Kamu davası erteleme kararında itiraz süresi başlangıcının belirtilmemesi nedeniyle usul eksikliği oluşan uyuşturucu madde bulundurma mahkûmiyetinin kanun yararına bozulması.
Özet: Uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, sanığa tanınan itiraz hakkı süresinin başlangıcına ilişkin bilgilendirmenin eksik olması nedeniyle erteleme kararının usulüne uygun kesinleşmediği ve tedavi ile denetim faaliyetlerinin geçerli sayılmadığı belirlenmiştir. Bu durum gözetilmeden, erteleme süresinde yeniden suç işlendiği gerekçesiyle verilen mahkûmiyet kararının hatalı olduğu, zira itiraz yolunun eksik bildirilmesi nedeniyle erteleme kararının ihlalinin hukuken tespit edilemeyeceği ve dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği, bu sebeple kamu davasının durması gerektiği hukuki görüş olarak öne sürülmüştür.
10. Ceza Dairesi         2025/10369 E.  ,  2026/4945 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/151 E., 2022/593 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 05.12.2025 tarihli ve 2025/1535 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/146877 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/146877 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca da, bu karara karşı başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği, hatta Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/09/2021 tarihli ve 2019/8201 esas ve 2021/8593 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen kişilere bu karara 15 gün içinde itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin bildirimi içermeyen tebliğin geçersiz olduğu, bu bağlamda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesi uyarınca "kararın tebliğinden itibaren iki hafta (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik halinden önce 15 gün) içerisinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğunun" gösterilmemesi suretiyle sanığın yanıltıldığı, böylece erteleme kararı kesinleşmediğinden usulüne uygun yapılmış tedavi ve denetim faaliyetinden söz edilemeyeceği gibi ihlâl oluşturan eylemden de bahsedilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 31.10.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2018 tarihli ve 2018/54552 Soruşturma, 2018/1166 Karar sayılı kararı ile TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, 15 günlük itiraz süresi, başvuru şekli ve itiraz merciinin gösterildiği ancak itiraz süresinin başlangıcının gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 28.11.2018 tarihinde aynı konutta oturan eşi imzasına tebliğ edildiği,
B. Şüphelinin 04.12.2020 tarihinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2022 tarihli ve 2018/54552 Soruşturma, 2022/2645 Esas, 2022/2037 sayılı iddianamesi ile Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2022/151 Esasa kaydedildiği,
C. Yine şüpheli hakkında, 10.12.2020 tarihli aynı nev'iden suç nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2022 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/151 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
D. Yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.06.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/593 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde, "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesindeki, "Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır" şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 29/1. maddesindeki, "21, 22, 23, 25, 26... nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse,
tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, sanığın 'adreste bulunmama nedeni araştırılmadan, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığı, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği hususları tevsik edilmeden' birlikte ikamet eden eşi ...'a teslim edildiği, bu şekilde sanığın adreste bulunmama sebebi belirtilmeden sanığın aynı ikamette yaşayan eşine tebliğ edilmesi usule aykırı olduğu gibi, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve başvurulacak mercii gösterilmiş ise de, itiraz süresinin başlangıcının gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle şüpheliye anılan karara karşı usûlüne uygun yasa yolu bildirimi yapılmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/593 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.