Konya Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası kaynaklı bedensel ve manevi zararlar ile iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 17.04.2024 tarihli trafik kazasında ağır yaralanan davacının, kusurlu olduğu iddia edilen sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketinden, geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi, bakıcı giderleri ile manevi tazminat taleplerini; davalıların ise kusur oranına itiraz, bazı giderlerin poliçe kapsamı dışında olduğu ve görevsizlik yönündeki savunmalarıyla davanın reddini talep ettiği bir tazminat davasına ilişkin istinaf başvurusunun taraf iddia ve savunmalarını özetlemektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 02/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 26/02/2026NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1- ........ 2- ........ 3- ..... VEKİLLERİ : Av.... Av.....DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:02/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 17.04.2024 tarihinde Konya İli Karatay İlçesi ........ Mahallesi ........ Sokakta sürücü ........'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ........ 2007 model aracın ........ Caddesi istikametinden, ........ Sokak No:... istikametinin önüne hızlı bir şekilde geldiği esnada aracı ile müvekkil ........'e çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kazanın sürücü ........'in kusuru ile meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkili ........’ın ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin vücudunda meydana gelen hasar nedeniyle ağır bir tedavi süreci yaşamak zorunda kaldığını ve sürekli iş göremez durumda olduğunu, kazanın davalı araç sürücüsü ........'nin kusuru nedeniyle meydana geldiğini, olayla ilgili Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ........ soruşturma numaralı dosyası kapsamında soruşturma başlatıldığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ........ poliçe numarası ile ........ A.Ş. nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini ve trafik kazasında meydana gelen bedensel zarar nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 107. Maddesi uyarınca, toplanacak delillere göre; (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) davacı ........ için şimdilik 100,00-TL geçici iş göremezlik, 100,00-TL sürekli iş göremezlik, 100,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve 100,00-TL bakıcı ihtiyacı gideri olmak üzere 400,00-TL maddi tazminatın davalı araç sürücüsü ........'den olay tarihinden ve davalı ........ A.Ş.'nden poliçe limitleriyle sınırlı kalmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda işletilecek ticari/avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, davacı ........ için 200.000,00-TL, ........ için 50.000,00-TL ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte ........’den tahsilini, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle maktu vekalet ücretinin davalı ........ A.Ş.'den tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını ve müvekkilinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının geçici iş göremezlik giderlerine ilişkin tazminat taleplerinin 01.06.2005 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, söz konusu genel şartların yürürlüğe girmesi itibarıyla geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olduğunu, 6111 Sayılı Yasa uyarınca müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı lehine tazminat hesaplanmasına karar verildiği takdirde, söz konusu hesaplamanın ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre yapılması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla faiz başlangıcının ancak dava tarihi olarak kabul edilebileceğini ve uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olacağını, bu bağlamda müvekkili sigorta şirketi bakımından hükmolunacak tazminat tutarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, tüm bu izah olunan nedenlerle davaya yönelik itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ........ şirketi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacı tarafça, müvekkiline yöneltilen manevi tazminat istemi açısından Asliye Ticaret Mahkemesi görevsiz olduğunu, müvekkilinin somut olayda kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla hem kendisinin hem de sigorta şirketinin zarardan dolayı sorumluluğunun söz konusu olmadığını, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin kusurlu olduğu ve maddi zarardan dolayı hem sigorta şirketinin hem kendisinin sorumlu olduğu bir an için kabul edilse dahi bu durumda da müvekkilinin sigorta poliçesi teminatı nedeniyle maddi zarardan dolayı sorumluluğu bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sadece sigorta şirketi ile yapıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin poliçe teminat limitinin aşılmaması nedeniyle bu zararını davalı sigorta şirketinden tahsil etmek zorunda olduğunu, avans faizi üzerinden faiz istemine ilişkin istemin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın ticari dava olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesini maddi tazminat istemi açısından (poliçe teminat limitinde kalması halinde) husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mümkün değilse, dava şartı arabuluculuk faaliyetinin yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayımızda dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre davacının %75 oranında kusurlu olduğu, olay nedeni ile davacının sürekli maluliyetinin %3 oranında olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacının yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılmış, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacılar ........ ve ........'ın manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede;Türk Borçlar Kanunun "Manevi Tazminat" başlığı altında düzenlenen 56. Maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." denilmektedir.Yaralanma durumunda yakınların manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için yaralanmanın maluliyet derecesinde ya da sabit iz bırakacak nitelikte olması ya da bu tür yaralanma biçimi olmasa bile uzun süre yatakta tedavi görme hali ya da parçalı kemik kırığı yaralanması durumunda yaralanan kişinin anne babası veya çocukları ve eşine manevi tazminat verilebileceği benimsenmiştir. Bu tür durumlarda "yakınları" ibaresi geniş tutulmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/12300 ESAS, 2016/10184 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/11929 Esas, 2011/4037 Karar sayılı ilamları)Bedensel zarar kavramına, "ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı", "ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü" gibi hallerin de girdiği kabul edildiğine göre; eğer bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda, onun ana, baba, eşi, çocukları gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa onlar da manevi tazminat talep edebilirler. Çünkü bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı vardır ve zararlarının niteliği itibariyle onların da ihlal edilen normun (TBK 56) koruma amacı içinde bulunduklarının ve hukuka aykırılık bağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, böyle hallerde, yansıma yoluyla değil, doğrudan doğruya zarara maruz kalma söz konusudur. Nitekim aynı husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2014 gün ve 2013/21-2219 Esas 2014/411 Karar sayılı kararında da açıkça ifade edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.06.2015 Esas 2013/21-2215 Karar:2015/1487)Tüm bu anlatınlar ışığında davacı ........'ın yaralanmasının ağır bedensel zarar oluşmadığı analaşıldığından davacılar ........ ve ........'ın manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Anayasa Mahkemesinin ... E. ve ... K. Sayılı iptal kararı 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girdiğinden davacıların red edilen manevi tazminat talepleri yönünden davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve; Davacının maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacı ........'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davacılar ........ ve ........'ın manevi tazminat davalarının REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; henüz 10 yaşında bir kız çocuğu olan davacı ........'ın küçük yaşında hiçbir kusuru olmamasına rağmen meydana gelen kaza neticesinde yüzünde iz kalması sebebiyle mağduriyet yaşadığını, yerel mahkeme tarafından kazada herhangi bir kusuru bulunmayan ve yoğun bir tedavi süreci geçiren müvekkil ........ adına manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, trafik kazasında ağır yaralanan, kalıcı sakatlığı ve yüzünde sabit iz kalan çocuklarına her bakışta üzüntü yaşayacak olan davacı müvekkil anne ve babanın manevi tazminat hakkının bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından davacı müvekkiller ........ ve ........ yönünden manevi taleplerinin reddedilmesi sebebiyle davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.02.2026 Tarih, ... E. & ... K. sayılı ilamın itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, davanın itirazları doğrultusunda incelenerek taleplerinin tüm olarak kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava trafik kazası nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece verilen karar davacılar tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. (Davalının istinafının yapılmamış sayılmasına dair ek karar kesinleşmekle)- Kusura ilişkin istinafı yönünden;Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.Buna göre, olaya ilişkin düzenlenen tespit tutanağı, gerek ceza gerek eldeki dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkinin en son alınan Karayolları uzman bilirkişi heyetinin, dosya kapsamına, oluşa ve delillere uygun raporu tarafından giderilmiş olup, bu raporun mahkemece nazara alınması yerinde olup, buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.- Manevi tazminata yönelik itirazlarında; Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için BK 49 (TBK’nun 58) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır.TMK’nın 24. ve BK.49 (TBK’nın 58) maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Manevi tazminatın miktarına yönelik değerlendirmede ise; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Ayrıca; Türk Borçlar Kanunun "Manevi Tazminat" başlığı altında düzenlenen 56. Maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." denilmektedir. Yaralanma durumunda yakınların manevi tazminat isteminde bulunabilmesi için yaralanmanın maluliyet derecesinde ya da sabit iz bırakacak nitelikte olması ya da bu tür yaralanma biçimi olmasa bile uzun süre yatakta tedavi görme hali ya da parçalı kemik kırığı yaralanması olması durumunda yaralanan kişinin anne babası veya çocukları ve eşine manevi tazminat verilebileceği benimsenmiştir. Bu tür durumlarda "yakınları" ibaresi geniş tutulmamaktadır. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/12300 ESAS, 2016/10184 KARAR; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/11929 Esas, 2011/4037 Karar sayılı ilamları)(Bkz. ayrıca kardeşin de yakınları kapsamında yansıma yoluyla manevi tazminat isteyebileceğine dair; YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2021/18184 ESAS, 2021/4949 KARAR sayılı ilamı) Davacı çocuğun yaralanması nedeniyle davanın açılmış olmasına ve müessir fiilin niteliğine göre, yaralanmasının basit nitelikte olmayıp sürekli maluliyete neden olmuş bulunması ile davacı çocuk dışındaki davacı anne ve babasının da manevi tazminat şartlarının yukarıda anlatıldığı biçimde oluşması sebebiyle, davaya konu maluliyete neden olan yaralama eyleminin sabit bulunduğu, taksirli eylem neticesinde ağır yaralanmanın meydana gelmesi, tarafların kusuru (davalının yüzde yirmi beş kusuru), oluşan maluliyet ile davacının yakınlık durumu da gözetilerek, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında davacı çocuk ........ için 50.000; davacı anne babasının her biri için de ayrı ayrı 25.000-TL yansıma yoluyla manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde verilen hatalı kararın kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. Bu nedenle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)1-Davacının maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; a-)50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacı ........'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacı ........'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, c)25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 3-Alınması gereken 6.831 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 1.481,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.349,98 TL harcın davalı ........'den alınarak hazineye irat kaydına, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL.'nın davalı ........ A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacılar tarafından yapılan 1.026,02 TL peşin harç, 455 TL tamamlama harcı ve 427,60 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.908,62 TL harç giderinin davalı ........'den alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacılar tarafından yapılan 5.800,00 TL maluliyet rapor masrafı ve 20.289,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 26.089 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 11.218,27 TL yargılama giderinin davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı ........'in Maddi Tazminat davasında; a-) Davacı maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,8-Manevi tazminat davasında; a-)Kendisini vekille temsil eden davacı ........ için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davalı ........'den alınarak işbu davacıya verilmesine,b)Kendisini vekille temsil eden davacı ........ için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 25.000 TL vekalet ücretinin davalı ........'den alınarak işbu davacıya verilmesine,c)Kendisini vekille temsil eden davacı ... için, A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve taktir olunan 25.000 TL vekalet ücretinin davalı ........'den alınarak işbu davacıya verilmesine,9-Reddedilen manevi tazminat bakımından yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılacağından davalı ........ lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına (Anayasa Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile güncel AAÜT 10. Madde hükmüne göre)10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden;11-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harçlarının talep halinde davacılara iadesine,12-Davacılar tarafından yapılan 6.006 TL istinaf başvuru gideri ile 150 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.156 TL yargılama giderinin davalı ........'den tahsili ile davacılara ödenmesine,13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı ........ yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davacılar ve davalılar yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.02/09/2026 .....Başkan...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Katip... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.