Sigorta hizmetleri için " sigorta" ibareli marka tescil talebinin, 6769 sayılı SMK 5/1-ç uyarınca mevcut "..." markasıyla karıştırılma ihtimali nedeniyle reddine ilişkin kararın temyizi.
Özet: Davacı, kendi soyadını içeren ve sigortacılık faaliyetleri için tescilini istediği "... sigorta" markasının, davalı bankanın tescilli "... ..." markasıyla Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-ç maddesi uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunarak reddedilmesi üzerine, bu kararın iptali ve marka tescil işlemlerinin devamını talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, davalı bankaya yönelik davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu, Türkpatente yönelik davanın ise davacının soyadı, önceki tescili ve kazanılmış hak iddialarının mutlak tescil engelini bertaraf edemediği, markaların ortak "..." ibaresi nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle esastan reddine karar vermiş, bu karar istinaf mahkemesince de uygun bulunmuştur.
11. Hukuk Dairesi         2025/5033 E.  ,  2026/1832 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/876 Esas, 2025/1073 Karar
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/116 E., 2022/324 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2021/00075 başvuru numaralı "... sigorta" ibareli markasının 36. sınıfta tescili talebinin davalı bankanın "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı SMK) 5/1-ç hükmü uyarınca "sigorta hizmetleri" yönünden YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa ki, müvekkilinin soyadının "..." olup uzun yıllardan beri sigortacılık faaliyetinde bulunması ve bu soyadını daha önceden tescil ettirmiş olması nedeniyle seri markalar oluşturmak amacıyla anılan ibarenin tescili için başvurduğunu, önceki tescilin müvekkiline kazanılmış hak sağladığını, öte yandan "..." ibaresinin zayıf niteliği ile sigortacılık sektöründen yaygın bir kullanımının olduğunu ve YİDK aşamasında itiraza mesnet markalar yönünden kullanım ispatı talep edilmiş olmasına rağmen davalı banka tarafından kullanımı ispat edecek belgelerin sunulmadığını ileri sürerek 2022-M-897 sayılı YİDK kararının iptaline ve marka tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının tescil başvurusunun Kurum tarafından SMK'nın 5/1-ç maddesi gereğince sigortacılık hizmetleri yönünden resen reddedilmiş olup müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, öte yandan tescili talep edilen marka ile müvekkilinin markalarının asli unsurunun bire bir aynı olması ve tescili istenen markanın kapsamında bulunan "sigortacılık faaliyetlerinin" müvekkilinin markasında yer alması nedeniyle emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen YİDK kararının tesisinde davalı şirketin dahli bulunmadığından bu kararın iptali istemine yönelik davada davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca işlem tesis edildiğinden davacının soyadı, önceki tarihli ticari unvan, önceye dayalı kullanım ve kullanmama def'ine ilişkin iddialarının mutlak tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet 2014/02476 sayılı marka global olarak karşılaştırıldığında; her iki markanın da salt kelime markası olduğu, markalarda yer alan "SİGORTA" ve "..." kelimelerinin tanımlayıcı olmaları nedeniyle ayırt edicilik incelemesinde dikkate alınamayacakları, bunun haricinde her iki markada kalan tek unsurun müştereken "..." kelimesi olduğu, bu itibarla karşılaştırılan markalarda, markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak ek bir unsur bulunmadığından bu markalar arasında SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu gerekçesi ile ... ....'ye yönelik davanın pasif husumet nedeniyle ve TÜRKPATENT'e yönelik davanın da esastan reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olaya uygulanması gereken SMK'nın 5/1-ç maddesine göre, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği, dava konusu başvuru "... Sigorta" ibaresinden oluşmakta olup, mesnet alınan markanın "... ..." ibaresinden oluştuğu, başvuru kapsamındaki 36. sınıftaki "sigorta hizmetleri" nin davacıya ait itiraza mesnet marka kapsamında mevcut olduğu, ancak redde mesnet markada kullanılan renk, şekil ve "..." ibaresinin taraf markalarını aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmaktan çıkardığı, diğer yandan davacının, gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, markaların benzer olmadığı ve redde mesnet marka sahibi Banka'nın pasif husumetinin bulunduğu yönünde iddiaları mevcut ise de, marka tescil başvurusunun 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca resen reddedildiği, gerçek hak sahipliği ve aynı Kanun'un 6/1 hükmü koşullarının bu aşamada incelenmesinin mümkün olmadığı ve Kurum dışındaki diğer davalının başvuruya yönelik henüz bir itirazı ve bunun üzerine verilmiş bir karar bulunmadığından açılan dava yönünden pasif husumetin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka başvurusunun SMK'nın 5/1-ç hükmüne dayalı olarak mutlak nedenle reddine dair nihai Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi (556 s. Marka KHK'nın 7/1-b) uyarınca marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından mutlak sebeple reddedilebilmesi için daha önceden başkası adına var olan marka ile aynı veya bu markaya ilk bakışta fark edilemeyecek kadar benzer ve ayırt edici olmayan bir işaret olması ve aynı zamanda tescil kapsamlarının da aynı olması gerekir. Bu şekilde bir karşılaştırmada, markalarda yer alan ayırt edicilik özelliği olmayan sıradan işaretler ile tanımlayıcı ibareler dikkate alınmaz.
Somut olayda, davacı başvurusunun “... sigorta”, davalının itiraza mesnet markasının ise ''... ...'' ibaresinden oluştuğu, davacı markasındaki “...” ibaresi tescil edilecek 36. sınıf hizmetlerde ayırt edici nitelikte olup, başvuru konusu işaretin davalıdan farklı bir yazım biçimiyle başka bir kelimeyi de içerecek biçimde düzenlendiği, bu haliyle başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların bağımsız olarak ayrı bir ayırt edicilik taşıdığı, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında ''...'' ibaresinin ortaklığından kaynaklı sescil ve (varsa) anlamsal bir benzerlik olmasına rağmen, içerdikleri biçim, kelime ve yazım şekli itibariyle görsel olarak birbirlerinden farklılaştığı, bu sayede ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten uzaklaştıkları anlaşılmıştır.
Bu durumda, başvuru markası ile redde mesnet marka arasında, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan madde hükmü kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.