İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, sigortacının kombine taşımacılık esnasında gerçekleşen hırsızlıktan kaynaklı rücu talebinin ilk derece mahkemesince usulden reddi üzerine yapılan istinaf incelemesine dair kararı.
Özet: Davacı sigorta şirketi, İngiltereye gönderilen çamaşır makinelerinin navlun senedi hükümlerince davalı taşıyıcının sorumluluğundaki kombine taşımacılık sürecinde çalınması nedeniyle sigortalısına ödediği tazminatın rücuan tahsili amacıyla açtığı davanın ilk derece mahkemesince usulden reddedilmesi üzerine, taşıyıcının kombine taşıma sorumluluğuna ve hırsızlığın kendi gözetimindeyken gerçekleştiğine dayanarak istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1705
KARAR NO : 2026/1726
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2025
NUMARASI : 2025/893 Esas 2025/833 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 09/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/07/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/893 Esas ve 2025/833 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 325171710 numaralı Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı ...Şirketi, İngiltere'de bulunan .... firmasına, Mal Faturası muhteviyatı 2008 adet çamaşır makinası cinsi emtia sattığını, emtiaların; 16 konteyner halinde.... isimli gemiye yüklenerek, önce deniz taşıması akabinde kara taşıması olmak üzere ".... ENGLAND" adresine gitmek üzere MEDUIL039605 no.lu Sea Waybill (Delil No 3) tahtında davalı taşıyıcı sorumluluğunda taşımaya başlandığını, dava dışı sigortalı firma, dava konusu taşımanın Gebze limanından teslim adresi olan Newark'a kadar olmak üzere tamamı için (deniz+kara) davalı firma ile anlaşmış olup, deniz taşıması Gebze-Yılport Limanından Liverpool-İngiltere Limanına kadar gerçekleştirilmiş, akabinde iç nakliye davalı tarafça organize edilerek dava dışı ... firması tarafından gerçekşekleştirildiğini, deniz varış limanından sonra İç nakliyenin....tarafından organize edildiği ve dava konusu emtiaların hırsızlık suretiyle zayi olduğuna ilişkin ... tarafından gönderilen mail yazışmalarının dava dilekçesi ekinde bulunduğunu, söz konusu taşımanın karma taşıma olduğu ve davalının taşımanın tamamını (deniz+kara) organize ettiği/üstlendiğinin anlaşılacağını, Seawaybill üzerinde sağ üst köşede "Port-To-Port or Combined Transport" (Limandan-Limana veya Kombine Taşımacılık) ibaresi yer aldığını, Seawaybill üzerinde yer alan bu ifade taşımanın karma taşıma olabileceğini, düzenlenen işbu belgenin karma taşımaya uygun ve mümkün kılacak şekilde düzenlendiğinin ifade edildiğnii, Seawaybill üzerinde sağ bölümde yer alan "Place Of Delıvery: (combined Transport Only)" (teslimat Yeri: (sadece Kombine Taşımacılık)) kısım teslim yerini ifade etmekte ve devamında parantez içinde belirtildiği üzere yalnızca kombine(karma) taşımalarda ilgili bölüm doldurulduğunu, bu kısım "Newark Upon Trent BY TRUCK" (Newark Upon Trent kamyonla) şeklinde doldurularak söz konusu taşımanın teslim yerine kadar sürecek olan kara taşıması da dahil olmak üzere karma taşıma olduğu ve işbu seawaybill'i düzenleyen taşıyıcının tüm taşıma bakımından sorumlu olduğunu gösterdiğini, Zira Seawaybill belgesindeki bu kutucuk boş olsaydı, davalının sadece deniz taşımasını organize ettiği ve sorumluluğunun limandan limana olduğunun anlaşılacağını, ancak Seawaybill belgesinin Karma taşımaya ilişkin hükmünü teşkil eden bu kutucukta iç/kara taşımasını ifade eden bir kayıt olduğu için, davalının taşımanın tamamını üstlendiği sonucu ortaya çıktığını, davalının taşımanın tümünden sorumlu olduğunu, .... Şirketinin, Söz Konusu Taşımaya Acentelik Ettiği Ve İzafeten Sorumlu olduğunu, Emtiaların, Liverpool-ingiltere Limanı’na Varışı Sonrası Alıcı Firmaya Sevk Edilmek Üzere ....Adresindeki Konteyner Sahasında İken Msmu682771-2 Numaralı Konteynerin Çalınmış Olduğu Tespit Edilmiş Ve Bu Husus Davalı Taşıyıcı Tarafından Kolluk Kuvvetleri İle Alıcı Firmaya Bildirilmiştir. Yani Söz Konusu Hırsızlık Hadisesi, Konteynerler Akdi Olarak Davalının Sorumluluğu Altındayken Çalınmıştır. Davalı Tarafından Hırsızlığa İlişkin Yapılan Bildirim Mail Yazışmaları Arasında Sunulduğunu, bu bildirim ile davalı tarafın açıkça taşımanın tamamından sorumlu olduklarını, sorumluluklarındaki taşıma esnasında hırsızlığın meydana geldiğinin kabul ettiğini, meydana gelen hırsızlığın tespitine ve davalı tarafından bildirilmesine müteakip ekspertiz çalışması yapılmış ve Ekspertiz Raporu ile düzenlendiğini, dolayısıyla emtiaya ilişkin hırsızlıktan kaynaklı zararın davalı sorumluluğunda taşıma esnasında meydana geldiği uzman eksperlerce tespit edildiğini, sigortalıya ait emtiaların nakliye esnasında hırsızlığa uğraması sonucu oluşan 31.759,04 EUR sigortalı zararı müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödenmek suretiyle tazmin edildiğini, söz konusu dava dışı sigortalıya yapılan rücu ödemesine ilişkin alınan İbraname ve Banka Ödeme Dekontu delilleri arasında sunulduğunu, sigortalının zararı, müvekkili şirket tarafından ödenmek suretiyle tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe hükümleri, banka ödeme dekontu ve ibraname halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarına halef olan müvekkilinin TTK madde 1472 ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkı doğduğunu, Seawaybill ile görüldüğü üzere taşımanın davalı sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, bu nedenle davalıya işbu taşıma belgelerine istinaden taşıyıcı sıfatıyla dava açıldığını, dava konusu taşımaya ilişkin emtiaların araca tam ve sağlam yüklenmiş fakat taşıma esnasında hırsızlık meydana geldiğini, zira dosyaya sunulan Yükleme Fotoğrafları ve belgelerden emtianın tam ve sağlam yüklendiği, söz konusu yazışma ve eksper raporu ile emtianın çalınıp zayi olduğunun görüldüğünü, CMR m.17 gereğince meydana gelen hasarın taşıma esnasında oluştuğunun sabit olduğunu, bu nedenle taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen sürede uğradığı her türlü zıya ve hasardan sorumlu olduğunu, somut olayda ise dosyaya sunulan belgeler ve ekspertiz raporundaki tespitler dolayısıyla hasarın, mevzuatta taşıyıcının sorumlu olduğu belirtilen zaman dilimi içerisinde meydana geldiğinin taraflarınca ispatlanmış durumda olduğunu, .... m. 29 maddesinde; taşıyıcının sorumlu olduğu belirtilen zaman dilimi içerisinde meydana geldiği açıkça davalı tarafından mailler ile ifade edilen ve ekspertiz raporlarınca da tespit edilen söz konusu hırsızlığın, .... m.29 gereğince taşıyıcının ağır kusurunun oluşturduğunu, taşıyıcının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hırsızlık olayının tamamen taşıyıcının pervasızca davranışı ve ağır kusuru sonucu olduğu anlaşıldığını, davalı taşıyıcı ağır kusurlu hareketleri nedeniyle lehine sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı gibi, hırsızlık olayının meydana gelmesinde ağır kusuru bulunduğundan zararın tamamından sorumlu olduğunu, Yargıtay da taşıyıcının sorumluluğu esnasında gerçekleşen hırsızlık suçunun taşıyıcı açısından ağır kusur oluşturduğu görüşünde olduğunu, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, müvekkilinin davalıdan olan asıl alacak 31.759 EUR ve 1.213,02 EUR işlemiş faiz ile birlikte toplam 32.972,02 EUR alacağı bakımından İzmir 19. İcra Müdürlüğü 2024/8701 E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen koşullarla devamına, .... m.27 gereğince asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 faizi birlikte davalıdan tahsiline, alacaklarının likit ve belirlenebilir olduğundan %20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, davanın deniz ticaretinden kaynaklı taşıma ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan İzmir 19.İcra Müdürlüğünün 2024/8701 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." denilmekle, aynı yasanın 114/1-c maddesinde "Mahkemenin görevli olması" dava şartları arasında sayılmıştır. HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkeme re'sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Dosyanın incelenmesinde; davanın deniz ticaretinden kaynaklı taşıma ücretine ilişkin düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın temeli olan taşıma ilişkisinin dava dışı sigortalı firmanın emtiasının Gebze limanından teslim adresi olan Newark'a kadar olmak üzere deniz+kara taşıması şeklinde organize edilerek dava dışı ... Şti. tarafından gerçekleştirildiği, deniz varış limanından sonra iç nakliyenin davalı... tarafından organize edildiği ve dava konusu emtiaların hırsızlık suretiyle zayi olduğunun beyan edildiği, davacı tarafça hırsızlık olayının meydana gelmesinde ağır kusuru bulunduğundan zararın tamamından davalı yanın sorumlu olduğu belirtilerek talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Taşımanın bir ayağının deniz taşıması olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde TTK'nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekli olup, bu durumda da davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde görülmesi zorunludur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 13/07/2012 gün ve 451 sayılı kararı ile İzmir’de Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İzmir 5. ATM görevlendirilmiştir. Mahkemelerin görevine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında Mahkemece re’sen dikkate alınması usul hukukunun yerleşik bir kuralı olduğundan mahkemece resen görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD'nin 2013/9677 E. 2014/4766 K. Sayılı ilamı da aynı yöndedir.)..." gerekçesi ile, davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 25.09.2025 tarihli dava dilekçesinin ilk sayfasında söz konusu davanın görevli mahkemede açıldığına ilişkin detaylı bir açıklama bulunmasına karşın mahkeme tarafından 26.09.2025 tarihinde saat 11:00 sularında gerekçeli kararın sisteme yüklendiği dikkate alındığında, dava dilekçesinin yeterince incelenmeksizin hatalı bir şekilde karar verildiğini, taşımanın deniz ve kara olmak üzere karma taşıma niteliğine haiz olması ve uyuşmazlığa konu hırsızlığın kara taşıması ayağında meydana gelmesi nedeniyle .... Konvansiyonu 2. madde gereği görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalının taşımanın tamamını organize ettiği için kara taşımasındaki zarardan da sorumlu olduğunu, taşıma belgesinin sadece deniz taşımasına yönelik değil karma taşımanın tamamına yönelik düzenlenen bir taşıma belgesi olduğunu, uyuşmazlıkta yargılama yapma görevinin mahkemenin görevi kapsamında olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında emtianın kombine taşıma sırasında hırsızlık nedeniyle zarara uğramasından dolayı ödenen tazminatın rücuen tazmini için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır.
Genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir.
Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.
Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164).
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir ( 5.12.1977 tarihli, 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).
Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.
Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).
"...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımanın karma taşıma olduğu, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlığa bakma görevinin Denizcilik ve İhtisas Mahkemesine ait olduğu, görev hususunun HMK 114 madde gereği dava şartı olup re'sen araştırılması gerektiği, mahkemenin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişi raporu ile emtianın Aydın'dan Derince Limanına kamyonla getirildiği, Derince Limanı'ndan Ukrayna Limanına gemi ile taşındığı, oradan da tren ile Kazakistan'a götürüldüğü tespit edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, kombine taşıma, yani, kara, deniz ve tren taşımalarının yapıldığı bu davada, tazminata konu hasara neden olan olayın, taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, sonrasında davaya bakmakla görevli olup olunmadığı değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..."(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2016 tarih ve 2016/4543 Esas 2016/5725 Karar sayılı ilamı
"...Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacı tarafından taşıma rizikolarına karşı teminat altına alınan emtianın davalı tarafından Gemlik Limanından teslim alınarak Türkmenistan'ın Türkmenbaşı Limanı'na denizyolu ile buradan da kamyona yüklenerek karayolu ile taşınması sırasında aracın tek taraflı yaptığı kaza sonucu hasarlandığı noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı deniz ve karayolundan oluşan kombine taşıma işinin tamamını üstlenmiş bulunmaktadır. Deniz ve karayolunun birlikte yapıldığı nakliyelerde denizyolu ile yapılan taşıma kısmına deniz ticaret hukuku, karayolu ile yapılan taşıma kısmına ise kara taşıma hukuku kurallarının, müşterek konularda ise taşıma içerisinde ağırlıklı olan taşıma moduna ait kuralların uygulanması gerekmekte olup, dava konusu olayda ise hasarın taşımanın karayolu ayağında meydana gelmiş olması nedeniyle karayolu ile taşıma hukuku kurallarının uygulanması gerekmektedir.
Karayolu ile yapılan taşımalarda Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi île İlgili Anlaşma yani ... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde ... Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası'nm 90. maddesinin son fıkrası hükmünde "Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir." düzenlemesi mevcuttur.
Bu itibarla, mahkemece içinde uluslararası taşıma konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile ... Konvansiyonu hükümleri değerlendirilmek suretiyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..."(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.09.2014 tarih 2013/10928 Esas 2014/13877 Karar sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta, davacı sigorta şirketine emtia nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ... AŞ.'ne ait emtiaların Gebze Yılport Limanından Liverpoll/İngiltere limanına deniz yolu ile taşıma aşaması tamamlandıktan sonra karayolu ile ".... ENGLAND" adresine taşınma aşamasını sağlayacak alt taşıyıcı dava dışı .... Limited'in .... adresinde bulunduğu sırada emtiaların hırsızlık vakası sonucunda çalındığı, taşımanın kombine deniz ve kara taşıması biçiminde yapıldığı, gemiyle deniz taşıması tamamlandıktan sonra kara taşıması için iç nakliyeyi üstlenen alt yüklenici şirketin Liverpoll limanından farklı bir yerde bulunan Liverpoll'daki deposundan emtianın hırsızlık vakası sonucu çalınmasından dolayı meydana gelen zararla ilgili olarak uyuşmazlığa ...2. maddesi gereği... Konvansiyonu hükümlerini uygulayarak yargılama yapmada yerel mahkemenin görevli olmasına rağmen mahkemece yukarıda yazılı yanlış gerekçeyle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 355., 353/(1)-a-3. ve 4. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2025 tarih ve 2025/893 Esas 2025/833 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355., 353/(1).a.3 ve 4 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.