Kanun Yararına Bozma: Uyuşturucu madde bulundurma suçunda kamu davasının ertelenmesi kararının usulsüz MERNIS adresine tebliğiyle başlayan mahkumiyetin bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemini incelemektedir; isteme göre, sanığa tebliğ edilmesi gereken kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca bilinen son adrese normal tebligat yapılmadan doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu, bu nedenle erteleme kararının hukuken kesinleşmediği, denetim süresinin başlamadığı ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, mahkumiyet yerine kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
10. Ceza Dairesi         2025/10547 E.  ,  2026/4922 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/811 E., 2016/321 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 11.05.2016 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/1627 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147755 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147755 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve anılan Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/09/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın adresine doğrudan "mernis" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına 10/09/2015 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir." şeklinde hüküm içermektedir.
C. Somut olayda; sanığın, hükmün kurulduğu 28.04.2016 tarihli oturumunda, başka suçtan hükümlü olarak .. .. Tipi .. Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf/temyiz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III.KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.