2. Hukuk Dairesi, karşılıklı boşanma davasında kadına atfedilen kusurların ispatlanmaması ve erkeğin tam kusurlu olması nedeniyle alt mahkemelerin eşit kusur tespitini hatalı bularak maddi-manevi tazminat taleplerinin yeniden incelenmesi için hükmü bozmuştur.
Özet: Karşılıklı boşanma davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin tarafları eşit kusurlu bulması ve kadının tazminat taleplerini reddetmesi üzerine, davacı-davalı kadın vekilinin temyizi incelenmiştir; Yüksek Mahkeme, kadına yüklenen kusurların ispatlanamadığını, affedildiğini veya evlilik birliğini sarsmaya yeterli olmadığını belirterek kadının boşanmaya sebep olacak bir kusurunun bulunmadığına hükmetmiş, buna karşılık erkeğin sabit olan ve temyiz edilmeyerek kesinleşen ağır kusurlu davranışları nedeniyle boşanmaya tamamen onun sebebiyet verdiğini kabul etmiştir; bu kararla, kadının kusurlu olduğuna dair önceki değerlendirme hatalı bulunarak bozulmuş, kadının kusursuz, erkeğin ise tam kusurlu olduğu tespitiyle, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerekliliği ortaya konmuştur.
2. Hukuk Dairesi         2025/8153 E.  ,  2026/5024 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1367 E., 2025/1548 K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ:... 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/39 E., 2022/208 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi ve iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kanaatine varılarak her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş olup kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, davacı karşı davalı kadın vekili tarafından yukarıda belirtilen yönlerden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davacı- davalı kadına; " 2020 Nisan - Mayıs veya Haziran ayında davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğe şiddet uygulaması, davalı karşı davacı erkeğin kolunda morluk olması, davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğin ailesine hoş geldiniz dememesi, yüzünü asması, davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğin annesinin ayağına sehpayı çarpması davalı karşı davacı erkek üzerinde fiziksel ve duygusal şiddet oluşturduğu" kusurları yüklenmiş ise de; "davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğin annesinin ayağına sehpayı çarpması" kusuruna ilişkin olayın oluş tarihi ve şekline ilişkin tarafların dilekçelerindeki beyanlarının incelenmesi sonucunda bu vakıaya konu olaydan sonra tarafların evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle tarafların birbirini affettiğinin en azından hoşgörü ile karşıladığının ve bu kusurun kadına yüklenemeyeceğinin anlaşıldığı, yine kadına kusur olarak yüklenen " 2020 Nisan - Mayıs veya Haziran ayında davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğe şiddet uygulaması, davalı karşı davacı erkeğin kolunda morluk olması" vakıasına yönelik dinlenen tanık beyanlarının sebep ve saiki açıklanamayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut beyanlar olduğu, kadına kusur olarak yüklenen "davacı karşı davalı kadının davalı karşı davacı erkeğin ailesine hoş geldiniz dememesi, yüzünü asması" vakıalarına yönelik dinlenen tanık beyanlarının yer, zaman içermeyen, sebep ve saiki açıklanamayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut ve 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan ve erkeği davada haklı çıkarmaya matuf beyanlardan ibaret olduğu anlaşılmakla kadına ispat edilemeyen bu vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı- davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusuru dosya kapsamından kanıtlanamamıştır.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı karşı davacı erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen; " taraflar arasındaki boşanma davası açılmadan 4-5 ay önce davalı karşı davacı erkeğin eve gelmemeye başlaması, davalı erkeğin son zamanlarda eve geç gelmeye ve evi erken terketmeye başladığı, davalı karşı davacı erkeğin çocuğu ve eşi ile ilgilenmemesi, taraflar...'ya yerleştikten sonra davalı karşı davacı erkeğin evin geçimiyle ilgilenmemesi, çocuk hasta olduğundan çocuğu hastaneye davacı kadının babasının götürdüğü, yine davalı erkeği evin tamirat işleri ile ilgilenmemesi" şeklindeki kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyle iken erkeğin açtığı karşı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle erkeğin karşı davasının kabulüne karar verilmesi doğru değilse de; erkeğin karşı davasında verilen boşanma hükmü kadın tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış; yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş olup kadının kusura yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemece kadının kusursuz olduğuna karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2.Boşanmada maddî ve manevî tazminata ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadın eşin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak kadın eş yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi ile iştirak nafakası miktarı yönünden KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının davacı- davalı kadın lehine kusur belirlemesi, reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi ile iştirak nafakası miktarı yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.