Bayilik sözleşmesi kapsamında verilen çeklerin ödenip iade edilmemesi üzerine açılan menfi tespit davasında, davalı şirket çalışanlarının imzaladığı belgenin bağlayıcılığı ve yetkisiz temsil iddiasının detaylı incelenmesi gereği.
Özet: Bu uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya verilen çeklerin ödendiği iddiasıyla açılan menfi tespit davasına ilişkindir; davacı, ödenen çeklerin iadesini ve borçlu olmadığının tespitini talep ederken, davalı ise borcun devam ettiğini savunmuştur. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının ödeme ispatlayamadığı ve ödeme belgesini imzalayan davalı çalışanlarının şirketi bağlama yetkisi olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak temyiz incelemesinde, davacının, belgeyi imzalayan çalışanların daha önce davalı adına tahsilat yaptığı ve bu belgenin de davalıyı bağlaması gerektiği yönündeki iddiasının HMK 222. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, bu hususun yeterince incelenmediği anlaşılmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5064 E.  ,  2026/2150 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1554 Esas, 2025/1302 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/854 E., 2024/441 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27/02/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkilinin davalıya dava konusu ....’a ait 31.05.2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 30.06.2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 31.07.2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 31.08.2015 tarihli ... numaralı 98.000,00 TL bedelli ve 30.06.2015 tarihli ... numaralı 50.000,00 TL bedelli çekleri verdiğini, bu çeklerin bedellerinin ödendiğini, iade edilmesi gerektiği halde çeklerin iade edilmediğini, taraflar arasında imzalanan 09.04.2015 tarihli tediye evrakında “sözleşme gereği alınan çek bedellerinin ödendiğinin ve hangi çeklerin iade edilmesi gerektiğinin” belirtildiğini, müvekkilinin bu çeklerle ilgili olarak davalı tarafa hiçbir borcu bulunmamasına rağmen davalının çekleri iade etmediğini belirterek, müvekkilinin bu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline ve müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yetki itirazında bulunduğunu, müvekkilinin "...." marka mobilya ürünlerinin üreticisi olduğunu, davacının da 2010 yılından bu yana .... merkez ve ... ilçesinde müvekkilinin bayiliğini yürüttüğünü, taraflar arasında karşılıklı cari hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişkinin olduğunu, yani davacının çeşitli tarihlerdeki ürün siparişlerine karşılık yine çeşitli tarihlerde çek ödemeleri yaptığını, davaya konu çek ödemelerinin 2 adet tahsilat makbuzu ile alındığını, davacının, müvekkiline 15.07.2015 tarihi itibariyle 1.072.085,50 TL tutarında cari borcunun bulunduğunu, davacının ödemeleri nakit olarak yapmış olduğu hususunu yazılı belgeyle ispatlaması gerektiğini, olayda böyle bir ödemenin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde dava konusu çeklerin ödendiğinin ileri sürüldüğü ancak ödemeye ilişkin olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 727. maddesi kapsamında bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dava konusu çeklerin davalı elinde olması, davacı tarafın ödeme konusunda ayrıca açık bir şekilde yemin deliline dayanmamış bulunması karşısında ödeme yapıldığı yönündeki davacı iddiasına itibar edilmediği; davacı vekili her ne kadar 09/04/2015 tarihli belgeye dayanarak çeklerin iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu belgenin davalı şirket yetkilisi tarafından değil çalışanları tarafından imzalandığı, bu haliyle de belgenin davalı şirketi borç altına sokacak yani bağlayacak niteliğinin olmadığı; bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde ara kararı oluşturulduğu, davalı tarafın defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığı, incelenen davacı defterlerinde ise dava konusu çekler ile ilgili kayıtların bulunmadığı, davacı tarafça davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı çalışanları tarafından tanzim olunan 09.04.2015 tarihli sözleşme ve tediye evrakının davalıyı bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında imzalan 09.04.2015 tarihli sözleşme ve tediye evrakının davalı şirket çalışanlarınca imzalandığı, şirketi temsile yetkili olmadıkları ve bu hali ile davalı şirketi borç altına sokan bir belge niteliği taşımadığı, davalı defterlerinin incelenemediği ve davacı defterlerinin incelenmesinde de davacı iddialarını destekler kayıt bulunmadığı, dolayısıyla ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince ise davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda davacı 09.04.2015 tarihli belgeyi imzalayan davalı çalışanlarının daha önce davalı adına tahsilat da yaptıklarını, dolayısıyla bu evrağın da davalıyı bağlayacağını iddia etmektedir. Bu nedenle mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222. maddesi eksiksiz uygulanarak, davalının defter ve belgeleri ile davacının defter ve belgeleri incelenip davalı çalışanı oldukları taraflarca kabul edilen.... ve ....... isimli kişilerin davacı ile yahut davacı dışında başkaca müşteriler ile benzer işlemler yapıp yapmadıkları araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.