6. Ceza Dairesi tarafından incelenen nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin istinaf reddi kararının temyizine yönelik delil ve beyan çelişkileri iddiaları.
Özet: Nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlamalarıyla ilgili bu hukuki metin, ilk derece mahkemesinde bazı sanıkların mahkumiyetine, bazılarının beraatine karar verilip istinaf mahkemesince bu hükümlerin onanmasının ardından, hem katılan vekilinin beraat eden sanıkların azmettirici sıfatıyla cezalandırılmaları talebiyle, hem de mahkum sanık müdafiilerinin, özellikle nitelikli yağma suçuna ilişkin olarak, eksik inceleme, yetersiz ve çelişkili deliller, müşteki beyanlarının güvensizliği ve adli raporlarla uyumsuzluk iddialarıyla hükümlerin bozulması yönündeki temyiz istemlerini değerlendirmektedir.
6. Ceza Dairesi         2024/5981 E.  ,  2026/4459 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1113 E., 2024/1949 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
SUÇLARIN TARİHİ : 10.04.2022
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red - Onama
Sanıklar ..., ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçu ile sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2023 tarihli ve 2023/93 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet; sanıklar ... ve ... ... hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26/04/2024 tarihli ve 2024/1113 E. 2024/1949 K. sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Katılan vekilinin Temyiz İstemi
Meydana gelen olayda esas olarak menfaati olan kişiler ... ve ... isimli kişiler olduğuna, ... ve diğer iki sanık olan ... ve ...'un bu gasp ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlemekte şahsi menfaatlerinin olmadığı, bu suçlar neticesinde esasen yararlanan kişilerin ... ve ... olacağı, bu anlamda azmettiren konumunda bulunan bu iki sanığın cezalandırılmasına karar verilmemiş olmasının yerinde olmadığına, sanıklar ... ve ... 'ın cezalandırılmalarına diğer sanıklar yönünden verilen mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkindir.
2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Müvekkil hakkında eksik incelemeyle "birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçundan (5237 sayılı TCK m. 149/1-a-c)" yönünden kurulan hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olup bozulması gerektiğine, özellikle oy çokluğu ile verilen yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün soyut ve her türlü şüpheden uzak kesin deliller ile desteklenmeyen gerekçelerle verildiğine, müştekinin beyanları ile adli raporun uyumlu olmadığına, yağma suçuna ilişkin olarak, katılanın beyanları dışında tek bir somut delil olmadığına, katılan sanıkların hiçbirini tanımadığını iddia etmişse de sanık ... ile akrabalık ilişkilerinden ve aralarında süren davalardan dolayı bu hususun gerçeği yansıtmadığına müvekkilin kan örneğinin katılanın aracında bulunduğu tespitine varabilecek herhangi bir delil bulunmadığına, açıkça hatalı değerlendirme yapıldığına, tanıklar katılanın annesi, babası ve kızı olup soruşturma ve kovuşturma aşamasında çelişkili beyanlarda bulunduklarına, müştekinin soyut beyanları dışında herhangi somut bir delil dosyada mevcut olmadığına, alt sınırdan uzaklaşma kararı açıkça gerekçesiz olduğuna, “orantılılık” ilkesine, gerekçesiz karar kurulmuş olduğuna ilişkindir.
3. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Müvekkil hakkında eksik incelemeyle "birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçundan (5237 sayılı TCK m. 149/1-a-c)" yönünden kurulan hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olup bozulması gerektiğine, özellikle oy çokluğu ile verilen yerel mahkeme mahkumiyet hükmünün soyut ve her türlü şüpheden uzak kesin deliller ile desteklenmeyen gerekçelerle verildiğine, müştekinin beyanları ile adli raporun uyumlu olmadığına, yağma suçuna ilişkin olarak, katılanın beyanları dışında tek bir somut delil olmadığına, katılan sanıkların hiçbirini tanımadığını iddia etmişse de sanık ... ile akrabalık ilişkilerinden ve aralarında süren davalardan dolayı bu hususun gerçeği yansıtmadığına, tanıklar katılanın annesi, babası ve kızı olup soruşturma ve kovuşturma aşamasında çelişkili beyanlarda bulunduklarına, müştekinin soyut beyanları dışında herhangi somut bir delil dosyada mevcut olmadığına, alt sınırdan uzaklaşma kararı açıkça gerekçesiz olduğuna, “orantılılık” ilkesine, gerekçesiz karar kurulmuş olduğuna ilişkindir.
4.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılan ...'nın beyanları ile dosyadaki raporların birbiri ile uyuşmadığına, katılanın soyut, gerçekle bağdaşmayan, çelişkili ve raporlarla uyuşmayan atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında herhangi bir delil olmadığına, senet yağmasından ceza verilebilmesi için ortada senet vasfında bir evrağın olması gerektiğine, kabul anlamına gelmemek ile beraber bir evrak imzalatılmış olması durumunda dahi mahkemenin bu suçtan ceza verebilmesi için bu evrağın senet vasfına haiz olup olmadığının incelenmesi gerktiğine, ortada imzalatılan herhangi bir evrak olmadığına, dosyadaki tek somut delilin sanıklar ve katılanın birlikte olay yerine gitmeleri olduğuna, ancak burada da katılanın zorla götürüldüğüne dair herhangi bir somut delil bulunmadığına, katılanın ve anne-baba-çocuk gibi 1. derece akrabası olan tanıkların beyanlarının hazırlanmış ve atfı cürüm niteliğinde olduğuna, dosyadaki HTS kayıtları incelendiğinde katılanın ifadeden hemen önce ve ifadeden hemen sonra hakkında beraat kararı verilen ...'ı aradığına Katılanın, ... ile birlikte bu husumet nedeniyle diğer sanıklar aleyhinde beyanda bulunduğuna, her ne kadar ... da dosyada sanık olarak yer almakta ise de katılanın hiçbir aşamada ...'a ilişkin bir şikayeti mevcut olmadığına, alt sınırdan uzaklaşma kararı açıkça gerekçesiz olduğuna, “orantılılık” ilkesine, gerekçesiz karar kurulmuş olmasına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanık ... ve ... ... Hakkında Nitelikli Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerinin İncelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre mahkemece gerekçesi açıklanarak sanığın atılı suçlardan beraaatine karar verilmesi yerinde görülmekle katılan vekilinin temyiz sebepleri yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (Y.C.G.K) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.
Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir.
YCGK 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.
Yine YCGK'nın 2018/6-110 Esas, 465 Karar; 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir.
Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
Her ne kadar sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de; tüm dosya kapsamı içeriği, yağmalandığı iddia olunan senedin ele geçirilememiş olmasının yanı sıra olayda tarafsız tanık bulunmadığı, suçta kullanılan eşyaların ve iddia olunan görüntülerin ele geçirilememiş olması, ...'ün DNA örneğinin katılanın aracında bulunduğuna dair herhangi bir uzmanlık raporunun dosyada bulunamaması, katılanın beyanında belirttiği süre ve darp ediliş şekline dair anlatımının adli muayene raporuyla doğrulanmamış olması birlikte değerlendirildiğinde katılanın aşamalarda soyut nitelikte kalan beyanlarından cebir ve tehditle senet imzalatılarak yağmalandığı yönündeki iddiasının başkaca delillerle desteklenmediği anlaşılmakla katılanın sanıklar ile birlikte suçun işlendiği yere gittiği ve burada çıkan tartışma neticesinde sanıklar tarafından darp edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu yönde katılanın beyanını destekler mahiyette adli muayene raporunun bulunması karşısında sanıkların kasten yaralama suçundan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Sanıklar ..., ..., ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelenmesinde;
5271 sayılı Kanun’un 286/2-a. maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerinin İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,
3. Sanıklar ..., ..., ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.05.2026 tarihinde karar verildi.