Elektrik dağıtım şirketinin çiftçiden mısır ve buğday sulaması için kaçak elektrik kullanımından kaynaklı haksız fiil tazminat davasının hukuki yarar eksikliği ve derdestlik gerekçesiyle reddedilmesi.
Özet: Bir elektrik dağıtım şirketi, bir çiftçinin 2013-2017 yılları arasında tarımsal sulama için abonesiz ve sayaçsız elektrik kullanarak kendisine zarar verdiğini iddia ederek haksız fiile dayalı belirsiz alacak davası açmış; ancak ilk derece mahkemesi, davacının usulüne uygun kaçak elektrik tespiti ve tahakkuku yapmaksızın doğrudan bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı, ayrıca aynı konuda daha önce açılmış bir itirazın iptali davasının derdest olması ve dava sebeplerinin örtüşmesi gerekçeleriyle davayı reddetmiş ve davacı vekiline disiplin para cezası uygulanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4355 E., 2025/2506 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/714 E., 2021/421 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının 20 13... yıllarında ... ilçesi A...mahallesinde bulunan adına kayıtlı taşınmazlarda mısır ve buğday ekimi yaptığını, söz konusu ürünler ile ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nezdinde tutulan Çiftçi Kayıt Sistemine sulu tarım yaptığını bildirdiğini, davalının ekim beyanında bulunduğu söz konusu ürünlerin yıl içerisinde yoğun sulama ihtiyacı olan ürünler olduğunu, ekim yaptığı parsellere yakın herhangi bir doğal su kaynağı bulunmadığını, sulamayı ancak sondaj kuyusu açarak ve bu kuyudan elektrik enerjisi ile su çekerek yapabilmesinin mümkün olduğunu, davalının eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğunu, çiftçilik faaliyetini gerçekleştirirken bedelsiz olarak elektrik tüketen davalının eylemi nedenyle müvekkilin zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL’nin 2013 yılı sulama döneminden itibaren işlemiş 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile belirlenen faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin kaçak elektrik kullanımı iddiası ile ilgili olarak kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim ederek tanzim tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun bir şekilde kaçak kullanımını tespit etmesi ve buna göre tahakkuk işlemini yapması gerektiği, her ne kadar davacı vekili dava dilekçesi içeriğinde kaçak elektrik söyleminde bulunmamışsa da, davanın konusunun haksız fiile dayandığının ve davalının eyleminin karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğunun belirtildiği, davacı şirketin abonesiz ve sayaçsız elektrik kullanıma ilişkin olarak kaçak elektrik tahakkuku yapmaktan başka bir yol izleyemeyeceği, davacı vekilinin eldeki davanın konusunu kaçak elektrik kullanımına dayandırdığı sonucuna varıldığı, bu nedenle abonesiz ve sayaçsız kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla tahakkuk işlemi yapmaksızın zararın Mahkemece hesaplanması isteminde ve zararın belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(h) maddesi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı, kaldı ki davacı şirket tarafından davalı aleyhine ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin de açılan 2018/190 E. sayılı itirazın iptali davasına ilişkin dosyanın tetkikinde; itirazın iptali davasına konu icra takibinin davalının 2013-2014 yıllarında abonesiz ve sayaçsız kaçak elektrik kullanımına ilişkin olarak başlatıldığı, yargılama sonucunda davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağının yönetmelik hükümlerine aykırı olması, davacı vekili tarafından davanın somutlaştırılamaması ve sair nedenlerle davanın reddine karar verildiği, dosyasının istinaf aşamasında olduğu ve kesinleşmediğinin görüldüğü, söz konusu itirazın iptali davasının tarafları ile eldeki davanın taraflarının aynı olduğu gibi, her iki davanın sebeplerinin de davalının 2013-2014 yıllarındaki abonesiz ve sayaçsız elektrik kullanımına ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanunun 114/1-(ı) maddesi kapsamında aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olduğu, davacı vekilinin mezkur itirazın iptali dosyası ile dava sebebi aynı olacak şekilde kaçak elektrik kullanımı olduğu ileri sürmeden bu kez haksız fiil hükümlerine dayanarak belirsiz alacak davası açmasında 6100 sayılı Kanunun 114/1-(h) maddesi kapsamında hukuki yararın varlığından bahsetmenin mümkün olamayacağı, aynı sebebe ilişkin olarak açılan itirazın iptali davası sonrası eldeki davanın dava türünün değiştirilip kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla tahakkuk işlemi yapıldığı ileri sürülmeksizin, abonesiz ve sayaçsız kullanım nedeniyle davacı şirketin zararının hesaplanması istemine yönelik açılan davanın açıldığı, 6100 sayılı Kanunun 329/2 ve 446/1 maddesi uyarınca kamu hizmeti yürüten ve elektrik dağıtımında tekel şirket olan davacı şirketin hiçbir hakkı olmadan eldeki davayı açmış olduğu gözetildiğinde, yargılamanın düzenli bir biçimde işleyişinin sağlanması ve kamu düzeninin korunması amacıyla davacı vekili hakkında disiplin para cezasının uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bahisle, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de kısmen ulaşılan kanaat ve sonucun yerinde olmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak elindeki imkan ve bilgilerle kaçak kullanım iddiasına dair alacak miktarını hesaplayabilmesinin mümkün olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak vasıflandırılamayacağını, ancak davacıya son çare ilkesi, usul ekonomisi ve hukuki dinlenilme hakkı gereği olanak sağlanmadan hukuki yarar yokluğuna dayalı davanın hemen reddedilmesinin hatalı olduğu, davacı dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz etmiş olsa bile belirsiz alacak davası unsurları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukukî yarar olmadığından söz edilemeyecek, alacağın istenmesinde hukukî yarar olduğundan mevcut unsurları itibarıyla kısmi dava açılmış olduğu kabul edilerek talep sonucu hakkında karar verilebileceğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin davanın belirsiz alacak davası olarak dava açılamayacağı şeklinde kanaati yerinde ise de, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak aynı zamanda davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verildiği, bu sebeple hukuki yarar yokluğundan verilen red kararının kaldırma nedeni yapılmayarak eleştirilmekle yetinildiği, kesin hükme dayanak olarak gösterilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/190 E. sayılı dosyasında ... İcra Müdürlüğünün 2016/1120 sayılı dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın iptali talebinin bulunduğu, Mahkeme tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, her iki dosyada konu ve talep bakımından ortaklık bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir hata olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece tüm deliller toplanmadan, yeterli ve gerekli değerlendirme yapılmadan soyut gerekçeler ile karar verildiğini, müvekkili şirket işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, vekil hakkında disiplin para cezasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunu, elektrik enerjisini ilgilendiren ve teknik bilgi gerektiren konuda Mahkemece keşif icra edilerek bilirkişi raporu aldırılması yoluna gidilmesi gerektiğini, vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, taraflar arasında aynı sebebe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının işbu dava yönünden kesin hüküm oluşturmasına, istinafta ileri sürülmeyen hususların temyizde ileri sürülemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.