Bölge Adliye Mahkemesinde, alkollü ve kural ihlali yapan sürücünün karıştığı kazada ödenen tazminatın sigorta şirketince rücuen tahsiline yönelik davanın istinaf incelemesi.
Özet: Sigorta şirketi, sigortalısı aracın alkollü, kırmızı ışık ihlali yapan ve kaza yerini terk eden sürücüsünün karıştığı kazada üçüncü şahsa ödediği tazminatın rücuen tahsilini istemiş, yerel mahkeme ise kazanın münhasıran alkol etkisiyle oluşmadığı, diğer sürücünün de kusuru bulunduğu gerekçesiyle talebi reddetmiş; davacı şirket, alkolün kazadaki münhasır etkisinin tespitinde tek bilirkişi raporunun yetersizliğini ve sürücünün olay yerini terk etmesiyle geciken alkol ölçümünün değerlendirilmemesini ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA ... TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : ...İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : .... VEKİLLERİ : Av. ...-DAVALI : ... - ...VEKİLLERİ : Av. ....DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, ... plakalı ticari kamyonun, davacı şirket nezdinde ... nolu Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Poliçesi ile 26/05/2010-26/05/2011 tarihlerini kapsar şekilde davalı ... adına sigortalı olduğunu, sigortalı aracın 14/11/2010 tarihinde dava dışı ... tarafından kazadan 3 saat sonra yapılan ölçümle 0,75 Promil alkollü olarak ve tehlikeli bir şekilde kullanılması sırasında ...plakalı araca tam kusurlu olarak çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kazada malul kalan ... tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğunu, tahkim yargılaması neticesinde verilen kararla davacı şirket aleyhine tazminata hükmolunması üzerine davacı şirket tarafından Hatay İcra Müdürlüğünün 2017/22745 sayılı dosyasına toplam 225.008,92 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bunun yanı sıra aynı kazada kırmızı ışıkta geçmek ve kaza yerini terk etmek suretiyle de sigorta genel şartları hilafına hareket edildiğini, dava konusu kaza sonucunda cismani zararlar meydana geldiğinden HMK 107.maddesi anlamında bedel arttırımı yapma ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davanın kabulüne ve ihtiyati tedbir talebinin teminatsız kabulüne ödenen 225.008,92 TL 'sinin ödeme tarihi olan 18/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, öncelikle davanın tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini, davada zamanaşımı sözkonusu olduğunu, zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada ...'un aklollü olduğu yönünde bir tespit yapılmadığı gibi kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği hususunda da herhangi bir tespit yapılmadığını, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece, alkollü araç kullanmanın idari ve adli yaptırım gerektirebileceği, sigorta sözleşmesine de aykırılık teşkil edeceği ancak sigortacının tazminat sorumluluğunun kalkması için kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana geldiğinin ispatının gerektiği somut olayda kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmediği, sigortalı araç sürücüsünün olay anında alkollü olmasının kazanın oluşumunda tamamen müessir olmadığı, kazanın sigortacı davacı şirketin ödeme yaptığı diğer sürücü ...'un kusurundan da kaynaklandığının belirtilmesi karşısında, mezkur kazanın münhasıran alkol tesiri altında meydana geldiğinden bahsedilemeyeceğinden; ZMMS hasar ödemesinin rücu edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda alınan tek bilirkişi raporunun yeterli olmadığını bu hususta ATK' dan rapor aldırılmasını talep ettikleri halde rapor alınmadığını, davalının kaza anında olay yerini terk ettiğini bu nedenle kendisine alkol ölçümünün kazadan sonra yapıldığını raporda bu hususun değerlendirilmediğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava; trafik kazası nedeniyle ödenen bedelin sigortalıdan rücuen tazmini davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ... şirketinin sigortalı aracın sebep olduğu kazada 3.kişinin yaralanması nedeniyle ödenen tazminatın araç sürücünün alkollü olması, kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle ağır kusurlu olması ve olay yerini terk etmesi nedeniyle ödemenin teminat dışında kaldığından bahisle davalı sigortalıdan tahsilinin talep edilip edilmeyeceği hususu olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili kusur hususunda ATK'dan rapor aldırılması gerektiğini tek bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin hükme esas alınamayacağını beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de; kaza nedeniyle yapılan ceza yargılaması neticesinde sanık ... hakkında verilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesince diğer sebeplerle birlikte kusura ilişkin rapor da aldırılması gerektiğinden bahisle kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırma sonra alınan raporda dava dışı sürücü ...'un kazanın oluşumunda tali, davalı sigortalının araç sürücüsü Sebattin'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu kusur raporuna göre verilen ikinci kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmekle ilk derece mahkemesi tarafından trafik bilirkişisinden alınan raporda dava dışı sürücü ...'un kazanın oluşumunda % 30, davalı sigortalının araç sürücüsü Sebahattin'in ise % 70 kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu yönüyle Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama ile kesinleşen kusur durumu ile alınan raporun uyumlu olduğu anlaşılmakla yeniden rapor aldırılması gerekmediğinden mahkemenin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığı ve davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur.Yine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez''hükmü mevcuttur.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nun 1281. Maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, sigortacı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda Nörolog Bilirkişinin vermiş olduğu raporda; kaza saatinin kaza tespit tutanağına göre 20:30 olduğu ve dava dışı sigortalı araç sürücüsünün alkol ölçümünün saat 23:25 te yapıldığı bu durumda her 1 saatte kandaki alkol miktarının 15 promil azaldığı dikkate alınarak sigortalı sürücünün kaza anında 1,20-1,5 promil arası alkollü olduğunu gözetilmeksizin ölçüm saatindeki alkol miktarına göre değerlendirme yapılarak kazanın salt alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin tespit edilmesi nedeniyle alınan rapor hatalı ise de; gerek dosya kapsamında alınan trafik bilirkişi raporunda, gerekse istinaf incelemesi ile kesinleşen Asliye Ceza Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davalıya ait araç sürücüsünün tek başına kazaya sebebiyet vermediği, dava dışı sürücünün de ikinci derece (%30) kusurlu davranışı ile olaya katılımının bulunduğu, dolayısıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği anlaşılmakla mahkemenin kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleşmediğinden rücu sebebinin yerinde olmadığı hususundaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığı ve davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.( Yargıtay 17 .Hukuk Dairesinin 10/12/2018 tarih 2018/4623 E 2018/11940 K) Davacı vekilinin dava dilekçesi ile rücu sebebi olarak alkollü araç kullanımı yanında kırmızı ışık ihlali nedeniyle ağır kusur ve olay yerini terk sebeplerine de dayandığı ancak mahkeme tarafından bu rücu sebepleri ile ilgili değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.Poliçe genel şartlarının B.4-a maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere davacı ... şirketinin trafik sigortası gereğince davalı işletene karşı rücu hakkını kullanabilmesi için, tazminatı gerektiren olayın işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması gerekmektedir. Davacı vekili rücu sebeplerinden biri olarak sürücünün kazada kırmızı ışıkta geçmesine dayandığına göre ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. KTK'nın koyduğu kuralların her türlü ihlali, sürücünün, kasta yakın bir kusuru olduğunu göstermemektedir. Bu yasanın 84. Maddesinde belirtilen asli kusur hallerinin hepsinin, aynı zamanda ağır kusur olarak nitelendirilmesini gerektiren bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Dava konusu olayda ise davalı sigortalı aracın sürücüsünün salt kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle trafik kurallarına aykırı davranışı nedeniyle kusurlu bulunması, başlı başına kasıtlı yada ağır kusuru olduğu anlamına gelmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığını ispat yükü TTK'nin 1282.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Bu durumda yalnızca süratli bir şekilde kırmızı ışıkta geçme eylemi dava dışı sürücünün kasıtlı veya ağır kusurlu olduğunu kabul etmeye yeterli olmadığından bu kaza ile ilgili olarak davacı ... şirketinin bu rücu sebebine dayalı olarak davalı işletene karşı rücu hakkı bulunmadığı ve kazanın 01/06/2015 tarihinden önce gerçekleşmiş olması karşısında olay tarihinde geçerli ZMSS Genel Şartları'nda, olay yerini terkin sigortacıya rücu hakkı verdiği şeklinde bir düzenleme bulunmadığından, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına rücu nedeni olmadığından anlaşıldığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 13/03/2017 tarih 2014/20667 e 2017/2666 k)6100 sayılı HMK 355. maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, istinafa konu kararda dosya kapsamına, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Bursa ... Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... - ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 59,30TL ilam harcının peşin alınan 3.842,60 TL'den mahsubu ile bakiye 3.783,30-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Harç iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Karar Tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...Başkan...e-imzalıdır ...Üye...e-imzalıdır ...Üye... e-imzalıdır...Katip... e-imzalıdır