Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda, kamu davası ertelenmesi kararının usulsüz tebligatı nedeniyle kovuşturma şartı oluşmadığından verilen mahkumiyet hükmünün kanun yararına bozulması.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istenen kararda, sanık hakkında uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edilmemesi, dolayısıyla tedbirin infazına başlanamaması ve denetim süresinin geçerli olmaması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği, bu durumda kamu davasının durdurulması gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
10. Ceza Dairesi         2025/10362 E.  ,  2026/4940 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/812 E., 2023/602 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/17484 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147153 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147153 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği nazara alıdığında;
Somut olayda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen16.02.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince şüphelinin beyan ettiği ve bilinen son adresi olan " .. Mahallesi .. sokak .. Apartmanı No:../.. .. .." adresine çıkartılan tebligatın bilâ tebliğ iade dönmesi üzerine, bu defa aynı adrese çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de,
7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki hükümler dikkate alındığında, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha önce usulüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığı ve bu durumda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına dair tebliğin de usulsüz olduğu,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda ise denetim süresinin başladığının da kabul edilemeyeceği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 26.11.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2021 tarihli ve 2021/5718 Soruşturma, 2021/159 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın 12.04.2021 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında uyuşturucu madde kullanımına devam etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarihli ve 2021/5718 Soruşturma, 2022/12932 Esas, 2022/8810 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Yapılan yargılama sonucunda, Denizli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.07.2023 tarihli ve 2022/812 Esas, 2023/602 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62.maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun'un 58.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
D. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35.maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur.
Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11.01.2011-6099 S.K./9 uncu mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19.03.2003 - 4829 S.K./11 inci md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde ancak 35. maddeye göre daha önce usûlüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği,
Dosya kapsamına göre;
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.02.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, şüphelinin beyan ettiği ve bilinen son adresine çıkartılan tebligatın bilâ tebliğ iade dönmesi üzerine, bu defa aynı adresine çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayılarak kararın kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha önce usûlüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığı, dolayısıyla 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanabilmesi için aranan koşulların oluşmadığı, erteleme kararının 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebliği usûlsüz olduğundan, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla ihlal kabul edilen eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ve yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Denizli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2023 tarihli ve 2022/812 Esas, 2023/602 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.