Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tanınmış "..." markası ile "... ..." markası arasındaki iltibas nedeniyle açılan hükümsüzlük davasında alt mahkeme kararlarını onadı.
Özet: Yargıtay, davacının tescilli "..." ibareli markaları ile davalı şirketin başvurusu olan "... ..." ibareli markası arasında, özellikle "..." ibaresinin asli unsur olması ve emtia benzerliği nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali (iltibas) bulunduğunu tespit eden ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulan bölge adliye mahkemesi kararını onamış; böylece, Türk Patent ve Marka Kurumunun davacının itirazını reddeden kararını iptal ederek davalı şirketin söz konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğüne hükmeden süreci kesinleştirmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/651 Esas, 2025/944 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/259 E., 2020/445 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ise 2017/87112 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (...) nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı markasının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu ve başvuruda yer verilen "..." ibaresinin tali unsur olduğunu, bu ibarenin ayırt ediciliği olmadığından, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, tüm bu nedenlerle markaların karıştırılacağını, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, ayrıca müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek ...'in 2019-M-2664 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacı markalarında da "..." ibaresinin adeta tekliğini kaybedecek şekilde kullanılıp, tek başına esas unsur olmaktan çıktığını, davacının bütün markalarının kullanıldığının ispat edilemediğini, davacı markalarının seri marka vasfını haiz olmadığını, müvekkili başvurusunun özgün ve ayırt edici bir marka niteliği taşıdığını, taraf markalarının farklı bulunduğunu, aralarında karıştırılma tehlikesinin olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünde belirtilen olasılıkların da mevcut bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "..." ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, markalar arasında emtia benzerliğinin de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında iltibas nedeniyle işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1 hükmündeki koşulların bulunduğu, başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın SMK'nın 6/5 ve 6/9 hükümleri kapsamındaki tescil engellerini kanıtlayamasa da markalar arasında iltibas bulunduğundan bu durumun sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 2019-M-2664 sayılı ... kararının iptaline, dava konusu 2017/87112 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava,... kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Kuruma yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.