İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, aşırı yağıştan kaynaklanan inşaat su baskını zararı nedeniyle İSKİye karşı açılan haksız fiil tazminatı davasındaki istinaf kararı.
Özet: Bir inşaat firmasının, aşırı yağış ve hatalı kanalizasyon bağlantısı nedeniyle binasında meydana gelen su baskını hasarı için bir kamu hizmeti kuruluşuna karşı açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporlarına dayanarak davalı kamu hizmeti kuruluşunu atıksu geri tepmesini önleyici tedbir almadığı gerekçesiyle %60 kusurlu bulmuş ve kısmi dava olarak istenen 5.000 TL tazminatın ödenmesine karar vermiş olup, davacı tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/2525 KARAR NO:2026/3754T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:05/11/2025NUMARASI:2021/131 Esas - 2025/726 KararDAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ :09/09/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil Şirketin İstanbul İli, Kağıthane İlçesi ... adresinde tapuda 5848 ada 3 sayılı parselde kayıtlı taşınmazda inşaat çalışmalarını yaptığını, 05.11.2020 tarihinde aşırı yağıştan ... bacalarına akması gereken suyun müvekkile ait binaya aktığı ve baskına sebebiyet verdiğini bu sebeple, en altta bulunan 4 katın tamamının sıva, alçı, boya, elektrik tesisatı, kamera tesisatı ve aydınlatma sensörlerinin zarar gördüğünü, 1 adet Araç Platformunun, 1 adet Araç Platform Hidrolik Makinası ve buna ait elektrik tesisatının, Asansör elektrik tesisatı ve asansör kabininin, izalasyon malzemesinin, kullanılamaz hale geldiğini, bu zararların tespiti için İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/5 D. İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, yapılan tespit neticesinde görevlendirilen bilirkişilerce verilen raporda “aşırı yağışın pis su gideri Rögar kapağını fırlatmış olduğu” ve “suyun Hidrostatik basıncı ile su basmasına maruz kalındığı” şeklinde tespitte bulunduklarını, Müvekkili tarafından yapılan incelemede yağmur sularının, kanalizasyon sistemine bağlandığı, ayrı ayrı kurulması gereken sistemin tek boru sistemi ile giderilmeye çalışılması da su baskını olayının meydana gelmesine sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, Tarafların 2020/80017 nolu dosya ile arabulucu üzerinden anlaşmaya çalıştıklarını ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek, dava konusu taşınmazda 05.01.2020 tarihinde meydana gelen su baskını sebebiyle oluşan zararın şimdilik 5.000,00 TL’sinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığını, yapılan tespitlerden anlaşılacağı üzere hasarın binanın toprağa dayalı olan bodrum dairesinin pencere veya kapısından değil binanın dışından ve izolasyon olmadığı anlaşılan perde duvarından sızmış olduğunu, Eğer binanın dış etkenlere karşı gerekli inşaat teknikleri ( izolasyon, drenaj sistemi vb.) kullanarak yapılmış olsa idi bırakın su borusundan kaynaklı su girişini her türlü rutubet, yağmursuyu ve zemin suyu girişinin de engellenmiş olacağını, fen ve sanat kurallarına uygun yapı yapmayanların, uğranılan zararların tazminini isteyemeyeceğini, müvekkil idarenin geri tepme ile alakalı herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığını, belirterek davada talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan tüm yargılama ve değerlendirme neticesinde, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre; 05.11.2020 tarihinde ... Kağıthane/İstanbul adresinde davacı şirketin inşaat çalışmaları yaptığı, bu tarihte yağış sebebiyle suyun davacının inşaatına akarak zarar verdiği ve oluşan zararın davalı ... Genel Müdürlüğünden talep edilmesi üzerine davalının meydana gelen zararda sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve miktarının tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Tanzim edilen 18.10.2022 tarihli raporda davalı ...'nin hasarın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı, Kağıthane Belediyesinin %75 mülk sahiplerinin ise %25 oranında kusurlu olduklarına dair tespitte bulunulduğu, itirazlar ve kapsamında dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdii edildiği ve 18.10.2023 tarihli raporda Kağıthane Belediyesinin hangi iş ve işlemleri yaptığına dair bir veri bulunmadığından bahisle davalının tam kusurlu sayıldığına dair rapor tanzim edildiği mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve itirazların karşılanması hususunda dosya yeni bilirkişi heyeti oluşturularak rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Yeterli incelemeyi ihtiva eden, mahkememiz ve üst yargı denetimine açık ve yeterli görülen 01.06.2025 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davalı ... genel müdürlüğünün ... Atıksu Deşarj Yönetmeliği 14/12 hükmü gereğince parsel bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbir alınmadığından davalının %60 oranında kusurlu olduğu mahkememizce benimsenmiştir. Dava kısmi dava olarak ikame edilmiş olup hüküm tarihine kadar ıslah talebinde bulunulmadığından oluşan zararın talep edilen 5.000,00-TL tazminat bedeli bakımından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davanın kabulü ile, 5.000,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece ıslah hakkının kullanılabilmesi için taraflarına süre verilmeden talep edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Mahkemenin davanın hukuki niteliğini yanlış belirlediğini, davanın özü itibariyle belirsiz alacak davası olduğunu ve HMK 107/2 gereğince talep artırım süresi verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete %10 oranında kusur isnat edilmesinin dosya kapsamıyla ve somut olayla bağdaşmadığını, davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiilden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; Davanın HMK 316 vd. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, davacı vekilinin karar celsesinde "Bütün kusurun...'ye ait olması sebebiyle ve hesaplanan kadri maruf zarar göz önünde bulundurularak davamızın kabulüne karar verilmesini talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, talep artırım için süre talep etmediği, ıslah hakkını da kullanmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 107. maddesinin ise 7589 sayılı yasanın 19 maddesi gereğince yürürlükten kaldırıldığı, 6100 sayılı HMK 321. maddesinde; "(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez. (2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. " düzenlemesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 321. maddeye uygun olduğu, kusurun belirlenmesinde uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 02/06/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre,İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/131 Esas 2025/726 Karar sayılı 05/11/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026