Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, trafik kazası sonucu araç değer kaybı tazminatı talepli özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan istinaf kararını inceliyor.
Özet: Bu istinaf davası, bir trafik kazası sonucu aracında değer kaybı oluşan davacının, zararın giderilmesi talebiyle sigorta şirketine açtığı tazminat davasına ilişkindir; davacı aracının tam kusurlu davalı sigortalısına ait araç tarafından çarpıldığını ve değer kaybı oluştuğunu iddia ederken, davalı sigorta şirketi ise davacının zarar tespitine engel olduğunu, gerekli belgeleri sunmadığını, kusur tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk gerektiğini ve talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak kendi sorumluluk kapsamına ve ispat yüküne itiraz etmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ: 02/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 03/03/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ........
VEKİLİ : Av..... Av.....
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 02/09/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ........'ne ait ........ plakalı araca, 26.03.2025 günü saat 17.10' da Konya ili Karatay İlçesinde davalının sigortalısına ait ........ plakalı araç arkadan çaptığını, bu çarpma nedeniyle sigortalı tam kusurlu olup müvekkilinin aracında maddi hasar oluştuğunu, müvekkilinin aracında değer kaybı zararı oluştuğunu, bu zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine ........ internet siteleri üzerinden 16.09.2025 tarihinde başvurulduğunu, sistem üzerinden ........ talep numarası taraflarına verildiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı zararının uzman makine bilirkişisi marifetiyle veya alanda uzman bir bilirkişi marifetiyle hesaplattırılmasını, yapılan ödemeden öncelikle gecikme faizi düşülerek kalan tutarın bulunmasını, değer kaybı zararından bakiye tutarın mahsubunu talep ettiklerinden bahisle davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde özetle; Kabul manasında olmamak üzere, Trafik Sigortası Genel Şartları’nın A.6.b maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan hallerden olduğunu, bu nedenle kusur oranlarının tespiti için sayın mahkemenizce dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, söz konusu Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kusur tespiti bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumundan rapor alınması gerektiğini, zira sair itiraz hakları saklı kalmak üzere kabul manasında olmamakla, müvekkil şirket yalnızca sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müvekkili sigorta şirketi işbu dava öncesi hasar aşamasında davacının gerçek zararının tespiti için ekspertiz raporu tanzim ettirmek istemişse de davacı tarafça gerekli hiçbir belge sunulmadığını ve zararın tespitine engel olunduğunu, davaya konu taleple ilgili müvekkil şirket nezdinde öncelikle ........ numaralı hasar dosyası kapsamında inceleme yapıldığını, fakat davacı tarafça hasarın teminat kapsamında olup olmadığının denetlenebilmesi adına gereken hiçbir evrak ibraz edilmediğinden öncelikle kazaya ilişkin tüm delillerin dosyaya kazandırılması ile kaza ile hasarın uyumu bakımından teknik inceleme yapılması taleplerinin bulunmadığını, nitekim hasar dosyasının açılmasını takiben müvekkil şirketçe hasar onarım bedelinin tespiti için eksper ataması gerçekleştirilmiş fakat davacı tarafça araç ekspere gösterilmediğinden ve taraflarına iletilen belgeler hesaplamaya elverişli olmadığından hesaplama yapılamadığını, bir zarar sigortası türü olan ‘Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda asıl amaç zarar görenin uğradığı gerçek zararın giderilmesi olduğunu, sigorta teminatı zenginleşme aracı olmadığını, bu nedenle davacı tarafın fahiş talepleri haksız olduğunu ve reddi gerektiğini, davalı tarafça talep edilen fark bedelin tedarik ve işçilik iskontosunun uygulanmasından ve KDV talebinden kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla; buna karşılık Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereğince müvekkil şirketin yedek parça tedarik ve işçilik bedellerinin yüksek oluşundan kaynaklanacak bakiye bedelden sorumluluğu bulunmadığını, nitekim eksper tarafından hasar tespiti için fiziki inceleme yapılmak istenmişse de davacı taraf araç üzerinde inceleme yapılmasına müsaade etmemiş ve dahası hasarın tespiti ve kaza ile uyumu için gereken evrakların tamamını ibraz etmediğini, bu doğrultuda öncelikle davacı tarafça kazaya ilişkin tüm delillerin dosyaya ibraz edilmesi ve sonrasında kaza ile hasarın uyumu hususunda teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bu hususta ispat yükünün sigorta şirketinde olduğu kabulü ile işbu talebimizin kabul görmemesi yönündeki değerlendirmelere peşinen itiraz etmediğini, nitekim kabul anlamına gelmemek üzere sigorta şirketinin hasarın teminat kapsamında olmadığını somut delillerle ispatlaması ancak ve ancak zarar gören tarafından kazaya ilişkin tüm belgelerin sunulması ve doğru ihbarda bulunulması ile mümkün olabileceğini , bu sebeple yerleşik Yargıtay içtihatlarında da çelişkili beyanlar verilmesi ve belge sunmaktan imtina edilmesi halinde ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabul edildiğini, aksi bir yorum ve değerlendirmenin hayatın olağan akışı gereğince mümkün olmadığı ortada olduğunu, sigortacıdan kazaya ilişkin olarak zarar gören tarafından bilinmesine izin verilen bilgi ve belgeler dışında bir bilgi veya belgeyi temin etmesi beklenemeyeceğini, açıklanan sebeplerle davacı tarafın öncelikle zararı ve zarar sorumlusunu ispat etmesi gerekmekle, kabul manasında olmamak üzere yukarıdaki beyan ve itirazlarımız da gözetilerek davacının talebine konu hasarın iddia edilen kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ve hasar tutarının tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden bahisle davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 26/03/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracının zarar gördüğü, kazanın meydana gelmesinde genel manevra kurallarına aykırı hareket eden ........ plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Kanunun 67. maddesinde yer alan kuralları ihlal etmesi sebebiyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsüne atfı mümkün bir kusur olmadığı, 05/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporuyla tespit edildiği üzere kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olduğu, değişmesi gereken parçalar, işçilik ve KDV hariç olmak üzere onarım bedelinin 33.290,66 TL olduğu, kaza tarihinde 2. El piyasa değerinin 980.000,00 TL olduğu, kazalı hali ile değerinin 930.000,00 TL olacağı, davacının değer kaybı maddi zararının 50.000,00 TL olacağı anlaşılmakla davacının davasının bu tutar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
(8) FAİZ TÜRÜ VE BAŞLANGIÇ TARİHİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:
(a) Faiz Türü Açısından Yapılan Değerlendirmede: Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde hükmolunacak tazminatlara "Avans" faizi talep edilmesine rağmen bedel artırım dilekçesinde "Reeskont Avans" faizi talep edilmiştir.
T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22/10/2018 Tarih ve 2015/11957 Esas-2018/9334 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere ıslah/bedel artırım ile faiz türü değiştirilebilmektedir.
T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/04/2022 Tarih ve ... Esas-...Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere "Avans" faizi ile "Reeskont" faizi farklı olup nitekim T.C. Merkez Bankası verileri nazara alındığında reeskont faizinin avans faizinden "1 baz" puan az olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yukarıda künyesi verilen Yüksek Mahkeme ilamları da nazara alınacak davacı vekilinin talep ettiği faiz türünün ne olduğu hususunda beyanı alınmış, davacı vekili beyanında faiz türü olarak avans faizi talep ettiklerini ifade etmiştir.
Kazaya sebebiyet veren ........ plakalı aracın ruhsat bilgilerinin incelenmesinde kamyon olarak yük nakli/ticari amaçla kullanıldığı anlaşılmakla T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 01/12/2020 Tarih ve 2019/5578 Esas-2020/7959 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak hükmolunan tazminatlara avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
(b) Faiz Başlangıç Tarihi Açısından Yapılan Değerlendirmede: T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 18/10/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında "2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir." ifade edildiği üzere sigorta şirketine yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda zararın karşılanmaması halinde sigorta şirketi yönüyle faizin başlayacağı, somut olayımızda davacı tarafından dava öncesinde sigorta şirketine yapılan başvurusunun 17/09/2025 tarihinde sigorta şirketine tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibariyle sigorta şirketinin 30/09/2025 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla hükmolunan tazminatlara sigorta şirketi açısından bu tarihten avans faizi uygulanmasına karar verilmiş ve;
Davacının davasının KABULÜ İLE; Davacının 26/03/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 50.000,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ........ A.Ş'DEN (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 300.000,00 TL'den dava öncesinde yapılan 28.297,06 TL ödemenin mahsubu neticesinde BAKİYE TEMİNAT LİMİT: 271.702,94 TL ) temerrüt tarihi olan 30/09/2025 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek AVANS faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuğun gerçekleşmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, dava öncesi müvekkil sigorta şirketine usulüne uygun olarak yapılmış bir başvurunun bulunmadığını, hiçbir şekilde dava konusu talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı taraf Karayolları Trafik Kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartının eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava yoluna başvurduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılması gerekirken belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulü bir eksiklik olduğunu, kusur oranlarının tespiti bakımından mahkemece dosyasının Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesinin gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin iş bu dava öncesi hasar aşamasında davacının gerçek zararının tespiti için ekspertiz raporu tanzim ettirmek istemişse de davacı tarafça gerekli hiçbir belgenin sunulmadığını ve zararın tespitine engel olunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere aleyhlerine faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, davacının avans faiz talebinin mevzuata aykırı olduğunu, davanın açılmasına müvekkil şirket tarafından sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinden de sorumluluklarının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle değer kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı sigorta tarafından aşağıda açıklanan yönlerden istinaf edilmiştir.
- Usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına/Güvence Hesabına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, davalının hasar ödemesi yaptığı, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açmadan önce başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, ancak davalının kısmen hasar için ödeme yaptığı, başvurunun tebliği ile arasında geçen süre de gözetildiğinde davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.
-Yetki itirazında;
Dava konusu kaza sonucu oluşan haksız eylem nedeniyle maddi tazminata ilişkin olmakla, mahkemenin yetkili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nun 6/1.maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır.
6100 Sayılı HMK'nun 16.maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir" hükmü yer almaktadır.
Eldeki davada olduğu üzere, bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacı bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir (aynı yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar)
Dava sebebi olan haksız fiil halinde HMK'nin 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olması gözönüne alındığında bu maddenin amacına aykırı bir yorumla HMK 7/I. maddesi gereğince haksız fiilin vuku bulduğu yerin tüm davalılar için kesin yetkili mahkeme olarak kabul edilmesi ve HMK'nin 6. maddesinde düzenlenen genel yetkili mahkeme yetkisinin kaldırdığı şeklindeki yorumlanamaz. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. (Aynı yönde Yargıtay17. Hukuk Dairesi 2014/822 Esas, 2014/3818 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, seçimlik yetkili mahkemelerden olarak, zarar haksız fiilin işlendiği Konya Mahkemesinde dava açılmış olup, itiraz yersizdir.
-Belirsiz alacak davasına ilişkin itirazda;
6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.
Buna kapsamda davanın niteliğine göre, zarar miktarı davanın başında, davacı tarafından tam olarak belirlenmesi kendisinden beklenemeyeceğinden, belirsiz alacak davası açılmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
-Kusura itirazda;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Bu itibarla, olay sonrası taraflarca tutulan tutanak da gözetilerek Mahkemece alınan ayrıntılı, gerekçeli, delillere ve oluşa uygun kusur raporu ile sigorta eksperi tarafından belirlenen kusur oranlarının birbirini de teyit etmekte olduğu görülmekle herhangi bir somut delile dayanmayan kusur itirazlarının reddine karar verilmiştir.
-Zarar yönünden;
Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir.
Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu; resimlerde görülen hasara göre de değer kaybı zararının duruma uygun şekilde belirlendiği de anlaşıldığından davalının buna yönelik itirazlarının yerinde olmadığından itirazının reddine karar verilmiştir.
- İşletilmesi gereken faiz yönünden itirazda;
Kazaya neden olan davalıya sigortalı aracın dosya kapsamındaki poliçelerden ve belgelerden kamyon niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup dava dilekçesinde avans faiz uygulanması da talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup buna yönelik itirazın da reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 853,88 TL nin mahsubu ile bakiye 2.561,62 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 02/09/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.