıldığını, müvekkiline ait tanınmış bir marka olan "..." markasının da özellikle 03. sınıf bakımından .... nezdinde tescilli olduğunu, "... ..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli ayırt edicilik seviyesi son derece yüksek "..." ibaresini haiz sair markalarla, işitsel ve görsel ve kavramsal anlamda iltibasa yol açacağını, ihtilafa konu marka ile Müvekkil Şirket markaları arasında tam sınıfsal benzerliğin varlığı da göz önünde bulundurulduğunda, davalı markası ile hem sınıfsal benzerlik şartının hem de markaların benzerliği şartının sağlandığını, müvekkili şirketin, tüketim ürünleri alanında, 70 yılı aşkın süredir öncü ürün ve kategorilerde tüketicilerin ihtiyaçlarını karşıladığını, Türkiye pazarındaki temizlik kağıtları kategorisinin öncülerinden ve pazar liderleri olduğunu, ... markasının tanınmış olduğunu, davalı tarafından kullanılan "... ..." ibaresinin "..." ibareli markaları ile yaratılmış olan olumlu algıdan haksız bir şekilde faydalanması ve tüketici nezdinde iltibas yaratması son derece muhtemel olduğunu, müvekkili Şirket'in "..." ibaresini taşıyan markaları incelendiğinde, seri markaların tüm özelliklerini taşıdıkları açık bir şekilde görüleceğini, davalı markasının müvekkilinin serisi gibi algılanacağını, davalı Markasının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan "tazelik" ve "ferahlık" anlamlarına gelen bir ibare olup emtialarda istenen özellikleri belirttiğini, dolayısıyla markanın esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalı'nın "... ..." ibareli marka başvurusunun, müvekkilinin kök markasına dayanarak yeni seri markalar oluşturmasına da engel teşkil ettiğini, bu kapsamda kök markasından kaynaklı müktesep haklarını zedelediğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, hatta öyle bir bilinirlik seviyesine geldiğini, markanın tüketici üzerinde yarattığı etki ıslak mendil başta olmaz üzere birçok kişisel bakım ve hijyen ürünü için tanımlayıcı hale geldiğini, .... nezdinde de tanınmış marka tescil kaydı bulunduğunu beyan ederek davalıya ait dava konusu sayılı .... sayılı “... ...” ibareli markanın, 14.07.2023 tarih ve ... sayılı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, kullanım ispatına konu olan markaları bakımından emtia değerlendirmesinin sadece tuvalet kağıdı, kağıt havlu, peçete açısından yapıldığını, taraf markaları üzerinde yapılan değerlendirmede markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer bulunmadığını, taraf markaları ile karşı karşıya kalan ilgili tüketici açısından malın ticari kaynağının kolayca ayrışılabilecek şekilde ayırt edicilik sağlanmış olduğundan SMK 6/1 maddesinde öngörülen tescil engelinin mevcut olmadığını, Davacı tarafından .... nolu “... derma” ibareli markaya yapılan itiraz üzerine tesis edilen ....ve davacı tarafından .... nolu “... beauty” ibareli markaya itiraz üzerine tesis edilen... nolu ... kararları da davaya konu edilen .... kararları ile aynı yönde olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bu sebeple somut olayda SMK 6/5 maddesi anlamında bir tescil engelinin mevcut olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı firmanın bir cevabına rastlanmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ....Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalının..... numara ile “... ...+Şekil ” markasının 03 ve 37. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescili için marka tescil başvurusunda bulunduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı tarafından ... esas unsurlu markalarını mesnet gösterilerek 6/1, 6/5 maddelerine dayanılarak itiraz edildiği, davalının karşı görüş sunduğu ve .... markaları ve tüm sınıfları bakımından kullanım ispatı talep ettiği, .... tarafından “Sunulan delillerin incelenmesi sonucunda “...” esas unsurlu marka/markaların “tuvalet kağıdı, kağıt havlu, peçete” mallarda/hizmetlerde kullanımının ispatlandığı tespit edilmiştir.” denmekle birlikte markaların benzer olmaması nedeniyle itirazın reddedildiği, davacı tarafından bu karara yeniden itiraz edildiği ve davacı itirazının ... 14.07.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ: Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. ... ... Benzer şekilde Yargıtay da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir..... Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. .... kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra; davalının, itiraz aşamasında davacının bir kısım markaları bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacının sunmuş olduğu delillerin incelenmesinde .... tarafından “Sunulan delillerin incelenmesi sonucunda “...” esas unsurlu marka/markaların “tuvalet kağıdı, kağıt havlu, peçete” mallarda/hizmetlerde kullanımının ispatlandığı tespit edilmiştir.” Şeklinde karar verildiği görülmüştür. Gerçekten de davacının sunmuş olduğu delillerin incelenmesinde davacı tarafından çok sayıda fatura sunulduğu, ürün kataloglarında tarih bilgisinin yer aldığı, ... esas unsurlu markaların “tuvalet kağıdı, havlu kağıt, peçete” mallarında kullanımı olduğu, Davacı markaları incelendiğinde, ... esas unsuru içerdikleri, kalan ibarelerin tali unsur olduğu görülmüş, bu bağlamda kullanım ispatına konu olan ve olmayan markalardan birkaç örnek sunulmuştur. Zira bu emtialar arasında benzerlik kurulması halinde SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerlik koşulu sağlanmış olacaktır. Davacının kullanım ispatına konu olan markalarında yer alan “tuvalet kağıdı, havlu kağıt, peçete” bakımından başvuru kapsamında yer alan mallar ile bir benzerlik kurulması mümkün gözükmemektedir. Öte yandan kullanım ispatına konu olmayan markaları bakımından 03. Sınıfı içeren markalarının bulunduğu görülmüş, bu noktada bir kısım mallar bakımından SMK 6/1 de aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlanmış olduğu, Bir hizmetin verilmesi aşamasında kullanılması elzem olan mallar arasında kimi zaman düşük kimi zaman orta düzeyde bir benzerlik olduğu söylenebilecektir. Zira o hizmet o malı kullanmadan verilemiyecek bu nedenle birlikte kullanım, birbirini tamamlama anlamında benzerlik kurulabilecektir. Somut olayda da davacı markalarında yer alan detarjanlar vb. ürünlerinin temizlik işlemi sırasında kullanılması nedeniyle düşük dereceli bir benzerlik kurulması mümkündür. Her ne kadar piyasa koşullarında sıklıkla rastlanmasa da temizlik hizmeti veren firmaların kendi markaları altında temizlik ürünleri kullandığı bilinmektedir. Bu nedenle düşün seviyede bir benzerlik içerdikleri, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI: Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Dava konusu marka incelendiğinde kelime+şekil markası olduğu, ... ... şeklinde düz bir fontla yazıldığı, su damlalarını andıran bir şeklin bulunduğu, bir ibare diğerine göre ön planda yazılmamış/konumlandırılmamış olduğundan markanın esas unsurunun ... ... olduğu, Davacı markaları da ... esas unsurunu paylaşan stilize bir font kullanılarak yazılan kelime markalarıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davacı markalarında yer alan ... ibaresi ....ya göre “Bir müzik parçasının bir kişi tarafından söylenmesi veya çalınması.” anlamına gelmektedir. Aynı zamanda ... İngilizce bir ibare de olup, dilimizde de “yalnız/ yalnızca” gibi kullanımları mevcuttur. Dava konusu markada yer alan ... ... ibaresi iki ayrı İngilizce kelimeden oluşmakta, ... ibaresinin ayak tabanı olduğu, ... ibaresinin ise taze anlamına geldiği görülmüştür. Tüketicinin ... ibaresine aşina olduğu bilinmekle birlikte ... anlamını bilmesi beklenemez. Bu noktada ... ibaresi yabancı bir kelime olarak algılayacak ... ibaresinden kaynaklı “ tazelik, temizlik” le ilgili olduğunu düşünebilecektir. ... ibaresinin Türkçe olmasından kaynaklı tüketici zihninde direk olarak anlamsal ayrışmanın sağlanacağı, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Davacı markaları yazıldığı şekilde ... şeklinde okunacakken dava konusu marka .... şeklinde telaffuz edilecektir. Hali hazırda husumet konusu ... ve ... ibarelerinin benzerliğine dayandırılmaktadır. Her ne kadar “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” Denilmekteyse de her durumda bu kural geçerli olmayacaktır. Zira kısa markalarde tek harf gerek anlamı gerekse kulaktaki fonetik izi değiştirebilecektir. Keza somut olayda da, ... baskın bir ses olan O harfini içerirken ... E harfinin yer almasından kaynaklı ses tınısının değiştiği, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Somut olayda dava konusu markada şekil unsurunun yer aldığı, ancak markanın geneli itibariyle çok büyük bir etkisinin olmadığı, dava konusu markanın 2 kelimeden oluşan görece uzun bir marka olduğu, pek tabii ki ... ve ... ibarelerinin 3 harfinin aynı olduğu, ancak kısa kelimelerde tüketicinin marka ibaresini bir bütün halinde algılamasının daha kuvvetli olduğu ve son harfin kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olduğu düşünüldüğüne, gerek dava konusu markanın uzunluğu, şekil unsuru içermesi ve kısa markalarda yer alan farklılıkların kolaylıkla algılanabilmesi nedeniyle görsel olarak benzerlik bulunmadığı, Bütünsel açıdan markalar değerlendirildiğinde, davacı markasının Türk dilinde bir anlamı bulunduğu, bu minavalde kavramsal ayrışmanın sağlanabileceği, markaların ilk 3 harfinin benzer olmasına karşın gerek fonetik gerek görsel farklılıkların ortalama tüketici nezninde farklılaşmayı sağlayabileceği, kısa markalarda tek harf değişikliğinin aslında markanın bütünü içerisinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve markaları farklılaştırmaya yetebileceği, 03. Sınıfta yer alan mallar bakımından tüketici özeninin düşük sayılamayacağı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacı ... markasının Tanınmış markalar siciline kayıtlı olduğu, bununla birlikte mahkememiz bilgi ve tecrübesi de ... markasının “tuvalet kağıdı, peçete, havlu kağıt” mallarında tanınmış olduğu, ancak yukarıda belirtilen nedenlerle taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda karıştırılma ve/veya ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı, hal böyle olunca davacıya sağlanan tanınmış marka korumasından markalar arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle yararlanmayacağı, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan mal ve hizmetler ile davacı markalarında yer alan bir kısım bakımından benzerlik bulunsa da bütünsel açıdan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK 6/5 maddesinin uygulama alanı bulunmadığı, kurum kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 269,85.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 345,55.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19.02.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır