3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi kapsamında gerçekleştirilen uygulama kadastrosunda taşınmaz yüzölçüm farklılıklarının eski ve yeni ölçüm yöntemleri ayrılığından kaynaklandığına ilişkin temyiz incelemesi sonucu.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda tapulu taşınmazlarının yüzölçümlerinin hatalı bir şekilde küçüldüğünü iddia ederek düzeltme talebiyle açtığı davayı konu almaktadır. İlk derece mahkemesi ve istinaf başvurusunu değerlendiren bölge adliye mahkemesi, uzman bilirkişi raporlarına dayanarak, alan farklılıklarının eski planimetre yöntemleri ile günümüzdeki modern ölçüm teknikleri arasındaki doğruluk farklarından kaynaklandığını, kadastro çalışmasında bir hata bulunmadığını, hatta bir parselin alanının davacı lehine arttığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili ise temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/5892 E.  ,  2026/3673 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1075 E., 2025/738 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/740 E., 2021/706 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Muş ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 5 25... parsel sayılı sırasıyla 570. 00... .410,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, yeni1 23... ve 1 25... parsel numarasıyla ve sırasıyla 656.20, 1.418,52 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü belirterek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu alınan harita mühendisi bilirkişilerce tanzim edilen 02.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişilerin önceleri tesis kadastrosunda alan hesabının planimetre yöntemi ile yapıldığını, planimetre ile yapılan hesaplamalarda yanılma sınırının çok yüksek olduğunu, ancak günümüzde modern bilgisayar ve GPS cihazları ile yapılan hesaplamalarda hata payının yok denecek kadar aza indirgenmiş olduğunu, 1 25... numaralı parselin üzerinde bulunan yapıların yerinde yapılan ölçümler neticesinde yola tecavüzlü olmadığını ve söz konusu parselin eski sınırlarının değişmediğini ve parselin eski alan ile yeni alanının uyumsuz olmasının sebebinin eskiden yapılan alan hesaplama yöntemleri ile yeni alan hesaplama yöntemlerinin farklı olmasından kaynaklandığını, yapılan kadastro yenileme çalışmasında herhangi bir hata bulunmadığını ve yapılan çalışmanın doğru olduğunu, dolayısıyla parselin alanının 656,20 metrekare olarak doğru tespit edildiğini, 1 23... numaralı parselin üzerinde bulunan yapıların yerinde yapılan ölçümler neticesinde yola tecavüzlü olmadığını ve söz konusu parselin kuzey, güney ve batı yönündeki sınırlarının değişmediğini ancak doğu yönündeki sınırın ötelendiğini ve bu sebepten dolayı parselin alanında artış olduğunu, parselin eski alanı ile yeni alanının uyumsuz olmasının sebebinin eskiden yapılan alan hesaplama yöntemleri ile yeni alan hesaplama yöntemlerinin farklı olmasından kaynaklandığını, yapılan kadastro yenileme çalışmasında herhangi bir hata bulunmadığını ve yapılan çalışmanın doğru olduğunu, dolayısıyla parselin alanının 1.418,52 metrekare olarak doğru tespit edildiğini belirttiklerinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
III. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İleri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve kanuna aykırılık görülmemesine ve dosya kapsamına, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporlarına, özellikle çekişmeli taşınmazlar hakkında yapılan 22/2-a uygulamasında hata bulunmadığı, 1 25... parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırının birebir çakıştığı, 1 25... parsel sayılı taşınmazın ise kuzey, güney ve batı sınırının birebir çakıştığı, doğu sınırının ise davacı lehine olacak şekilde geçirildiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, taşınmazın krokisinin eski ve yeni hallerinin yansıtılarak tartışılmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.