Yargıtay bozmasıyla dayanağı kalmayan icra takibinde haksız tahsil edilen paraların iadesi davasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin istinaf.
Özet: Davacı, icra takibiyle haksız yere tahsil edildiğini iddia ettiği ve Yargıtay kararıyla dayanağı ortadan kalkan 3.188.185,25 TL ile kur farkı zararının iadesini talep ederken, mal kaçırma şüphesiyle ihtiyati haciz kararı istemiş; ilk derece mahkemesi ise, icra takibinin dayanağının kalkmasına rağmen, tam bir yargılama ve somut delil eksikliği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmiş, davacı da bu ret kararına karşı, Yargıtay ilamı ve kesinleşmiş mahkeme kararının yaklaşık ispat için yeterli olduğunu belirterek istinaf başvurusu yapmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/2006
KARAR NO:2026/2224
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ :18/05/2026
NUMARASI:2026/1470 E
DAVANIN KONUSU:Tazminat
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 15.İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası üzerinden icra takebi yapıldığını yapılan takibe müvekkilinin itiraz ettiğini, davalı tarafından İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2023/754 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonunda itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, verilen kararın netice olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 26.06.2025 tarih, 2025/3742 Esas - 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiğini bozma sonrası mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olduğunu, ancak bu süreçte toplam müvekkiline ait 3.188.185,25-TL'nin haczedilerek icra dosyasından alacaklıya ödendiğini, 351.283,77-TL de harç kesintisi yapıldığını, somut olayda müvekkilinin alacağının rehinle temin edilmediğini ve vadesi geldiğini, ispat koşulu da sağlandığını, davalı tarafından tahsil edilen paraların haksız ve hukuka aykırı olan ilamsız takip dosyası üzerinden müvekkilinden tahsil edilmiş olduğunu, ortada bir icra takibi ve takibin devamı yönünde mahkeme kararı da kalmadığından müvekkilinden tahsil edilen paraların davalı tarafından iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında müvekkilinden haksız yere tahsil edilen toplamda 3.188.185,25-TL 'nın paranın icra dosyasına aktarılmasının talep edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, haciz edilen USD cinsi paraların karşı yana ödenmesi nedeni ile müvekkilinin kur farkından dolayı kur farkı zararı oluşması nedenlerinden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde tanımlanmış belirsiz alacak ve tespit davasının içeriğine uygun bir şekilde, tahkikat aşamasında alacağın miktar ve değeri tam ve kesin bir şekilde belli olduktan sonra talep sonucunu artırmak kaydı ile şimdilik 1.000.00TL'nın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari avansı faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkilime ödenmesine karar verilmesini ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafında; "her ne kadar davalı (alacaklı) tarafın başlattığı icra takibine dayanak olan itirazın kaldırılması kararı Yargıtay bozması sonrasında reddedilmiş ve takibin dayanağı kalkmış olsa da, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemede yapılacak tam bir yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Tahsil edilen paranın iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı, esasa girilerek yapılacak tahkikat ve toplanacak deliller neticesinde açıklığa kavuşacaktır. Mevcut aşamada, ortada davalıyı edaya mahkum eden kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmamaktadır. Ayrıca, davalının İİK 257. maddesinde belirtilen mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlandığına dair (mal kaçırma kastına yönelik) dosyaya mahkememizde tam bir kanaat uyandıracak somut, kesin ve inandırıcı delil sunulmamıştır. Bu itibarla, uyuşmazlıkta delillerin toplandığı ve ihtiyati haciz için aranan yaklaşık ispat koşulunun mevcut delil durumu itibarıyla bu aşamada tam olarak gerçekleşmediği..." gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak;Davalının müvekkilinden para tahsil etmesine dayanak olan İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararının Yargıtay incelemesi neticesinde bozulduğunu reddedilerek kesinleştiğini, davalının müvekkilinden haksız yere tahsilat yaptığı icra dosyası (İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü ...) ve bu dosyadan davalıya aktarılan paraların dökümü, banka dekontları ve resmi icra kayıtları ile sabit olduğunu, ortada ne bir icra takibi kaldığını ne de o takibin devamını haklı kılacak bir mahkeme kararının mevcut olduğunu, davalının müvekkiline ait dava konusu paraları uhdesinde tuttuğunun haksızlığı resmi belgelerle ortada olduğunu, mahkemenin, Yargıtay ilamını, kesinleşmiş mahkeme kararını ve icra dairesi hesap dökümlerini "yaklaşık ispat için yetersiz" görmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taleplerinden birisi olan ve ihtiyati haciz taleplerinden olan 3.188.185,25-TL gibi yüksek bir meblağ olup ,müvekkilinin döviz cinsi birikimlerinin haksız icra baskısı altında bozdurulmasından kaynaklanan çok ciddi bir kur farkı ve munzam zararının da mevcut olduğunu, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ve alacağın dayanağının dayanağı kesinleşmiş bir icra mahkemesi reddi kararı ve resmi icra müdürlüğü dosyası olduğundan, müvekkilinin halihazırda haksız hacizlerle sarsılmış olan ekonomik durumunun daha da zorlanmaması adına ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusuna cevabında özetle, icra takip dosyalarında borçludan yapılan tahsilatların iadesinin İİK.40 maddesinde ve İİK.361.Maddesinde düzenleme altına alındığını, cevap dilekçesinde belirttikleri üzere icra dosyasından iadesi talep olunan ve daha evvel İcra Hukuk Mahkemesine konu edilen hukuki ilişki ve belgeye dayanılarak İstanbul Anadolu 11 Ticaret Mahkemesinin E:2025/1178 sayılı dosyasında alacak davası açıldığını, İİK. 40 ve 361. Md. Uyarınca taraflar arasında görülen alacak davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını beyanla talebin reddini istemiştir.Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebine ilişkindir.Davacı, davalı tarafından yapılan takibe karşı yaptıkları itirazın, icra mahkemesi kararı ile kaldırılmasına karar verildiğini karar sonrası takip nedeniyle tahsilat yapıldığını kararın bozulması sonrası davanın reddine karar verilerek kesinleştiğini, yapılan tahsilatların temelinin kalmadığını ileri sürerek tahsil edilen paralar ile kur farkı nedeniyle oluşan alacağını talep etmektedir.Davalı ise, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişki nedeniyle hisselerini devretmesi karşılığı davacının borcunun oluştuğunu, borcun bir kısmının ödendiğini, kalan kısmının ödenmediğini, alacağın belgeye dayalı olduğunu, açılan alacak davası sonucunun beklenilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.Taraflar arsında takibe itirazın kaldırılmana ilişkin icra mahkemesi kararı sonrası ödeme yapıldığı, icra mahkemesi kararının Yargıtayca bozulması sonrası icra mahkemesinde açılan davanın reddine karar verildiği, takip alacaklısı tarafından bilahare itirazın iptali istemiyle ticaret mahkemesinde açılan davanın derdest olduğu noktalarında ihtilaf yoktur.Taraflar arasındaki ihtilaf yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kuralları gereği iade edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.Şu halde, takibe itirazın iptali istemiyle açılan davanın derdest olması nedeniyle takibin bulunduğu yerde durduğu sabit olmakla ticaret mahkemesi kararının beklenilmesi gerektiği, munzam zarar iddiasına ilişkin ise yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygundur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2026