Hazinenin uygulama kadastrosunda yüzölçüm hatası iddiasının, eski ölçüm tekniğinden kaynaklandığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin temyiz kararı.
Özet: Davacı Hazinenin, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucunda tapulu taşınmazının yüzölçümünde meydana gelen azalmanın düzeltilmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, yüzölçümü kaybının taşınmazın yaklaşık 45-50 yıl önceki ilk tesis kadastrosundaki ölçüm ve hesaplama yöntemlerinden kaynaklandığını, güncel uygulama kadastrosunun usulüne uygun ve doğru olduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir; yapılan temyiz incelemesinde ise Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki kararı usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2025/6676 E.  ,  2026/3652 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/55 E., 2025/120 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/349 E., 2022/137 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 264 parsel sayılı 3.275,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 67... parsel numarasıyla ve 3.219,18 m² yüzölçümlü olarak, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 2 61... parsel sayılı sırasıyla 4.450.00 m² ve 5.138,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, yeni 1 67... ve 12 parsel numarasıyla ve 4.767.69 m² ve 5.134,21 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü ileri sürerek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiş.
II. CEVAP
Davalılar ..., ... ve ... ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde; görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, husumetin kendisine yöneltilmemesi gerektiğini ve davanın haksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "ilk tesis tapulama çalışmalarının 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca 1984-1985 yıllarında yapılarak kesinleştiği, işbu tapulama çalışmalarında parsel kırık köşe noktalarının ölçümünün takeometrik yöntemle yapılarak 1/2.500 ölçeğinde paftasına tersim edildiği, taşınmazların yüzölçümünün ise planimetrik alan hesaplama yöntemi ile hesaplandığı, dava konusu taşınmazların yaşları yaklaşık 45-50 olan kapama portakal bahçesi oldukları, damla-sulama sistemleri ile sulandıkları, taşınmazlar arasında fiili bir sınır bulunmayıp bütünlük arz ettikleri, geçerli sınır esasına göre büro çalışması ile sayısallaştırılan takeometrik ölçü değerlerinin 22/2-a uygulama kadastro çalışmaları ile karşılaştırılması neticesinde yapılan uygulama kadastro çalışmasının doğru olduğu, dava konusu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın tesis tapulama çalışmalarında kullanılan ölçü tekniği ve hesaplama yönteminden kaynaklandığı" gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tespit gibi tapu kütüğüne aktarılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İlk Derece Mahkemesince getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın ilk tesis kadastrosunda kullanılan ölçü tekniği ve alan hesaplama yönteminin teknik yetersizliğinden kaynaklandığı, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uygulama çalışmalarında sınırlandırmasının ve ölçüsünün doğru yapıldığı, dava konusu taşınmazın alanının azalması sınırlandırma hatasından olmadığı, tesis kadastrosu tarihindeki teknolojik nedenlerden dolayı tersimat, sınırlandırma ve hatalı yüzölçüm hesaplamasından kaynaklandığı, dava konusu taşınmazın alanındaki azalmanın tecviz sınırlarının içinde kaldığı" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı karar olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.