5. Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari satıştan kaynaklanan alacak ve sebepsiz zenginleşme talepli davada zamanaşımı ve kısmi davanın etkisi üzerine gerekçeli kararı.
Özet: Bir ticari satıştan doğan ve davalı tarafından seyir tellerindeki eksiklik iddiasıyla haksız yere kesildiği iddia edilen 328.413,26 TLnin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talebiyle açılan ek alacak davasında, davacı önceki menfi tespit davası nedeniyle zamanaşımının işlemeye başlamadığını savunurken, davalı alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş; mahkeme ise kısmi davalarda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmeyeceğini, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağını ve yasal sürelerin taraflarca değiştirilemeyeceğini vurgulayarak uyuşmazlığı değerlendirmiştir.

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/924 Esas - 2026/193
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/924 EsasKARAR NO : 2026/193DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 06/11/2025KARAR TARİHİ : 27/03/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 31/03/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’nin müvekkili şirkete göndermiş olduğu 02.09.2020 tarihli yazı ile eksik olduğu iddiasında bulunulan seyir tellerinden kaynaklı toplam 1.085.929,10 -TL’nin müvekkili şirketin yer aldığı adi ortaklığa ait hakedişten veya nakit blokelerden, yok ise Kesin Teminat Mektubundan tahsil edileceği bildirilmiş olup iddia edilen seyir telleri hakkında müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu ve borcu bulunmadığından öncelikle... ... .... ... K. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, davanın kabulüne karar verildiği, davanın ek dava olduğundan zamanaşımının henüz başlamamış olduğunu ileri sürerek, davanın sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 328.413,26 TL'nin iadesine karar verilmesine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... .... .... E. sayılı dosyası kapsamında ileri sürülen iddia; 1.085.929,10.-TL borçlu olunmadığı yönünde olup kısmi dava açılarak dava miktarı 50.000,00.-TL olarak belirtilmiş ve dosya bu haliyle karara bağlanmış ve hüküm bu haliyle kesinleşmiş olduğunu, eldeki davanın ek dava olduğu zamanlaşımının... ... .... ... K. Sayılı dosyası kesinleşmeden işlemeyeceği iddiasının haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığının açık olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Dava, davalı ...'nin seyir tellerinde eksiklik iddiası ile haksız şekilde yapmış olduğu iddia edilen bakiye kesintinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ek dava açmak suretiyle iadesine ilişkindir. Kanundaki zamanaşımı süreleri, Borçlar Kanunu'nun 127'nci maddesi (6098 sayılı TBK 148) gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez.Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (BK. m. 128). Borçlar Kanunu'nun 101'inci maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128'inci maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir. Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151'inci maddesinde yer almaktadır. Borçlar Kanunun 131'inci maddesi gereğince, asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına, uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Türk Borçlar Kanunu’nun 152'inci maddesi de aynı doğrultudadır.Borçlar Kanunu'nun 133/2 maddesi (6098 sayılı TBK 154) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur. Borçlar Kanunu'nun 133'üncü maddesinde (6098 sayılı TBK 154) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, eylem yeteneğine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan borçlunun veya yetkili kıldığı vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keser; farklı anlatımla zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Borçlar Kanunu'nun 133/2 maddesi (6098 sayılı TBK 154/2) hükmü uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Yasanın 135'inci maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler. Bu yönde emsal nitelikte Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/24719 Esas, 2017/15441 Karar ve 12.12.2017 tarihli kararında “Somut olayda takip dosyasında, her ne kadar 07/02/2013 tarihinde icrai işlem yapılması talebi içermeyen yenileme talebinde bulunulmuşsa da bu talebin zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı, 10/03/2010 tarihinde ortaklığın giderilmesi davasının açılması için yetki alınması konusunda icra mahkemesine başvurulması ile zamanaşımının kesildiği, 09/09/2013 tarihinde taşınmaza ilişkin kıymet takdiri yapılması talebinde bulunularak zamanaşımını kesen mahiyette talepte bulunulduğu, bu tarihler arasında ise zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır.” şeklinde tespit yapılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'na (TBK m. 82) göre sebepsiz zenginleşme davası zamanaşımı süresi, hak sahibinin iade hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her durumda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Bu süreler geçtikten sonra dava açılması halinde borçlu zamanaşımı def'inde bulunabilir.Dava ...'nin seyir tellerinde eksiklik iddiası ile haksız şekilde yapmış olduğu iddia edilen kesintinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ek dava açılması suretiyle 328.413,26 TL'nin davalı yandan iadesine ilişkindir.Davacı yan... 13.ATM'nin 2020/537 esas sayılı dosyasında ,davalı ...’nin davacı şirkete göndermiş olduğu 02.09.2020 tarihli yazı ile eksik olduğu iddiasında bulunulan seyir tellerinden kaynaklı toplam 1.085.929,10 -TL’nin davacı şirketin yer aldığı adi ortaklığa ait hakedişten veya nakit blokelerden, yok ise Kesin Teminat Mektubundan tahsil edileceği bildirilerek iddia edilen seyir telleri hakkında davacı şirketin herhangi bir sorumluluğu ve borcu bulunmadığından bahisle... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/537 E. 2022/899 K. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığı ,dosyanın incelenmesinde; ' uyuşmazlık, dava taraflar arasındaki eser sözleşmesi sonrasında kesin hesabın çıkartılması aşamasında, davalı tarafından yapılan kontrollerde 23.12.2014 tarihli Malzeme Teslim Alma Tutanağının gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesi suretiyle depoda eksik olarak tespit edilen 20.046,27 metre seyir teli nedeniyle davacıdan alacak talebinde bulunması ve alacağın ödenmemesi halinde teminat mektuplarının paraya çevrileceği yönünde 02.09.2020 tarihli yazı yazmasından kaynaklı olarak, idare tarafından eksik olarak tespit edilen seyir tellerinden davacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir. İşin eksik veya ayıplı ifa edildiğine ilişkin bir çekişme bulunmamaktadır, işin geçici kabulü 04.04.2016 tarihinde onaylanmıştır. Kesin hesabın incelenmesinde yapılan işçilik dahil 101.236,82 metre seyir telinin kesin hesaba girdiği ve ihtilafsız olduğu, ancak kesin hesapta yer almayan ve yapım işinde kullanılmayıp davalı depolarında olması gereken 103.198,32 metre seyir teline yönelik ihtilaf mevcuttur. Davalı depolarında imza karşılığı teslim edilen seyir teli miktarı 23.12.2014 tarihli tutanakta dahil olmak üzere toplamda 100.489,5 metredir. İş ortaklığınca geri alınan malzeme miktarı ise 12.137,5 metredir, bu miktarın teslim edilen 100.489,5 metreden düşülmesi sonrasında bulunan miktar 88.352 metre olup sözleşmenin ifasında kullanılan 101.236,81 metrenin de bu miktara eklenmesi ile toplamda 189.588,81 metre teslim edilen ve kullanılan seyir teli miktarıdır, eksik teslim edilen miktar toplamı 14.846,32 metredir ve kesin hesapta bu miktarın dikkate alınması gerekir. Buna göre eksik olan seyir teli miktarının sözleşme birim fiyatları ile hesaplanması durumunda teslim edilen ve kullanılan seyir teli bedeli miktarı KDV dahil 378.413,26 TL'dir. ' gerekçesi ile karar veriliği , ... 13.ATM'deki dava dosyasının 08/09/2020 tarihinde açıldığı, kararın yapılan Uyap incelemesinde 21/05/2025 tarihli... BAM 27 HD 2023/555 E-2025-610 K nolu ilamı ile esasdan red kararı verildiği ,İstinaf kararının temyiz edilmesi üzerine kararın 14/10/2025 tarihinde onama kararı kesinleştiği, görülmüştür. Sözleşme ilişkisi devam ederken ve sözleşme hükümleriyle çözülebilecek bir uyuşmazlık varken sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurulamaz; çünkü bu durumda zenginleşmenin "haklı bir sebebi" (mevcut sözleşme) vardır. Sebepsiz zenginleşme ancak sözleşmesel dayanağın bulunmadığı veya sona erdiği hallerde ikincil (tali) bir yol olarak kullanılır. Uyuşmazlık kesin hesap aşasında yani sözleşmenin tasfiye edildiği aşamada çıkmış olup ,mahkeme gerekçesinde de vurgulandığı üzere davacı yüklenicinin eksik ya da ayıplı ifasının mevcut olmadığı, ancak kesin hesapta yer almayan ve yapım işinde kullanılmayıp davalı depolarında olması gereken 103.198,32 metre seyir teline yönelik ihtilaf mevcut olduğuNA yönelik mahkeme tespiti nedeni ile sözleşme ilişkisine dayalı olmayan ,bu duruma göre davacı yandan yapılan haksız kesinti bedeli davalıdan talep edildiğine göre burada eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası mevcut olmayıp ,sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davasının olduğu kabul edilmelidir. Dava dilekçesine ve cevap dilekçesine ekli 23/02/2021 tarihli yazı ile davalı tarafından davacıya kesintiye dair muvafakatname alındığı ,menfi tespit davasının açıldığı 10/11/2020 yılında Sebepsiz zenginleşen davalıyı ve menfi tespit davasında en geç alınan ek rapor tarihi olan 15/07/2022 tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşme olayını öğrendiği kabul edildiğinde eldeki dava tarihi itibari ile 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu ,anlaşılarak davanın zaman aşımına uğraması sebebi ile usulden reddine, menfi tespit davasında ara buluculuk gideri davacı üzerinde bırakılarak kararın kesinleştiği görülmekle ara bulucuk gideri için tekrar hüküm kurulmayarak aşağıdaki şekilde hüküm karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın zamanaşımına uğraması sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın yatırılan 5.608,48 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 4.876,48 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 45.000TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/03/2026