Muğlada 2/b kapsamında orman dışına çıkarılan ham toprak vasıflı hazine arazisinin, eklemeli zilyetlik ve mirasçılık iddiasıyla şahıslar adına tescili talepli kadastro davası.
Özet: Kadastro sırasında hazine adına ham toprak olarak tespit edilip 2/B şerhi düşülen parsel sayılı bir taşınmaz üzerinde, davacılar ve murisleri tarafından uzun yıllardır eklemeli zilyetlik ile kuru bakliyat ekimi ve tarımsal faaliyetler yürütülerek insan emeğiyle ihya edildiği iddia edilmiş; ilk derece mahkemesi, keşif, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarıyla taşınmazın fiilen tarım amaçlı kullanıldığını, mera vasfı taşımadığını ve geliştirildiğini tespit ederek davacıların tescil taleplerini kabul etmiş, bu karar davalı Hazine ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1072 E., 2025/1097 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/234 E., 2025/7 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dosya davacısı ... ve asıl ve birleşen dosya davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 5 51... parsel sayılı 6.029,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı" şerhi yazılarak, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.2. Asıl dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin murisinden intikal ettiğini ve eklemeli zilyetlikle kullanıldığını belirterek, zilyetlik şerhinin iptal edilmesini ve müvekkili adına tescil edilmesini talep etmiştir.3. Birleşen dosya davacısı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı kullandığını belirterek, zilyetlik şerhinin iptal edilmesini ve kendi adına tescil edilmesini talep etmiştir.4. Birleşen dosya davacısı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı kullandığını belirterek, zilyetlik şerhinin iptal edilmesini ve kendi adına tescil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın şahıslar adına tespitinin ve tescilinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Dava konusu taşınmaz içerisinde kalan ve krokide (A) harfi ile gösterilen 2.346,39 metrekare yüzölçümlü kısım ile "YOL" olarak gösterilen 195,83 metrekare yüzölçümlü kısmın toplamı olan 2.542,22 metrekare yüzölçümlü kısmın asıl dosya davacısı ...'nın babası ... ; (B) harfi ile gösterilen 3.487,02 metrekare yüzölçümlü kısmın ise ...'ün arpa ve buğday ekilmek suretiyle kullanımında iken ...'ün 1986 yılında, ...'ün ise 1980 yılında vefatının ardından taşınmazların mirasçıları arasında paylaşımı sonucu krokide (A) harfi ile gösterilen 2.346,39 metrekare yüzölçümlü kısım ile "YOL" olarak gösterilen 195,83 metrekare yüzölçümlü kısmın toplamı olan 2.542,22 metrekare yüzölçümlü kısmın asıl dosya davacısı ...'ya; (B) harfi ile gösterilen 3.487,02 metrekare yüzölçümlü kısmın ise birleşen dosya davacıları ... ve ...'e isabet ettiği, taşınmazın belirtilen bu kısımlarının davacı ve birleşen dosya davacıları tarafından aynı şekilde kuru bakliyat ekilip dikilmek suretiyle kullanılmaya devam olunduğunun mahkemece mahallinde icra olunan keşifteki gözlem, dinlenilen mahalli ve tespit bilirkişileri ile tanık beyanlarından anlaşıldığı, keşif sonucu düzenlenerek dosyaya sunulan fen ve ziraat bilirkişi raporlarından da davacı ... tarafından kullanılan (A) harfi ile gösterilen ana taşınmazın güneyinde kalan kısmın (B) harfi ile gösterilen taşınmaz kısmından evveliyatı çok eski tarihlere dayanan insan eliyle ve sermayesi ile yapılmış kuru taşlardan imal edilen 0,5 ila 0,9 metre yüksekliğindeki setleme ve kot farkı ile ayrıldığı, birleşen dosyaların davacıları ... ve ...'ün kullanımında bulunan kısmın ise ana taşınmazın kuzeyinde kalan kısımları oluşturmakta olduğu, keşif tarihinde taşınmazın kuru taş setlemeler ve civarındaki az kayalı kısımlar haricinde kalan kısımlarının genelinde toprak işlemesinin yapılmış ve nadas durumunda olduğu, ekili dikili kültür bitkisinin bulunmadığı, ayrıca geneli üzerinde kapalılık oluşturmayacak düzeyde ve dağınık halde doğal olarak yetişmiş ve gelişim göstermiş yabani armut (ahlat), ardıç ve çalı formunda ağaçlarının bulunduğu, taşınmaz kısımlarının tasarruf sınır hatlarının üzerlerinde kuru taşlar ile tonç şeklinde toprak an ile kullanımdan kaynaklı iz ile sabit ve belirgin sınır iz ve işaretlemelerinin bulunduğu, dava konusu taşınmazın evveliyatında imar ihya faaliyetlerinin çoğunlukla tamamlanmış olduğu, genelinde kuru tarım şartlarında tarla bitkileri üretimi ve nadas şeklinde kullanım ve zilyetlik faaliyetlerinin mevcut olduğu, bu kullanım şekillerinin taşınmaz genelinde 2009 yılı öncesi ve sonrası tarihlerde de mevcut olduğu, taşınmazın keşif tarihinde ve önceki yıllarda çekilmiş uydu görüntülerinde aynı mevkide bulunan ve kullanıcı tespiti gösteren taşınmazlar ile aynı toprak ve topoğrafya özellikleri ile renk tonu ve görünüme sahip olduğu, taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'na göre çayır ve mera vasfını taşımadığının; bu şekilde belirtilen kısımların davacı ve birleşen dosya davacıları tarafından kuru bakliyat ekilip bakımları yapılmak suretiyle kullanılageldiği anlaşıldığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline; 15.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda krokide (A) harfi ile gösterilen 2.346,39 metrekare yüzölçümlü kısım ile "YOL" olarak gösterilen 195,83 metrekare yüzölçümlü kısmın toplamı olan 2.542,22 metrekare yüzölçümlü alanın 5 51... parsel numarası verilerek kadastro tutanağının beyanlar hanesine "bu parsel 6831 sayılı Kanun 2/b maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır, bu parsel ...'nın kullanımındadır" şeklinde şerh verilmek suretiyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 3.487,02 metrekare yüzölçümlü kısma aynı ada son parsel numarası verilerek kadastro tutanağının beyanlar hanesine "bu parsel 6831 sayılı Kanun 2/b maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır, bu parsel 1/2'şer hisseler ile ... ile ...'ün kullanımındadır" şeklinde şerh verilmek suretiyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen dosya davacısı ..., birleşen dosya davacısı ... ve asıl ve birleşen dosya davalısı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... kullanımında, (B) harfi ile gösterilen kısmın davacılar ... ve ...'ün kullanımında olduğu, zilyetlik şerhi talebinde lehine şerh verilecek davacı ...'nın (A) harfli kısım yönünden, davacılar ... ve ...'ün (B) harfli kısım yönünden kadastro tespit tarihinden önce ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin bulunduğu, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen dosya davacıları ... ve ...'ün istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; davacı tarafların keşifte hazır bulunarak kullanımlarında olan yerleri bizzat göstermeleri üzerine, bu kısımların fen bilirkişi tarafından (A) ve (B) olarak harflendirilerek krokide gösterildiği, yol olarak belirtilen kısmın davacı ...'nın kullanımında olan alanda kaldığı, keşifte davacıların diğer davacı ...'nin kullanımında olan alan yönünden talepleri olmadığını bildirdiği, ayrıca davacıların taşınmazda yol olarak talep ettikleri bölüme ilişkin olarak da davacıların dava dilekçelerinde taşınmazın bir bölümünün yol olarak bırakılması hususunda talep de bulunmadıkları, bu bölümün kadastral yol olmaması nedeniyle de belediyelere husumet yöneltilmesi gerekmediği hususları dikkate alındığında" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Birleşen dosya davacısı ... temyiz dilekçesinde; yolun ...'nın parseline eklendiğini, umuma açık yol olduğunu, belediyenin davaya dahil edilmesi gerektiğini, taşınmazın tamamının istendiğini, taksim talebi var gibi karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Asıl ve birleşen dosya davalısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde asıl ve birleşen dosya davacılarının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacı ..., asıl ve birleşen dosya davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacısı ...'ten alınmasına,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.