Kadastro uygulaması sonucu taşınmaz yüzölçümündeki azalmanın, ilk tesis kadastrosundaki hatalı ölçümlerden kaynaklandığı ve tecviz sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle açılan davanın reddine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde uygulama kadastrosu sırasında meydana gelen küçülmenin, ilk tesis kadastrosu çalışmalarındaki hatalı ölçüm ve hesaplamadan kaynaklandığı, yenileme çalışmalarının ilgili mevzuata uygun icra edildiği ve yüzölçümü farkının tecviz sınırı içerisinde kaldığı gerekçeleriyle ilk derece ve istinaf mahkemelerince davanın reddine karar verilmiş; uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygunluğuna ilişkin olup, davacının temyiz talebi dosyadaki belgeler incelenerek reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/156 E., 2025/168 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke Kadastro MahkemesiSAYISI : 2021/14 E., 2022/45 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 891 parsel sayılı 1,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 21... parsel numarasıyla ve 0,85 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü belirterek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tesis kadastrosu çalışmalarının 1979 yılında yapıldığı ve kesinleştiği, daha sonra ölçü ve kroki düzenlemesinde hatalar bulunduğunun anlaşıldığı ve 2020 yılında yenileme kadastro çalışması yapıldığı; mahallinde 20.06.2022 tarihinde yapılan keşif sonrası fen bilirkişilerinin hazırladığı rapora göre; dava konusu taşınmazın tapu kütüğünde kayıtlı yüzölçümünde meydana gelen azalmanın, ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü ve hesap tekniğindeki hatadan kaynaklandığı, dava konusu parsellerin bulunduğu kadastro paftası ve zeminde mevcut kullanım durumu 22/2-a sonucu oluşan kesin sınırlarla çakıştırıldığında kadastro paftasının zemine ve uygulama sonucu kesinleşen sınırlara uyduğunun kabul edildiği, yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında dava konusu taşınmazın zeminde sınırlarının belirli olmadığı, kadastro çalışmaları sırasında doğal veya yapay bir sınırın olmadığı, 1980'li yıllarda inşa edilen çeşmenin 1985'li yıllarda araç çarpması sonucu yıkıldığı ve yıkıntının yoldan kardırıldığı, günümüzde çeşmeye ait bir kalıntının olmadığı, yerinin fiiliyatta yol olarak kullanıldığı, 1990 tarihli hava fotoğrafı ile çeşmeye ait belirgin bir sınırın olmadığı, bilirkişilerce yapılan hesaplamada önceki yüzölçümünün takeometrik değere göre 0,85 metrekare olması gerektiği, son yapılan ölçümdeki yüzölçümünün 0,85 metrekare hesaplandığı dikkate alındığında aslında 0,00 metrekare fazla ölçüm yapılmış olduğu, bu farkların tecviz sınırı içerisinde kaldığı, yüzölçüm farkının, tesis kadastrosu çalışması sırasında yapılan hatalı ölçüm, tersimat ve yüzölçümü hesaplamasından kaynaklandığı; yapılan sınırlandırma ve yenileme çalışmalarının ilgili mevzuata uygun icra edildiği" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro güncelleme tutanağı tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.III. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamına göre; yapılan yargılaması sonunda, 1990 tarihli hava fotoğrafı ile çeşmeye ait belirgin bir sınırın olmadığı, bilirkişilerce yapılan hesaplamada önceki yüzölçümünün takeometrik değere göre 0,85 metrekare olması gerektiği, son yapılan ölçümdeki yüzölçümünün 0,85 metrekare hesaplandığı dikkate alındığında aslında 0,00 metrekare fazla ölçüm yapılmış olduğu, bu farkların tecviz sınırı içerisinde kaldığı bütün bu değerlendirmeler sonucunda dava konusu taşınmazda yüzölçüm farkının, tesis kadastrosu çalışması sırasında yapılan hatalı ölçüm, tersimat ve yüzölçümü hesaplamasından kaynaklandığı; yapılan sınırlandırma ve yenileme çalışmalarının ilgili mevzuata uygun icra edildiği; bilirkişi heyetinin sunmuş oldukları raporların hükme esas almaya elverişli olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.