Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki menfi tespit davasında, önceki yargılama sonrası davalı tarafından düzenlenen kur farkı faturasının hukuki geçerliliği ve ticari dayanağı tartışılıyor.
Özet: Davacı şirket, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine konu 239.095,47 TL tutarındaki kur farkı faturasının gerçeği yansıtmadığını, ticari satımdan kaynaklanan bu borcun haksız olduğunu ve önceki bir yargılamayla borçlu olmadıklarının kesinleştiğini ileri sürerek menfi tespit davası açarken; davalı şirket ise söz konusu kur farkı faturasının döviz kurlarındaki değişimler nedeniyle haklı ve hukuka uygun olduğunu, önceki davada iddia genişletme yasağı nedeniyle değerlendirilemediğini savunarak davanın reddini talep etmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/12/2021
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ;davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinde yer alan borcun gerçeği yansıtmadığını, Davalı şirket tarafından 30.06.2019 tarihinde keşide edilen 239.095,47.-TL Kur Farkı faturası, 10.09.2020 tarihinde ... 19. İcra Müd.2020/... sayılı dosyasına konu edildiğini, Davalı tarafından daha önce 30.10.2017 tarihinde müvekkiline karşı alacak talebi ile ... 13. İcra Müdürlüğü 2017/... E. Sayılı dosyası ile icra takibinde bulunduğunu, kendileri tarafından itiraz edilmesi üzerine davalı tarafından ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... e. Sayılı dosyası ile dava açtığını, açılan davanın Bilirkişi incelemesinden sonra 2019/... K. İle Karar bağlandığını, Mahkemenin Kararının davalı tarafından istinaf edilmemesi üzerine kararının kesinleştiğini, Müvekkilinin borcunun bulunmadığı aksine alacaklı olduğunun tespit edildiğini, daha önce yapılan yargılamada bilirkişi raporu sonrasında ancak davayı kaybedeceğini anlayan karşı tarafın haksın olarak türetmiş olduğu 30.06.2019 tarihli Kur farkı faturasını sunduğunu, davayı kaybetmesinin akabinde icra takibine konu ettiğini, taraflar arasında kur farkı talep edilebilmesi için sözleşmede hüküm bulunması, yada faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması ve teamül olmasının gerektiğini belirterek, davalarının kabulü ile %20 den aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılarak karar verilmesi talep edilmektedir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı davacının dava dilekçesindeki iddialarına vekili aracılığıyla vermiş bulunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan itirazın iptali yargılamasının dava tarihi 01/12/2017 olduğu, 19. İcra Müdürlüğü 2020/... E. Sayılı dosyasına dayanak teşkil eden ''kur farkı faturası'' ise 30/06/2019 tarihi olduğunu, Mahkemece hüküm kurulurken bilirkişi raporu olduğu şekliyle gözetilmiş ve fakat müvekkil tarafından mahkemeye ibraz edilen 30.06.2019 tarihli kur farkı faturası mahkemenin gerekçesi uyarınca ''iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı '' ilkesi kapsamında değerlendirmeye alınamadığını, ''Tekstil sektöründe üretimde kullanılan hammaddeler genelde petrol esaslı olmak üzere diğer ürünlerde de (pamuk esaslılar hariç) neredeyse tümü USD olarak maliyetlenerek satılmakta olduğunu, bu yüzden kumaş maliyetleri de USD olarak yapılmaktadır. Haciz tarihi ile tespit tarihi arasında yaklaşık 6 ay gibi bir süre geçmiş bulunmakta olup; içinde bulunduğumuz ekonomik süreç içerisinde özellikle döviz kurlarındaki değişim sebebi ile maliyetlendirme Haciz tarihindeki ve tespit tarihindeki döviz kurlarına göre seçenekli olarak yapılmaktadır.'' Denilmekte olduğunu, nitekim anılan 25.01.2022 tarihli bilirkişi kıymet takdiri raporunda da kumaşların kıymet takdiri yapılırken birim fiyat olarak 1$ ve 2.5$ rakamları baz alınmış kumaşların da kıymet takdiri raporları dolar endeksli hesaplandıktan sonra Türk Lirası'na çevrimi yapıldığının denildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para ile gerçekleştirildiği fatura ve taraf defterlerinin içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, kaldı ki taraflar arasında bu konuda uyuşmazlıkta bulunmadığını, karşı tarafça ileri sürülen ''kur farkı faturasının haksız ve hukuki dayanaktanyoksun'' olarak düzenlendiği iddialarını tümüyle reddettiklerini belirterek, davacının davasının reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılarak karar verilmesi talep edilmektedir. SMMM bilirkişiden alınan raporda özetle; '' Davacı tarafından 2017 ve 2019 yılları ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi incelemesine sunulabildiği, diğer defterlerin ise bilirkişi incelemesine sunulamadığı sunulan 2017 ve 2019 yılları ticaridefterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmış olduğu,2-Davalı tarafından bilirkişi incelemesine sunulmuş bulunan ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanunun belirlemiş olduğu yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu,3- Davacı ticari defter ve kayıtlarında davacının davalı şirketten 104.876,15TL alacaklı olarak gözüktüğü, 4- Davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında ise davacının davalıdan 54.015,91.-TL alacaklı olarak gözüktüğü ancak bu tutarın 31.12.2016 tarihinde hesaplar arası Virman kaydı yapılarak tutarın sıfırlandığı bu ne taraflar arası C/H ‘ın 0,00.-TL bakiye verdiği, ancak davalı şirket tarafından 30.06.2019 tarihinde davacı adına 239.095,47.-TL kur farkı faturası düzenlediği,5- Taraflar arasında 2017 ve devamı olan dönemlerde bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı, davacı kayıtlarında gözüken alacak miktarının 64.212,85.-TL’ nın 2016 yılı devri olduğu geri kalan kısmının ise hesaplar arası virman hareketleri ile davalının borçlandırıldığı görülmüştür.6- ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... E. Sayılı dosyasında Sayın Mahkemece “Çek bir ödeme aracı olup, süresinde ibraz edilmemesi sonucunda kambiyo hukukuna ilişkin niteliklerini kaybettiği, sadece yazılı delil başlangıcı niteliği taşıdığı, ve bu nitelikteki bir belgenin de tek başına vadesi gelmiş bir borcun bulunduğunun ispatına yeterli olmaması, ayrıca dava dilekçesi ekinde bulunan sevk irsaliyelerinde isim ve imzanın bulunmaması nedeniyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği”7- Taraflar arasında geçmiş dönemlerde uygulanmış Kur/ Fiyat Farkı uygulamasının bulunduğu, her iki tarafın birbirleri adına düzenlemiş bulunduğu fiyat farkı faturalarının mevcut olduğu, son olarak davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenmiş bulunan 30.06.2019 tarihli ... nolu 239.095,47.-TL kur farkı faturasının mevcut olduğu ancak bu faturanın davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.8- Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının eksik olması, davacı kayıtlarında Virman kaydı ile bir takım hesap aktarımlarının mevcut olduğu ancak bu virman kayıtlarının yasal dayanaklarına ilişkin belgelerin mevcut olmaması, davalı kayıtları üzerinde 2017 yılı öncesinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan bilirkişi incelemesindeki raporda davacı tarafından davalıya verilen bir takım çek ile yapılan ödemelerinin mevcut olduğu ve bu çeklerin bir kısmının davalı şirket tarafından takip konusu yapıldığının dosya kapsamında anlaşılmaktadır. Olası davacı şirketin borçlu olmadığının söylenebilmesi için davacı şirket tarafından davalı şirkete verilmiş bulunan çek bedellerinin ödendiğine ilişkin belgelerin dava dosyasına sunulması gerekmektedir. '' şeklinde görüş bildirmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle;- Sayın Mahkeme Hakimliği 23/05/2024 tarihli ara kararında “Dosyada daha önce alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından, dosyanın resen seçilecek bir SMMM ve bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişiye tevdi ile, rapor hazırlanmasının istenilmesine…” karar vermiştir.- Davacı taraf 2017 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerini sunmuştur. Davacı tarafın 2017 ve 2019 yıllarına ait Ticari Defterlerinin açılış tasdikinin T.T.K. ile V.U.K.’nun ilgili maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu, kapanış tasdiki zorunluluğu bulunan yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, Yevmiye defterinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir.-Davacının 2017 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinde davalıya ait vade farkı kaydının olmadığı tespit edilmiştir. - Davalı taraf 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerini sunmuştur.- Davalı tarafın ticari defter kayıtlarından davalıya ait kayıtlar incelendiğinde; 2016 yılından 2017 yılına devreden davacıya borç veya davacıdan alacak bakiyesi kaydının olmadığı, 30/06/2019 tarihinde 239.095,47 TL tutarında kur farkı faturası kaydının olduğu, 2021 yılı kapanış kaydına kadar davacıya ait başka bir kayıt olmadığı, Kur farkı faturasına ait bakiye tutarı olan 239.095,47 TL tutarında davacıdan alacak bakiyesi kaydının 2021 yılından 2022 yılına devrettiği tespit edilmiştir.- Tarafların ticari defter kayıtlarının tamamen uyumsuz olduğu görülmüştür. - Davalının düzenlemiş olduğu 30/06/2019 tarih 239.095,47 TL tutarlı kur farkı faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. - Davalının ve davacının başkaca ticari ilişki kaydı olmadığından dolayı, tarafların arasında kur farkı uygulamasına rastlanmamıştır.- Taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşmeye olmadığı kanaatine varılmıştır. '' şeklinde görüş bildirmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, İİK m.72 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı, 30/06/2019 tarihli kur farkı faturasının gerçek bir ticari alacağa dayanmadığını, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin sözleşme veya uygulama bulunmadığını ve davalıya borçlu olmadığını ileri sürmüştür. Davalı ise tekstil sektöründeki ticari ilişkinin dövize endeksli olduğunu, mal bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle kur farkı alacağının doğduğunu ve düzenlenen faturanın geçerli olduğunu savunmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; önceki yargılamada verilen kararın eldeki uyuşmazlığa etkisi, taraflar arasındaki satış ilişkisinin yabancı para üzerinden kurulup kurulmadığı, kur farkı istenmesine imkân veren bir sözleşme veya yerleşik uygulamanın bulunup bulunmadığı, takip konusu faturanın hangi satış ve gecikmiş ödemelerden kaynaklandığı, davalının takip miktarınca alacaklı olup olmadığı ve takibin kötü niyetle başlatılıp başlatılmadığı noktalarında toplanmaktadır.Menfi tespit davasında davacı borçlu olmadığını ileri sürmekte ise de davalı, hukuki ilişkinin ve alacağın varlığını savunduğundan, takip konusu alacağın doğumunu ve miktarını ispat yükü alacaklı olduğunu ileri süren davalıya aittir. Davalı; takip konusu kur farkı alacağının hangi temel ilişkiden ve hangi faturalardan doğduğunu, satışların yabancı para üzerinden yapıldığını, ödemelerin kararlaştırılan tarihten sonra veya eksik kur üzerinden gerçekleştirildiğini ve buna göre doğan kur farkının miktarını usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür.Yabancı para üzerinden gerçekleştirilen satışlarda, faturanın mevzuat gereğince Türk lirası üzerinden düzenlenmiş olması tek başına kur farkı talep edilmesine engel değildir. Ancak kur farkı istenebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden kurulmuş olması, faturada yabancı para karşılığının gösterilmesi veya taraflar arasında bu yönde yerleşik bir uygulamanın bulunması; ayrıca hangi alacağın hangi tarihte ödenmesi gerekirken hangi tarihte ve hangi kur üzerinden ödendiğinin somut biçimde ortaya konulması gerekir. Tek taraflı olarak düzenlenen kur farkı faturası, dayandığı temel ilişki ve hesap unsurları kanıtlanmadıkça tek başına alacağın varlığını ispatlamaz. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasının takip konusu kur farkı faturasından önce açıldığı ve kur farkı faturasının önceki davada iddianın genişletilmesi yasağı nedeniyle değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle önceki kararın takip konusu fatura yönünden maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği kabul edilmiştir. Bununla birlikte anılan dosyada yapılan ticari defter incelemesi ve taraflar arasındaki ilişkinin önceki dönemdeki durumuna ilişkin tespitler, eldeki davanın diğer delilleriyle birlikte değerlendirilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü amacıyla tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde birden fazla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 21/10/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacının sunduğu 2017 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının süresinde yapıldığı ve kayıtların muhasebe usulüne uygun olduğu belirlenmiştir. Davacının 2017 yılı defterlerinde davalıdan 104.876,15 TL alacak kaydı bulunduğu, 2019 yılında taraflar arasında yeni bir ticari işlem kaydedilmediği ve davalı tarafından düzenlenen 239.095,47 TL bedelli kur farkı faturasının davacının defterlerinde yer almadığı tespit edilmiştir.Davalının 2017-2021 yıllarına ait usulüne uygun tutulan elektronik defterlerinde ise 2016 yılından 2017 yılına devreden taraflar arası borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, 30/06/2019 tarihinde yalnızca takip konusu 239.095,47 TL bedelli kur farkı faturasının kaydedildiği ve sonraki yıllara bu tutarın alacak olarak devredildiği görülmüştür. Bunun dışında taraflar arasında yeni bir ticari işlem veya daha önce uygulanmış kur farkı kaydına rastlanmamıştır.Tarafların ticari defterlerindeki kayıtların birbiriyle uyumlu olmadığı, takip konusu kur farkı faturasının yalnızca davalının kendi defterlerinde kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır. HMK m.222 uyarınca ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturabilmesi için kanuna uygun tutulmuş olmalarının yanında karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer kesin delillerle doğrulanması gerekir. Davalının kendi düzenlediği faturayı yalnızca kendi defterlerine kaydetmesi, davacının usulüne uygun ticari defterlerinde bu faturanın bulunmaması karşısında davalı lehine tek başına delil teşkil etmez.Kur farkı uygulamasının önceki yıllarda bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla taraflara 2012-2016 yıllarına ait ticari defterlerini sunmaları veya bulunduğu yeri açıklamaları için kesin süre verilmiştir. Davacı taraf, 2012-2016 yıllarına ait defter-i kebir kayıtlarını ibraz etmiş; yapılan incelemede 2012-2015 yıllarında davalıya ilişkin kayıt bulunmadığı, 2016 yılında ise 40.000,00 TL tutarlı çek ödemesi ile 24.212,85 TL tutarlı tek bir satış faturası kaydının bulunduğu belirlenmiştir. Bu kayıtlarda kur farkı veya vade farkı uygulamasına rastlanmamıştır.Davalı tarafa da 2012-2016 yıllarına ait ticari defterlerini sunması veya bunların bulunduğu yeri bildirmesi için usulüne uygun kesin süre verilmiş; süresi içerisinde gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde ticari defterleri ibrazdan kaçınmış sayılacağı açıkça ihtar edilmiştir. Buna rağmen davalı anılan döneme ilişkin ticari defterlerini veya bunların bulunduğu yeri bildirmemiştir. Davalının son duruşmada birtakım sevk irsaliyelerini yeniden sunması, kesin süre içerisinde ticari defterlerin ibraz edilmemesinin doğurduğu usulî sonucu ortadan kaldırmadığı gibi tek başına kur farkı alacağının dayanağını ve hesabını da kanıtlamamaktadır.HMK m.222 çerçevesinde yapılan değerlendirmede; davacının usulüne uygun tutulan ve ibraz edilen ticari defterlerinde taraflar arasında kur farkı uygulaması bulunmadığı, takip konusu faturanın kayıtlı olmadığı, davalının ise kur farkı uygulamasını gösterebilecek önceki dönem defterlerini kesin süreye rağmen sunmayarak ibrazdan kaçındığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının ticari defter kayıtları kendi lehine delil olarak kabul edilmiş; davalının yalnızca kendi ticari defterlerinde yer alan tek taraflı fatura kaydına üstünlük tanınmamıştır.Kök ve ek bilirkişi raporlarında da taraflar arasında kur farkı ödenmesini öngören yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı, önceki dönemlerde kur farkı uygulaması bulunmadığı, davalının düzenlediği faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı ve faturanın hangi ödenmeyen veya geç ödenen satış bedelinden kaynaklandığının tespit edilemediği açıklanmıştır. Raporların ticari defter ve dayanak belgeleri ayrı ayrı incelemek suretiyle düzenlendiği, birbirini tamamladığı ve denetime elverişli olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.Davalı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dövize endeksli olduğunu genel olarak ileri sürmüş ise de takip konusu kur farkı hesabının hangi satış faturalarına dayandığını, her bir satış bedelinin hangi vadede ödenmesi gerektiğini, fiilî ödeme tarihini ve uygulanması gereken döviz kurunu gösteren somut ve doğrulanabilir bir hesap sunamamıştır. Tekstil sektöründe bazı ürünlerin maliyetinin yabancı para üzerinden belirlenmesi de somut sözleşmenin yabancı para üzerinden kurulduğunu ve davacının takip miktarınca kur farkı borcu bulunduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.Bu delillerden; taraflar arasında kur farkı ödenmesini öngören yazılı bir sözleşme veya yerleşik uygulama bulunmadığı, takip konusu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının kur farkı hesabına esas önceki dönem ticari defterlerini kesin süreye rağmen sunmadığı, faturanın dayandığı satışlar ile gecikmiş ödemelerin somutlaştırılamadığı ve davalının takip konusu alacağın varlığını ispatlayamadığı sabit kabul edilmiştir.Genel hukuk kuralı uyarınca, varlığı ispatlanamayan bir alacağın borçludan talep edilmesi mümkün değildir. Davalı, takip konusu kur farkı alacağının doğum şartlarını kanıtlayamadığından, bu kuralın sabit vakıalara uygulanması sonucunda davacının takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle davanın kabulüyle davacının ... 1. Genel İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı dosyasını alan, kapatılan ... 19. İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyası bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.İİK m.72/5 uyarınca, menfi tespit davasının alacaklı aleyhine sonuçlanması ve takibin haksız olmasının yanında alacaklının takipte kötü niyetli olduğunun anlaşılması hâlinde borçlu lehine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir.Davalı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden uzun süre sonra, hangi satış ve gecikmiş ödemelerden doğduğu belirlenemeyen, davacının defterlerinde bulunmayan ve yalnızca kendi ticari defterlerine kaydettiği kur farkı faturasına dayanarak takip başlatmıştır. Ayrıca kur farkı alacağının dayanağını gösterebilecek önceki dönem ticari defterlerini kesin süreye rağmen sunmamıştır. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının takip konusu alacağın mevcut olmadığını bilebilecek durumda olmasına rağmen icra takibine giriştiği ve takipte kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bu nedenle davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüyle, takip konusu toplam 285.514,38 TL alacağın %20’sine karşılık gelen 57.102,87 TL’nin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalının davacı aleyhine kötü niyet ve icra inkâr tazminatı taleplerinin ise menfi tespit davasının niteliği, davanın kabul edilmiş olması ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle reddi gerekmiştir.Dava tamamen kabul edildiğinden, yargılama sırasında yapılan giderler ile davacı lehine vekâlet ücretinin HMK m.326 uyarınca davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1- Davanın KABULÜ ile, davacının ... 1. Genel İcra Dairesinin 2023/... sayılı takip dosyası bakımından (Kapatılan ... 19. İcra Müdürlüğü 2020/... sayılı takip) davalıya borçlu olmadığından menfi TESPİTİNE,
2-Kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile takip konusu alacağın %20'si olan 57.102,87 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 19.503,49 TL harçtan başlangıçta alınan 4.875,88 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.627,61 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 4.875,88 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı, 7.635,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 12.570,18 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.682,30 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 30/06/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır