Zincirleme çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda, mağdurun başlangıçtaki korku kaynaklı değişen beyanları ve uzman görüşleriyle desteklenen yargıtay bozma kararına itiraz.
Özet: Zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, istinaf sonrası Yargıtay tarafından mağdurenin çelişkili anlatımları ve sübuta ilişkin delil yetersizliği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına karşı çıkan karşı oy ve başsavcılık, mağdurenin özel öğrenme güçlüğü ve yoğun korku/kaygı içindeyken verdiği ilk beyanlarındaki kısmi gizliliğe rağmen, rehber öğretmen ve diğer tanık beyanlarıyla desteklenen ve sonradan detaylandırdığı ifadelerinin sanığın suça konu eylemleri gerçekleştirdiğini açıkça gösterdiğini ve bu nedenle mahkûmiyet hükmünün yerinde olduğunu savunmuştur.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1071-1956 I. HUKUKÎ SÜREÇZincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Amasya Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.02.2019 tarihli ve 493-121 sayılı resen istinafa tabi hükmün, sanık, sanık müdafii ile katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 10.07.2019 tarih ve 1071-1956 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık ... sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 01.02.20 22... -598 sayı ve oy çokluğu ile ''Suç tarihi itibarıyla on dört yaş içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Daire Üyeleri ... ve ...; ''... Sanığın 35 yaşında ve evli olduğu, mağdurenin ise 14 yaş içerisinde ve özel öğrenme güçlüğü bulunduğu, mağdurenin okuldan arkadaşları olan ... ile ...’nin rehber öğretmen ... ile yaptığı görüşmelerde mağdurenin kendilerine ağızdan erkeğin sıvısının alınması ile hamile kalıp kalınamayacağını sorduğunu belirttikleri, 18.01.2018 tarihinde ... ilçesi ... Ortaokulunda ... öğretmenlik görevini yerine getiren ilk derece mahkemesi huzurunda tanık sıfatıyla dinlenen ...’in öğrencileriyle yaptığı görüşmeler neticesinde mağdurenin cinsel istismara maruz kalabileceğinin anlaşılması üzerine intikalin sağlandığı anlaşılan olayda, mağdurenin ...’nde pazarcılık yapan sanık ...’i 'benimki bu' diyerek tanık ...’ye gösterdiği ve yine mağdurenin tanık ...’ye sanığın kendisinin ağzına pisliğini boşalttığını anlattığı, dosya arasında bulunan 18.01.2018 tarihli rehberlik servisi görüşme tutanağıyla bu durumun sabit olduğu, bilgi sıfatıyla ifadesi alınan ...’in beyanında ise, mağdurenin kendisine 'benim sevgilim var, …pazarcı … bu araba onun, araba ile geziyoruz, Dangaza yoluna gittik, Kuştepe’ye çıktık, bu arabanın içinde öpüştük, seviştik, ben adamın şeyini ağzıma aldım, pisliğini ağzıma boşalttı' dediği daha sonra mağdurenin 16.02.2018 tarihinde rehber öğretmeni olan ... ile yaptığı görüşmede sanık ile yaşadıkları konusunda açık ve net beyanlarda bulunduğu, 'o şeyi yaptık biz öğretmenim' diyerek ilk buluşmalarında Kuştepe’ye çıktıklarını, sanığın kendisini ellemeye başladığını, öptüğünü, cinsel organını tutturduğunu, sonraki görüşmede cinsel organından ağzına pisliğini boşalttığını, bir sonraki buluşmada da Dangaz yoluna gittiklerini, yol kenarında cinsel organını yalattığını söylediği, mağdurenin 19.02.2018 tarihinde verdiği ek ifadesinde ailesinden ve çevresinden korktuğu için ilk ifadesinde çoğu şeyi anlatmadığını, sanık ...’in kendisini dudağından öptüğünü, cinsel organını tutturduğunu, cinsel organını katılana iki kere yalattığını belirttiği, sanık soruşturma aşamasında ve ilk derece mahkemesi huzurunda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı inkar yoluna gitmiş ise de beyanlarında mağdure ile araç içerisinde birkaç kez görüştüğünü kabul ettiği gözetildiğinde beyanlarının genel olarak suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu mağdurenin beyanlarının olayın intikalden önce anlattığı tanıklar ..., ... ve ...’in beyanları ile desteklenmesi de dikkate alındığında sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine dair kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekirken yazılı şekilde bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.'' şeklindeki gerekçe ile karşı oy kullanmışlardır.II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.04.2022 tarih ve 114865 sayı ile; "...Mağdurun ilk anlatımının yoğun bir korku ve kaygı içindeyken alındığı ve hakikatini bir kısmını gizlemek suretiyle ifade verdiği, nitekim bu durum sonraki anlatımlarında da ilk ifadesine eşlik eden uzmanların tespit ettiği bu durumu mağdurun da dile getirdiği, mağdurun duruşmada ifadesinin alınmasına eşlik eden, ayrıca mağdurun sosyal inceleme raporunu da düzenleyen uzman bilirkişinin de mağdurun duruşmadaki ifadelerinin yönlendirilmiş olabileceğini, duruşma beyanına itibar edilmemesi gerektiği, soruşturma aşamasındaki anlatımlarına ise itibar edilebileceğini bildirdiği, nitekim mağdurun tanık ...'ye anlatıkları ile ikinci ifadesinde ortaya koyduğu hususların birbirini doğruladığı, dosyaya sanık tarafından temin edilen ses kaydı ve mesaj dökümlerinden de sanığın da mağduru kendisi lehine ifade değiştirmesi konusunda zorladığı, ailevi ortamı sağlıksız olan, kardeşi ...'le ilgili iddialar bakımında ailesinin baskısına maruz kalma ihtimali yüksek olan, keza sanık ...'in de baskı yaptığı ve yönlendirme gayreti içinde olduğu 13-14 yaşlarındaki mağdurun aşamalardaki ifadelerinin çelişki olmasının doğal olduğu, hem tanık ...'a, hem de tanık ...'ye anlattıklarının ikinci ifadesi ile uyumlu olmasına, anlatımlarının tarih bakımından kesinlik arz etmese de yer ve olayın oluş şekli bakımından ayrıntılı ve somut olması, bu ifadelere eşlik eden uzmanların görüşleri, mağdurun mesela sanık hakkında eylemelerinin cebir, tehdit, hile veya iradeye etkileyen başka bir nedenle işlendiğine dair abartılı anlatımlarının bulunmaması, aynı zamanda mağdurun rehber öğretmeni olan tanık ...'in mağdurun olay kurgulayamayacağına dair kanaati, sanığın da mağdurla araç içinde bir kaç kez oturup sohbet ettiğine dair kabulünün olması karşısında mağdurun kollukta alınan ikinci ifadesinin samimi olduğu, bu hâliyle sanığın bir kaç haftalık zaman diliminde arabasına aldığı mağduru iki kez ... İlçesi Kuştepe, bir kez Dangaz mevkiine götürerek bir cinsel istismarda ve ağzına organ sokmak suretiyle iki kez nitelikli cinsel istismarda bulunduğunun, eylemin kül hâlinde çocuğun zincirleme nitelikli cinsel istismarı suçu niteliğinde olduğu'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.10.2022 tarih, 6633-9445 sayı oy çokluğuyla, itiraz yerinde görülmediğinden Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUNİtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; CMK’nın 219. maddesi uyarınca başkan veya üye hâkim ile zabıt kâtibi tarafından birlikte imzalanması zorunlu olup yalnızca zabıt kâtibinin imzasını taşıdığı ve dizi pusulasında belirtilmesine rağmen dosya içeriğinde fiziki olarak bulunmadığı görülen 22.11.2018 tarihli oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının dönüştürülmesine ilişkin tutanağa dayanılarak, kovuşturma aşamasına ilişkin görüntü kayıtları da temin edilmeksizin temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Katılan mağdurun soruşturma aşamasında 20.01.2018, 19.02.20 18... .03.2018 tarihlerinde alınan ifadelerinin bir kısmına ilişkin görüntü kayıtlarının dosya içeriğinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın 22.11.2018 tarihli ikinci celsesinde hazır bulunan katılan mağdurun beyanlarının, ileride çözümü yapılmak üzere SEGBİS sistemi aracılığıyla sesli ve görüntülü olarak kayda alındığı, bu hususun duruşma tutanağına "On sekiz yaşını ikmal etmemesi sebebiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 52/3 maddesi gereğince, görüntülü olarak kayda alınmak suretiyle ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 236/3 maddesi gereğince pedagog huzurunda başlandı," ile "Müşteki/mağdur ... psikolog ve vekili huzurundaki beyanları ileride çözümü yapılmak üzere segbis üzerinden kayıt altına alınmaya başlandı, ........Segbis kaydı sonlandırıldı.'' şeklinde dercedildiği ve duruşma tutanağının mahkeme heyetince elektronik olarak imzalandığı, UYAP Bilişim Sisteminden yapılan incelemede, 03.01.2019 tarihinde zabıt katibi tarafından katılan mağdurun beyanına ilişkin SEGBİS kaydı çözümleme tutanağına ait dokümanın oluşturulduğu, çözümün yapılarak aynı tarihte elektronik olarak imzalandığı, 08.01.2019 tarihinden itibaren süreçte ilgililerce doküman okuma işlemlerinin gerçekleştirildiği fakat dokümanın yazdırıldığına dair bir bilgiye evrak işlem kütüğünde rastlanmadığı, Bahse konu "İkinci celse mağdure ... SEGBİS çözüm tutanağı'' başlıklı tutanakta mahkeme başkanı veya hâkim imzasının bulunmadığı, ayrıca süreçte tanzim olunan dizi pusulalarında gösterilmiş bulunmasına karşın fiziken dosya içeriğinde mevcut olmadığı,Bunun yanı sıra, 22.11.2018 tarihli duruşmada katılan mağdurun SEGBİS aracılığıyla alınan beyanına ilişkin ses ve görüntü kayıtlarını içeren CD yahut kayıt materyalinin de dosya içerisinde bulunmadığı, Anlaşılmıştır. V. GEREKÇEA. Ön Soruna İlişkin Hukuki Açıklamalar CMK’nın 219. Maddesi şöyledir;"(1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması hâlinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.(2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır." Madde gerekçesinde de şu ifadelere yer verilmiştir; "Duruşmada yapılan işlemleri belgelemek üzere bir tutanak tutulması gereklidir. 228 ilâ 231 inci maddeler sırasıyla duruşma tutanağını, içereceği hususları ve duruşma tutanağının ispat gücünü düzenlemektedir. Teknolojideki gelişmelerden duruşmalarda da yararlanılmasını sağlamak için, mahkemece gerekli görüldüğünde bu hususta teknik araçlardan yararlanılabileceği hükmü getirilmiştir. Tutanak mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacaktır. Toplu mahkemelerde mahkeme başkanının mazeretinin bulunması hâlinde tutanak en kıdemli üye ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacaktır. Teknik araçlardan yararlanılması hâlinde bunlarla yapılan saptamalara göre sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarının, duruşma aşamalarına uygun olduğu mahkeme başkanı veya hâkim ile bu tutanağı düzenleyen zabıt kâtibi tarafından açıkça tutanağa kaydedilerek imzalanacaktır.'' 20.09.2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik'in dokuzuncu maddesinde, görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kulanılması olanağının varlığı hâlinde, kanunlardaki usul ve esaslar dairesinde, soruşturma veya kovuşturma aşamasında yapılan her türlü işlemin SEGBİS ile kayda alınacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte, mağdur çocukların, duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında bu kaydın zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yönetmelik'in altıncı maddesinde, SEGBİS ile elde edilen kayıtların nitelikli elektronik imza ile imzalanarak güvenli bir şekilde talep eden makam tarafından saklanacağı; yedinci maddesinde ise bu kayıtların ilgili mevzuatta öngörülen usule göre UYAP Bilişim Sisteminde yazılı tutanağa dönüştürüleceği ve elektronik imza ile imzalanacağı, yazılı tutanağa dönüştürme işlemleri için yazılım veya donanım araçlarının kullanılabileceği, bu kayıtların tutanağa dönüştürülmesi işleminin soruşturma aşamasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığı veya hâkim tarafından, kovuşturma aşamasında ise esas mahkemesince yapılacağı belirtilmiş, 22. maddesinde ise kanun yollarına müracaat halinde ses ve görüntü kayıtlarının itiraz, istinaf veya temyiz mercilerine gönderileceği ifade edilmiştir. Adalet Bakanlığının 150 No.lu Genelgesi'nde de SEGBİS ile alınan soruşturma ve kovuşturma işlemi kayıtlarının CD/DVD gibi veri taşıyıcılarına aktarılarak dosyasında saklanması ve kanun yoluna müracaat hâlinde ilgili mercilere gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 8, 46, 47, 68, 69, 105, 1 68... . maddelerinde de 5. maddenin sekizinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, kanun yolu formu ve dizi pusulası ile birlikte dosyanın eksiksiz olarak kanun yolu incelemesi için gönderilmesi gerektiğine yönelik düzenlemeler yer almaktadır.Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarih ve 49-219 sayılı, 27.05.2014 tarih ve 76-279 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında belirtildiği üzere; Ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması hâlinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir.Diğer taraftan, Ceza Genel Kurulunun 10.10.2016 tarih ve 208-206 sayılı, 23.02.2010 tarih ve 258-33 sayılı içtihatlarında vurgulandığı üzere; ceza yargılaması işlemleri, onlara belge kanıtı değerinin tanınması amacıyla duruşmada tutanaklara yansıtılmakta ve yetkililerce imzalanarak resmî belge niteliğine kavuşturulmaktadır. Kanunun buyurucu hükmü uyarınca duruşma safhalarını gösteren tutanakların her sayfasının hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması bu nedenle zorunludur. Bu şeklî düzenlemenin amacı, tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. İmza noksanı bulunan duruşma tutanağı, içeriğine duyulması gereken güven yönünden duraksamaya yol açar ve resmî belge niteliği zafiyete uğrar. Böyle bir belgeye dayanılarak hüküm tesis olunamayacağı gibi, bu nitelikteki bir usule aykırılığı taşıyan hükmün esası da Özel Dairece incelenemeyecektir.Maamafih, CMK'nın 222. maddesi uyarınca tutanakta sahtecilik yapıldığına veya tutanakların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine ya da mahkemenin kanun dairesinde teşekkül etmediğine ilişkin bir iddianın bulunmaması hallerinde, anılan kanun maddesi uyarınca mutlak hukuka aykırılık oluşturmayan ve mahallinde giderilebilecek noksanlık niteliğindeki imza eksikliklerinin, hükmün esasına etkili bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmaması gerekir.( CGK 21.05.2013 t. ve 1554-256 sy.) Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017 tarihli ve 355-357 sayılı içtihadında; CMK’nın 219. maddesi uyarınca duruşmanın SEGBİS ortamında sesli ve görüntülü olarak kayda alınmasına karar verilmiş olmasına rağmen, CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde düzenlenmiş ses ve görüntü kayıtlarının dönüştürülmesine ilişkin bir tutanağın ya da ses ve görüntü kayıtlarının bulunduğu CD veya başka materyalin dosyada yer almadığının anlaşılması karşısında, yerel mahkemece sesli ve görüntülü olarak kayda alınmasına karar verilen işlemlerin tutanağa dönüştürülmemesi suretiyle CMK’nın 219. maddesine ve buna bağlı olarak duruşma tutanağında duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan, yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlara, sanıkların açıklamalarına ve istemlere yer verilmemek suretiyle CMK’nın 221. maddesine aykırı davranıldığı, bu nedenle duruşmanın nasıl yapıldığı ve kanunda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlenmesinin mümkün olmadığı, bu hâliyle duruşma tutanağının sesli ve görüntülü olarak kayda alınmasına karar verilen işlemler yönünden CMK’nın 222. maddesine uygun ispat edici niteliğinin de bulunmadığı, tutanağa dönüştürüldüğünde resmî belge niteliğine kavuşacak olan kayıtların tutanağa dönüştürülmemesi şeklindeki eksikliğin esasa etkili olduğu ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle öncelikle ilgili oturuma ilişkin ses ve görüntü kayıtlarının SEGBİS kayıtlarından yeniden araştırılması, kayıtların bulunması hâlinde CMK’nın 219. maddesine uygun şekilde tutanağa dönüştürülmesi, kayıtların bulunamaması hâlinde ise oturumda yapılan işlemlerin yenilenmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Diğer taraftan, CMK'nın 52/3. maddesinde tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya seslerin kayda alınabileceği ancak, mağdur çocukların, duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin tanıklığında bu kaydın zorunlu olduğu ve bu fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtlarının, sadece ceza muhakemesinde kullanılacağı; CMK'nın 236/1. maddesinde ise mağdurun tanık olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiştir. 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun ile CMK’nın 236. maddesinde önemli değişiklikler yapılmış ve maddeye beş yeni fıkra eklenmiştir. Anılan değişikliklerle, mağdur beyanının alınmasına ilişkin usul ayrıntılı biçimde yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, maddenin beşinci fıkrasında, TCK'nın 103. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçların mağduru olan çocukların soruşturma aşamasındaki beyanlarının, bu amaçla oluşturulmuş merkezlerde, Cumhuriyet savcısının gözetiminde ve uzmanlar aracılığıyla alınacağı ve bu süreçte mağdurun beyan ve görüntülerinin kayıt altına alınacağı hükme bağlanmıştır. Kovuşturma aşamasında ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlemin mahkeme ya da görevlendirilecek naip hâkim tarafından aynı merkezlerde ve uzmanlar aracılığıyla yerine getirileceği öngörülmüştür. Maddenin yedinci fıkrasında, beşinci ve altıncı fıkralar kapsamında elde edilen beyan ve görüntü kayıtlarının dava dosyasında muhafaza edileceği, kimseye verilemeyeceği ve gizliliğin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınacağı düzenlenmiş; sekizinci fıkrada da bu kayıtların yazılı tutanağa dönüştürülmesi zorunluluğu getirilmiştir.Keza, 30.04.2021 tarihli ve 31470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Yönetmeliği'nin 69. maddesinde, mağdurun ifadesinin kayda alınmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Buna göre, TCK'nın 103. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçların mağduru olan çocukların dinlenmesi ile duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu olan kişilerin tanıklıkları sırasında beyan ve görüntülerinin kayda alınmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Ayrıca, cinsel suç mağdurlarına yönelik muayene, ifade ve beyan işlemlerinin tek seferde gerçekleştirilebilmesini teminen oluşturulan merkezlerde alınan ses ve görüntü kayıtları ile ifadelerin, CD, DVD veya taşınabilir bellek gibi dijital depolama aygıtlarına aktarılarak dava dosyasında muhafaza edileceği öngörülmüştür. İfade ve beyan işlemlerinin adli görüşme odalarında yapılması hâlinde kayıt işlemi sırasında ses ve görüntülerin, Bakanlık tarafından kurulan ve kişilerin eş zamanlı olarak sesli ve görüntülü biçimde dinlenilmesine imkân sağlayan sistem bağlantısının başlatıldığı bilgisayara, ilgili zabıt kâtibi tarafından kaydedileceği düzenlenmiştir. Bu şekilde dijital ortama aktarılarak dava dosyasında saklanan kayıtların kimseye verilemeyeceği, gizliliğin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınacağı ve anılan fıkralar kapsamında elde edilen beyan ve görüntü kayıtlarının yazılı tutanağa dönüştürüleceği hüküm altına alınmıştır.B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirmeİlk Derece Mahkemesince katılan mağdurun beyanının alındığı ve CMK’nın 52/3. maddesi uyarınca SEGBİS vasıtasıyla sesli ve görüntülü olarak kayda alınmak suretiyle yapılan 23.11.2018 tarihli duruşmaya ait çözüm tutanağının, CMK’nın 219/1. maddesi gereğince duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması hâlinde bu kayıtların gecikmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunlu iken yalnızca zabıt kâtibi imzasını taşıdığı, 08.01.2019 tarihli duruşma tutanağında okunarak dosyaya konulduğu zapta geçirilmiş ve dizi pusulasında da gösterilmiş bulunmasına rağmen dosya içerisinde fiziken yer almadığı, keza katılan mağdurun SEGBİS aracılığıyla alınan beyanına ilişkin ses ve görüntü kaydını içeren CD yahut sair materyalin de dosyada bulunmadığı gözetildiğinde, duruşmada yapılan işlemlerin denetlenmesi imkânı ortadan kalktığından, esasa müessir olabilecek bu noksanlıklar giderilmeden hükmün esasına yönelik Özel Dairece temyiz incelemesinin yapılması mümkün görülmemiştir. Ne var ki söz konusu eksikliklerin bu aşamada giderilip giderilemeyeceği hususu açıklık kazanmadığından, öncelikle anılan hususların temini ve ikmali cihetine gidilmesi, hasıl olacak duruma göre temyiz incelemesi yapılması gerekmektedir.Bu itibarla, Özel Dairece verilen kararın kaldırılmasına, belirtilen noksanlıkların ikmalinden sonra buna göre inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye tevdiine karar verilmiştir.Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.02.2022 tarihli ve 25275-598 sayılı, sanık yönünden çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme ilişkin bozma kararının KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, SEGBİS çözüm tutanağındaki imza eksikliğinin giderilmesi ve katılan mağdurun SEGBİS aracılığıyla alınan beyanına ilişkin ses ve görüntü kaydını içeren CD yahut sair bir materyalin temininin sağlanması için tevdi kararı verilmesi ve buna göre temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.