Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen istinaf kararının temyiz başvurusunu esastan reddedip hükmü onarken, sanık hakkındaki tekerrür hükümlerinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde, sanık müdafiinin delil yetersizliği, suç kastının bulunmaması, eylemin kullanma hırsızlığı olabileceği ve lehe hükümlerin uygulanmadığı yönündeki itirazları değerlendirilmiş; adli sicil kayıtlarındaki tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bir hususun infaz aşamasında gözetileceği belirtilerek, sanığın katılanlara yönelik hırsızlık eylemi sebebiyle verilen kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına hükmedilmiş ve istinaf mahkemesinin usul ve yasaya uygun olan kararı onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/2506 E.  ,  2026/5727 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2117 E., 2023/3904 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "cezalandırmaya yeterli delilin bulunmadığına, sanığın suç kastının olmadığına, suç kastı olduğu kabul edildiği durumda eylemin kullanma hırsızlığı olabileceğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında bulunan, Edirne 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli 2020/99 Esas, 2021/14 Karar sayılı ilâmı ile 28.02.2020 suç ve 08.04.2021 kesinleşme tarihli 3 ay 22 gün hapis cezası tekerrüre esas alınarak sanığın ikinci kez mükerrir olduğu belirtilmiş ise de; anılan ilamda birinci kez tekerrüre esas alınan Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/169 Esas, 2017/353 Karar sayılı dava dosyasının 11.09.2020 tarihinde kesinleştiği, ikinci kez mükerrerliğe esas alınan ilamın suç tarihinin bu ilamda tekerrüre esas alınan dosyanın kesinleşme tarihinden önce olduğunun anlaşıldığı, ancak; yine sanığın adlî sicil kaydında bulunan Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 kesinleşme tarihli, 2013/428 Esas, 2013/754 Karar sayılı ilâmı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, inceleme konusu dosyada ikinci kez tekerrüre esas alınan Edirne 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli 2020/99 Esas, 2021/14 Karar sayılı dava dosyası kapsamında birinci kez tekerrüre esas alınabileceğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında katılanlara yönelik eylemi sebebiyle yüklenen hırsızlık suçundan verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Araç Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.