Doktor ihmali sonucu Fournier gangreni ve testis kaybı yaşayan hastanın açtığı yüksek manevi tazminat talepli hukuk davası.
Özet: Makattaki apse şikayetiyle doktora başvuran davacının, davalı doktorun yanlış teşhis ve tedavi uygulayarak ameliyat yerine antibiyotik önermesi sonucunda Fournier kangreni geliştiği, bunun her iki testisinin kaybına yol açtığı iddiasıyla manevi tazminat talep ettiği, davalıların ise tıbbi uygulamanın uygun olduğunu ve kusurlarının bulunmadığını savunduğu uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi dosyadaki deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
3. Hukuk Dairesi         2025/6153 E.  ,  2026/3366 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1379 E., 2025/1501 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ...3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/9 E., 2023/86 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin makat bölgesinde meydana gelen rahatsızlık nedeniyle 08.07.2021 tarihinde dava dışı Özel ... Hastanesi genel cerrahi doktoru ...a muayene olduğunu, ...un rahatsızlık oluşan bölgenin tomografisini çekerek davacıya pelinal anal apse teşhisi koyarak acilen cerrahi müdahale yapılması gerektiğini belirttiğini, aynı gün tomografi CD'sini alarak davalı ...Ş'ye ait Özel ..... Hastanesi'ne gittiğini ve bu hastanede görevli genel cerrahi uzmanı davalı ...'ye tekrar muayene olduğunu, davalı doktorun tomografi CD sinin raporu olup olmadığını sorduğunu, rapor olmadığını belirtince rapor olmadan CD'yi inceleyerek bir şey anlamasının mümkün olmadığını belirterek tomografi CD'sini incelemediğini, davalı Dr ...'nin davacıyı sadece elle muayene ettiğini ve muayene sonucunda davacıya “bence ameliyata gerek yok, antibiyotikle düzelir, ayrıca ameliyat son çare, ameliyat sırasında bağırsakların dışarı alınması gerekebilir, iyileşme çok uzün sürebilir” şeklinde açıklama yaptığını, davalı ...'nin yazmış olduğu antibiyotiği kullandığını, ancak 10.07.2021 tarihinde sabah makatındaki apsenin anormal derecede şişmiş olduğunu davalı doktoru arayarak kendisine durumu bildirdiğini, davalı ...'nin davacıyı kontrole çağırmadığını, telefon konuşmasını oldukça kısa tutarak davacıya kara merhem kullanmasını önerdiğini, ertesi gün 11.07.2021 tarihinde makattaki apse inmiş olduğunu, ancak bu defa davacının testislerinde anormal büyüklükte şişme, yanma ve kızarıklık meydana geldiğini, bu durumu davalı doktora bildirdiğini, kontrole çağırmadığını, testislerindeki ağrı giderek şiddetlenip dayanılmaz hale gelince 11.07.2021 Pazar günü akşam ...Üniversilesi Tıp Fakültesi Hastanesi aciline gittiğini, Tıp fakültesi acilinde yapılan ilk kontrollerde doktorların davacının testislerinde fornia kangreni meydana geldiğini, bunun ölümcül bir rahatsızlık olduğunu, tedavi için çok geç kalınmış olduğunu belirterek davacıyı hemen ameliyata ve akabinde yoğun bakıma aldıklarını, yoğun bakım sonrasında da müvekkilinin yaklaşık 45 gün daha Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vakum cihazına ve sair cihazlara bağlı olarak hareket etmeden yatmak zorunda kaldığını ve ortalama her üç günde bir ameliyathaneye götürülerek cerrahi müdahaleler yapıldığını, davacının tüm bu operasyonlar ve sonrasında dayanılmaz derecede acılar ve sıkıntılar çekmiş olduğunu, genel cerrahi doktoru davalı ...'nin mesleki olarak göstermesi gereken özeni göstermeyerek yanlış teşhis ve tedavi yöntemi uygulamasının davacının henüz genç sayılabilecek bir yaşta iki testisini birden kaybetmesine neden olduğunu belirterek maddi tazminat talebini takipsiz bırakarak uğramış olduğu manevi zararların hiçbir şekilde telafisi mümkün olmamakla birlikte bir nebze hafifletilmesi açısından davalılardan 5.000.000,00 TL manevi tazminatın 11.07.2021 tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Hizmetlerini A.Ş vekili; davalı hastanede doktorun gerekli özeni göstermemesi veya görevini ihmal etmesi söz konusu olmadığını, davalı doktorun hastaya gerekli muayeneyi ve tetkikleri yaptığını, davalı şirket ve ilgili hekimin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Karatekeli vekili;yapılan teşhis ve tedavinin tıbbi verilere uygun olduğunu, hastanın her daim kendisine ulaşabilmesi için şahsi cep telefonu numarası verdiğini ve şikayetleri geçmez ise ne zaman isterse aramasını ve direkt hastaneye kontrole gelmesini tembihlendiğini, davalının davacının şikayeti doğrultusunda fiziki muayanesini tıp ilmine ve fenne uygun bir şekilde yaptığını, hastanın harici muayanesinde herhangi bir sorun görmediğini, davacının davalıya başvurduktan 3-4 gün sonra başka bir hastanede ameliyat olmasına neden olan "fournier gangreni" rahatsızlığının oldukça nadir görülen bir hastalık olduğunu, genel olarak bu hastalığın 100.000 kişide 1-2 kişi oranında görülebileceğini, davalının davacıya herhangi bir cerrahi müdahalesi olmadığı gibi davacının testislerinin alınması olayında da herhangi bir kusur veya özensizliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan ATK raporu ve dosyada yer alan deliller doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK raporundaki tespitlere ve dosyada bulunan mesaj kayıtlarına göre davalılar kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, takdir edilen manevi tazminat miktarının meydana gelen zararın ağırlığı karşısında manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri ve olayın oluş şekli nazara alındığında davacı lehine daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 250.000,00 TL manevi tazminatın 11.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; dava dilekçesinde yer alan sebeplerle Mahkemenin hükmettiği manevi tazminat tutarının tarafların ekonomik ve mali durumlarına, hak ve nesafete açıkça aykırı derecede düşük olduğunu, daha yüksek miktarda manevi tazminat tutarına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin davacının şikayeti doğrultusunda fiziki muayanesini tıp ilmine ve fenne uygun bir şekilde yaptığını, hastanın harici muayanesinde herhangi bir sorun görmediğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir cerrahi müdahalesi olmadığı gibi davacının testislerinin alınması olayında da herhangi bir kusur veya özensizliği bulunmadığını, manevi tazminatın kısmen kabul edilmiş olmasının hukuka, adalete ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ...Ş. vekili; hekimin kusurunun olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacı hastanın hekime telefondan mesaj yazarak işeme güçlüğü çektiğini, testislerinde şişme, testis derisinde yanma ve kızarıklık olduğunu belitmesine rağmen hekim tarafından muayeneye çağrılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna yönlendirilmediği, sadece ılık su önerildiğinin belirtildiği, davacı tarafın söz konusu ifadelerinin doğruluğunun tespiti halinde Dr....'nin eylemlerinin tıbbi hata olarak değerlendirileceği Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiği, dosyaya sunulan mesaj kayıtlarına göre davacının 11.07.2021 tarihinde davalı doktora Whatssapp uygulaması üzerinden mesaj göndererek "Hocam çok özür dilerim, rahatsız ediyorum, kara merhem baya iyi geldi, apse iyice küçüldü, bir haftaya yakındır işeme güçlüğü çekiyordum, şu an testislerimde şişme ve testis derisinde yanma var ve kızarıklık var, bu durumda yapabileceğim farklı bir şey var mı" sorusu üzerine davalı doktorun "Ilık Su" yanıtını verdiği ve davacının "teşekkürler hocam" yazdığı görüldüğü, mesaj içeriği ve tarihi incelendiğinde davacının davalı doktora 08.07.2021 tarihli ilk muayenesinden, (bu tarihte kara merhem önerilmediği) sonra ortaya çıkan şikayetleri nedeni ile 11.07.2021 tarihinden önce de ulaştığı ve şikayetlerini bildirmesine karşın davalı doktorun davacıyı muayeneye çağırmak yerine kara merhem önerisinde bulunduğu, davacının bu merhemi kullanmasına karşın testislerinde şişme, derisinde yanma ve kızarıklık oluşması nedeni ile bu kez davalı doktora 11.07.2021 tarihinde mesaj yolu ile ulaşarak durumunu izah ettiği ve davalı doktorun davacıyı yine muayeneye çağırmayarak bu kez de "ılık su" önerdiği anlaşılmakla davalılar vekillerinin ayrı ayrı temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Doktor ile hasta arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayalı bir ilişki olup vekilin vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
Kural olarak hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin takdirindedir. Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkını Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır.
Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek, takdir hakkını etkileyebilecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir.
Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla bu malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalı doktor tarafından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle uzuv kaybına neden olduğu ve bu zararın oluşumunda davalı doktorun kusurlu bulunduğu nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri, davacının yaşadıkları ve olayın oluş şekli gözeterek takdir edilen manevi tazminat miktarının çok az olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekillerinin ayrı ayrı tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.