Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, murisin kızlarından mal kaçırma amacı güden ölünceye kadar bakım sözleşmesinde muvazaa iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davası.
Özet: Mirasçılar tarafından açılan davada, murisin kızlarından mal kaçırma amacıyla, bakıma ihtiyacı olmadığı halde malvarlığının büyük kısmını erken yaşta babasını kaybeden torununa ölünceye kadar bakım sözleşmesiyle devretmesinin muvazaalı olduğu iddia edilerek tapu iptali ve tescil ile satılan taşınmazlar için tazminat talep edilmiş; davalı torun ise bakımı samimiyetle gerçekleştirdiğini ve sözleşmede muvazaa bulunmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesi murisin yaşına rağmen ciddi bir bakım ihtiyacı olmaması ve malvarlığının %97sinin devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle bakım sözleşmesinin muvazaalı olduğuna hükmederek davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/26 E., 2025/147 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/107 E., 2024/19 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 05.10.1990 tarihinde ölen ...'un mirasçıları olduğunu, muris ...'un kızlarından mal kaçırmak amacıyla ... 2. Noterliğinin 01.08.1989 tarihli ve 8733 yevmiye numaralı düzenleme suretiyle ölünceye kadar bakım sözleşmesi yaparak dava konusu 12 adet taşınmazdaki paylarını erken yaşta mide kanserinden kaybettiği oğlunun oğlu olan davalıya devrettiğini, murisin bakıma ihtiyacı bulunmadığını, işlemin muvazaalı olduğunu iddia ederek 40, 579, 519, 1898, 2375, 1340, 3626, 34 82... parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı payın iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tesciline; 337, 20 10... parsel sayılı taşınmazlar davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye satıldığından bedelinin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 3 yaşında, kardeşi ... anne karnında iken babalarının vefat ettiğini, davalının 3 yaşında yetim kaldığını, 20'li yaşlarda dul kalan annesi ile babaannesi ..., büyükbabası ... ve 3 halası ile birlikte yaşadığını, büyüdükçe evin erkeği olarak babasının yerini aldığını, hayatını davacı halalarına ve anne baba dediği büyükanne ve büyükbabasına adadığını, ölünceye kadar da onlara baktığını, dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan geldiğini, muris ...'un 1986 yılında ölümü üzerine tüm mirasçıların katılımı ile 1989 yılında düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile kıymetli taşınmazların bir kısım davacılara ve bir kısım davacıların murisine verildiğini, davalıya ise küçük parçalı bakımsız yerlerin verildiğini, ölünceye kadar bakım sözleşmesinde muvazaa bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmenin gereğini yerine getirdiğini, yaklaşık 30 yıl sonra işbu davanın açılmasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, 23.09.2024 tarihli dilekçesi ile cevabı ıslah ederek zamanaşımı def'inde bulunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... murisin sözleşme tarihi itibari ile 79 yaşında olduğu, dinlenen tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere yaşı itibari ile günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacağı, bu nedenle murisin davalı ile yapmış olduğu ölünceye kadar bakma sözleşmesinin davalı tarafça bakım görevi yerine getirildiği düşünülse dahi murisin yatalak vaziyette olmaması ve herhangi bir çaresizlik içerisinde bulunmadığı dikkate alındığında murisin mal varlığının %97'sine denk gelecek şekilde tamamına yakınını davalıya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devretmesinin ve iş bu sözleşme akdinin kök muris ...'dan miras kalan malların taksim sözleşmesinden yaklaşık 7 ay sonra yapılmış olduğu, davalı tarafın da kabul ettiği üzere davalının babasının vefatı nedeni ile muris ... ve kök muris İsmail ile birlikte yaşamış olduğu ve bakımının muris tarafından karşılandığı dikkate alındığında davalının murise bakımının ahlaki bir görev kapmasında değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki bu bakım karşılığında murisin mal varlığının bakımı karşılayacak şekilde bir kısmının devredilmesi yerine tüm mal varlığının %97'sinin ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devrinin davalı ile yapılan bakım sözleşmesinin muvazaa ile illetli olduğu kanaatine varılmakla davacı tarafın dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki talebi dikkate alınarak ... Köyü'nde davalı adına kayıtlı olan 40, 579, 1340, 1898, 2375, 3334, 3482, 5 19... parsel sayılı taşınmazların kök muris ...'un mirasçılık belgesinde davacıların payına isabet eden kısmın tapusunun iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline artan kısmın davalı üzerinde bırakılması ile dava konusu 337, 20 10... parsel sayılı taşınmazların dava tarihinden evvel davalı tarafından dava dışı üçüncü kişilere devredilmiş olması nedeni ile tazminat talebinin kısmen kabulünün uygun olduğu" gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;1. Davacı tarafın ıslah harcını süresinde yatırmadığından ıslah talebinin reddi gerektiğini,2. Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığının kabulünün gerektiğini,3. Tüm mirasçıların davaya dâhil edilmeden karar verildiğini,4. Davalının halası olan bir kısım davacılar ile bir kısım davacıların annesi müteveffa ... Hala'nın eğitim ve evlilik sebepleriyle erken yaşta evden ayrıldığını, tarafların ortak murisleri babaanne ve dedeye uzun yıllar müvekkilinin baktığını, ... ..... sağlığında işbu davanın açılmadığını,5. Savunmanın tanık beyanları ile de ispat edildiğini,6. Murisin kızlarından mal kaçırmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığını,7. Davalının bakım borcunu ifa ettiğini,8. Aradan geçen 35 yıl sonra eldeki davanın açılmasının iyiniyet kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaa ile yapıldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat istemine ilişkindir.1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDavacılar dava dilekçesinde; murisi ...’un 01.08.1989 tarihinde ... 2. Noterliğinde torunu ... ile yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca maliki bulunduğu taşınmazların büyük bölümünü tapuda devrettiğini, yapılan bu işlemin muvazaalı olduğunu belirterek davalı adına tescil edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle muris ... mirasçıları adına miras hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Muris ... ile mirasçısı olan davalı ... arasında sağlık kurulu raporu da alınarak noterde resmi sözleşme yapıldığını, tarafların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, muvazaalı bir işlemin söz konusu olmadığını, bu durumu bilen hala ... ...’nin yaşadığı süre boyunca böyle bir dava açmadığını, 30 yıl sonra açılan haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Dosya kapsamına göre; muvazaalı olarak yapıldığı iddia olunan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin 01.08.1989 tarihinde ... 2. Noterliğinde düzenleme suretiyle yapıldığı, sözleşmenin tarafı olan muris ...’nin 05.10.1990 tarihinde öldüğü, dava konusu taşınmazların 10.08.1989 tarihinde davalı adına bu sözleşmeye dayalı olarak devredildiği, ... mirasçısı kızı ... ...’nin 20.05.2016 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 29.11.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava, muris ... öldükten 33 yıl sonra, ...’nin kızı ...’nin ölümünden 7 yıl sonra açılmıştır.01.04.1974 tarihli ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bu davanın dayanağını oluşturmaktadır. Muris muvazaası iddiasıyla açılan bu tür davalarda, mirasbırakan ile davalının aralarında yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle muvazaayı gizledikleri ileri sürülmektedir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Olağan Zamanaşımı” başlıklı 712. maddesine göre; geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.Dava konusu olayda; muris ile davalı arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapıldığının ve bu sözleşme uyarınca muris ...’ye ait taşınmazların tapuda davalıya devredildiğinin davacılar tarafından makul süre içinde öğrenildiğinin kabulü gerekir. Muris 05.10.1990 tarihinde öldüğüne göre, terekenin tespiti ve murise ait taşınmazların başkalarına devri ve ne sebeple devredildikleri tespit edilebilir hale gelmiştir.Davacılar bu davayı murisin ölümünden 33 yıl sonra açmış olmalarına rağmen neden bu kadar bekledikleri, makul bir gerekçelerinin bulunup bulunmadığı mahkemece tartışma konusu edilmemiştir. Kanunun 712. maddesi hatalı, yolsuz tescil hallerinde bile belirli bir sürenin geçmesi halinde mevcut durumun korunmasında hukuki istikrar ve hukuki güvenlik kaygılarını ön planda tutarak mevcut malikin mülkiyet hakkına itiraz edilemeyeceğine hükmetmiştir.Davacılara keyfi olarak, istedikleri zaman böyle bir dava açma hakkı tanınması Kanunun 712. maddesi hükmü karşısında hakka ve hukuka uygun kabul edilemez. Davanın 712. madde hükmü gözetilerek reddi gerektiğinden yerel mahkeme hükmünün bozulması görüşüyle sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.