Danıştay 5. Daire, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan ve FETÖ/PDY iltisakı iddia edilen bir personelin göreve iade talebinin reddine ilişkin temyiz başvurusunu onadı.
Özet: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, FETÖ/PDY ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu iddiasıyla görevine iade talebinin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından reddedilmesi üzerine açtığı iptal davasının ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararların hukuka ve usule aykırı olduğu, disiplin soruşturması yapılmadan ve somut delil olmaksızın ihraç edildiği iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusu, Danıştay tarafından, idare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararlarının hukuk ve usule uygun bulunarak bozulmasını gerektirecek bir sebep olmadığından reddedilmiş ve önceki kararların onanmasına karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2022/9851Karar No : 2025/7874 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...Vekili : Av....İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Disiplin soruşturması yapılmadan, savunma hakkı tanınmadan, geçerli bir sebebe ve somut delile dayanmadan tesis edilen kamu görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka, Anayasa'ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, adil bir disiplin süreci yürütülmeksizin kamu görevinden çıkarıldığı, adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğuna ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, isnat olunan suçlamaların gerçeği yansıtmadığı, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi: ...Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. KARŞI OY (X):672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, belirtilen tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Uyuşmazlıkta, davacının Mart 2014-Temmuz 2016 dönemleri arasında Aktif Eğitimciler Sendikasına toplam 29 ay üyeliğinin bulunduğu belirtilmiş ise de, davacının 21/06/2016 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının örgütsel amaçla sendikaya üye olduğuna, anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında salt sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, davacının Bank Asya'da mevcut bulunan hesabındaki mevduatını 2014 yılından itibaren artırdığı belirtilmiş ise de, davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan yürütülen ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Sor No: ... Karar No:... sayılı kararında, "...şüphelinin Bank Asya Katılım Bankasında 03/08/2006 tarihli hesabının olduğu fakat örgüt talimatı doğrultusunda para yatırma veya çekme eyleminin bulunmadığı, örgütün ilk talimatının olduğu dönemde şüphelinin hesabında 0 TL bakiye olduğu, örgütün ikinci talimatının olduğu dönemde her ne kadar hesabında 14.800 TL tutarında artış gözükse de şüpheli savunması ve dosya içerisinde bulunan 04/03/2019 tarihli masak raporunda şüphelinin savunmasının aksine delil bulunmadığı, şüphelinin belirttiği dönemde yurt dışı çıkış kaydının bulunduğu, şüphelinin banka hareketleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde örgüt talimatı ile para yatırdığına dair tam olarak örgüt talimatlarıyla uyumlu hesap hareketine rastlanılmadığı..." tespitlerine yer verildiği, dava dosyasında bu tespitlerin aksine dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla, Bank Asya hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.Kimse Yok Mu Derneğine örgüte destek amacıyla para gönderdiğine ilişkin herhangi bir delil veya tespitin bulunmaması karşısında anılan derneğe SMS yoluyla para göndermesinin de davacı aleyhine örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.Bu itibarla, dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.