Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, SRC5 eğitimi yetki belgesi kota uygulamasının yönergeyle düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğuna dair kararı onadı.
Özet: SRC5 mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesi başvurusu, yönetmelikle düzenlenmesi gereken kota uygulamasının hukuka aykırı biçimde yönergeyle belirlenmesi nedeniyle zımnen reddedilmiş; ilk derece mahkemesi, yönergenin ilgili maddeleri ile ret işlemini iptal ederek başvurunun yeniden değerlendirilmesini emretmiştir. Bakanlık, yeni bir yönetmelikle kota uygulamasının düzenlendiğini iddia ederek karara itiraz etse de, temyiz incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunarak bakanlığın temyiz istemi reddedilmiş, böylece başvurunun hukuka uygun düzenlemeler kapsamında tekrar değerlendirilmesi gerekliliği kesinleşmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/939 E.  ,  2025/1630 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/939
Karar No : 2025/1630
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/02/2025 tarih ve E:2022/4991, K:2025/1370 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, SRC5 eğitimi verebilmek için tarafına yetki belgesi verilmesi istemiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü'ne yapılan 12/05/2022 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı 02/10/2014 tarihinde yayımlanan Karayoluyla Tehlikeli Madde Taşıyan Araç Şoförlerine Yönelik Mesleki Yeterlilik Eğitim Yönergesi'nin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 25/02/2025 tarih ve E:2022/4991, K:2025/1370 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 48. ve 124. maddeleri, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 5. ve 34. maddeleri, 1 no'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 477. maddesi, Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği'nin 1., 2., 3., 4., 6. ve 15. maddeleri ile Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesine atıfta bulunularak,
Dava konusu Yönerge'nin dayanağı hukuki mevzuat içerisinde, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği’nin yer aldığı, 4925 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, karayoluyla yük ve yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan ticari araçlarda çalışan şoförlerin sürücü mesleki yeterlilik belgesi almasına ilişkin usul ve esasların, yönetmelikle belirleneceğinin hüküm altına alındığı, Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği’nde mesleki yeterlilik belgelerinin türlerinin sayıldığı, SRC5'in tehlikeli madde taşımacılığı faaliyetinde bulunan sürücüler için düzenleneceği, Yönetmelik kapsamında mesleki yeterlilik eğitimi vermek üzere faaliyette bulunacak gerçek ve tüzel kişilere mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesinin Bakanlıkça verileceği ve söz konusu eğitimi vermek üzere yetki belgesi alabilmek için gerekli olan şartların aynı Yönetmelikte kural altına alındığı, fakat mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesi sayısına (kota uygulaması) ilişkin düzenlemelerin Yönerge'ye bırakıldığının görüldüğü,
Mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesi alabilmek için gerekli koşullar sağlansa dahi sayı sınırlaması nedeniyle söz konusu yetki belgesinin alınamayacağı göz önüne alındığında, mesleki yeterlilik eğitimine ilişkin usul ve esasların bir kısmı Yönetmelikte düzenlenirken, bir kısmının "Kanunun konunun Yönetmelikle düzenleneceği kuralına aykırı olarak" Yönerge'de kural altına alınmasında ve anılan Yönerge hükümleri nedeniyle davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Bununla birlikte, verilen kararın davacının SRC5 eğitimi verebilmek amacıyla yaptığı başvurusunun kabulü, başka bir anlatımla kendisine SRC5 mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesi verilmesi anlamına gelmediği, davalı Bakanlık tarafından yapılan/yapılacak yeni düzenlemeler kapsamında söz konusu başvurunun tekrar değerlendirileceğinin açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu düzenleme ve zımnen ret işleminin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 27/12/2023 tarih ve 32412 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile, kota uygulamasına ilişkin kuralların Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı ve Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitimi Yönetmeliğine eklendiği, bu suretle hukuka aykırılığın giderildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ..'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 25/02/2025 tarih ve E:2022/4991, K:2025/1370 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 11/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükümlerine, "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında; "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.", 2. fıkrasında; "Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." hükmüne; "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Hukuk düzenimizde var olan normlar [Anayasa, kanun, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemler (genel tebliğler, tebliğler, genelgeler vs.)] belli bir sıralamaya ve hiyerarşiye, yani astlık-üstlük ilişkisine tabi tutularak düzenlenmiştir. Bu hiyerarşi gereği, her norm kendisinden bir üstteki norma uygun olarak düzenlenmek ve bu normlara aykırı hükümler taşımamak; başka bir anlatımla, üst normun kendisine verdiği hukuksal sınırın içinde kalmak zorunda olup, kendisinden üst bir norma aykırı veya bu normu değiştirici nitelikte bir hüküm içermesi durumunda hukuka aykırı olacağı tabiidir.
Bilindiği gibi; normlar hiyerarşisinde yasalardan sonra gelen yönetmelikler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını yürütmeye bir başka ifadeyle idarelere bırakır. Ancak idarelerin düzenleme yapma yetkisi yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, Kanun, Tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir.
Dava konusu Yönerge'nin dayanağı olan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 5. maddesinde, karayoluyla yük ve yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan ticari araçlarda çalışan şoförlerin sürücü mesleki yeterlilik belgesi almasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği belirtilmiş olmakla birlikte, bu usul ve esasların, mesleki yeterlilik belgesi alınabilmesi için yapılacak başvurular, sürücülerin yerine getirmesi gereken yükümlülükler, davalı idarece belgenin verilmesi sırasında göz önünde bulundurulacak kriterler, verilecek eğitimin niteliği, kapsamı ve yapılacak denetimler gibi niteliği itibarıyla Kanunla düzenlenme zorunluluğu bulunmayan uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları kapsadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanun kapsamında temel esaslar, ilkeler ve çerçeve belirlenmeden idarelerce düzenleme yapılması yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesine aykırılık oluşturacaktır. (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36, K.2021/15, 4/3/2021, § 57; E.2022/43, K.2022/81, 21/6/2022, § 18 )
Dava konusu Yönerge hükümleri ile mesleki yeterlilik eğitimi yetki belgesi alınabilmesi için il nüfusuna göre sayı sınırlaması getirilmiş olup, ilgili Kanun hükümlerinde öngörülmeyen, çalışma ve sözleşme hürriyetini kısıtlayıcı nitelikte bulunan söz konusu hükümlerde ve anılan hükümlere dayalı olarak davacının başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; temyize konu Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 5. maddesinde, karayoluyla yük ve yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan ticari araçlarda çalışan şoförlerin sürücü mesleki yeterlilik belgesi almasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği belirtilmiş olmakla birlikte, bu kapsamda 06/07/2022 tarih ve 31888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı ve Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitimi Yönetmeliğinin 7. maddesinin 1. fıkrasında "bu yönetmelik kapsamında verilecek yetki belgesinin sayıları ve bu sayılara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça yapılacak bir düzenleme ile belirlenir." hükmünün yer aldığı dikkate alındığında; kamu yararını gözetecek şekilde eğitimlerin serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını teminen illerin nüfus potansiyeli ve sektörün yoğunluğuna göre kota uygulaması getirilmesinde hizmet gerekliliklerine ve üst hukuk normlarına aykırılığın bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.