Danıştay 12. Dairesi, vergi müfettişinin irtikap ve rüşvet iddialarıyla devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddini temyizen incelemektedir.
Özet: Hazine ve Maliye Bakanlığında vergi müfettişi olarak görev yaparken, bir vergi incelemesi sırasında rüşvet ve irtikap iddiaları nedeniyle devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla ihraç edilen davacının, daha önce Danıştay tarafından eksik soruşturma nedeniyle bozulan işlemin akabinde, kesinleşen yargı kararına karşı yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebinin bölge idare mahkemesince 2577 sayılı kanunun ilgili maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, bu ret kararının temyizen incelenmesi ve Danıştayın da yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı düşüncesinde olduğu bir hukuki süreç ele alınmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONİKİNCİ DAİREEsas No : 2024/5309Karar No : 2025/6013 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Antalya Grup Başkanlığında ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davanın reddine yönelik verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; yargılamanın yenilenmesi talebinin, dava konusu uyuşmazlığın nihai olarak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözüme kavuştuğu dikkate alındığında, esas kararı vermiş olan ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince incelenmesi gerektiğinden davanın yetki yönünden reddine ve ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı vekili tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçede öne sürülen hususların, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen sebeplerden hiçbirine uymadığı ve dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi koşullarının mevcut olmadığı sonucuna varıldığından, Dairece verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden incelenerek karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında yeni herhangi bir delil yokken birbirine aykırı karar verildiği belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Antalya Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'nda ... olarak görev yapan davacının, vergi incelemesini gerçekleştirdiği Y.Y. isimli mükellef hakkında hazırladığı vergi inceleme raporunu 28.11.2012 tarihinde tamamladığı ve Grup Başkanlığı'na tevdi ettiği, yapılan inceleme sonucunda Y.Y.'nin sahte fatura kullandığının tespit edildiği; ancak, bilerek kullanma hali kanıtlanmadığından bahisle sadece vergi cezası uygulamasının önerildiği ve uzlaşmanın da mümkün olduğunun rapor edildiği, mükellef Y.Y.'nin 19/03/2013 tarihinde Antalya Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği şikayet dilekçesinde, Y.Y.'nin "sahte fatura kullanımı" fiilinin davacı tarafından savcılığa bildirilmemesi karşılığında, davacının yönlendirmesi ile emekli vergi denetmeni serbest muhasebeci mali müşavir B.Y.'nin kendisinden 150.000,00- TL istediği şeklindeki ihbarı üzerine, davacının gözaltına alınması ve daha sonra tutuklanması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, ... tarihli ... sayılı disiplin soruşturması raporuyla; icbar suretiyle irtikap ve rüşvet suçlarını işlediğinden bahisle getirilen teklife istinaden, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca ... tarihli ve ... sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Bu işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde açılan davada "eylemin sübut bulduğu" gerekçesiyle verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı dava ret kararının Danıştay Onikinci Dairesince karar düzeltme aşamasında 29.05.2018 gün ve E:2017/2851, K:2018/2344 sayılı kararla "olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin ifadelerine başvurulmadan eksik soruşturma yapmak suretiyle getirilen teklife istinaden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararına uyan ... İdare Mahkemesince ... gün ve E:..., K:... sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. İptal kararı Danıştay Onikinci Dairesinin 24.12.2020 gün ve E:2019/909, K:2020/4654 günlü kararıyla onanmış, yine aynı Dairenin 14.10.2021 gün ve E:2021/4904, K:2021/4918 sayılı kararıyla karar düzeltme istemi reddedilerek iptal kararı kesinleşmiştir. İptal kararı sonrasında davalı idarece iptal kararında belirtilen "olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin ifadelerine başvurulmak" suretiyle eksiklikler giderilerek 18/03/2019 tarih ve 2019-A-538/1 sayılı disiplin soruşturması raporu düzenlenmiş ve davacının, bu yeni rapora dayalı olarak yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararı verilmiştir. Bu ikinci işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla "dava konusu disiplin cezası kararında ve bu karara esas soruşturma raporunda davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile verilen "1 yıl 15 gün hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" ile ilgili olarak "fiilin işlendiği" ve fiilin işlendiğinin "Mahkemece sabit görüldüğü" gerekçelerine yer verildiğinden, öncelikle ve tek başına "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesinin disiplin soruşturması ve disiplin cezası bağlamında irdelenmesi gerektiği" bu açıdan yapılan incelemede "disiplin işlemlerinde ilgili kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına atıf yapılarak ilgiliyi suçlu gösterecek nitelikte bir dilin kullanılması masumiyet karinesi açısından sorun teşkil edeceği" ve davacıya "atfedilen suç bakımından delil değerlendirilmesi yasağı kapsamında bulunan iletişimin dinlenmesi ve teknik izleme kayıtlarından yola çıkılarak ve "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi hakkındaki disiplin hukuku açısından ortaya konulan ilke ve kurallar ile bağdaşmayacak şekilde davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davacının suçu işlediği ve suçu işlediğinin adli yargı merciilerince de kabul edildiğinden hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği görüldüğünden bahisle dava konusu Yüksek Disiplin Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle" iptal kararı verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan kararın Danıştay Onikinci Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2021/572, K:2021/4911 sayılı kararıyla "davacı hakkında 2003 yılında İstanbulda vergi müfettişi olarak görev yaptığı sırada, rüşvet suçlamasıyla soruşturmaya başlanıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla 1 yıl mahkumiyetine karar verildiği, kararın bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada, olay anında parayı çöpe attığını söyleyerek iade kastını gösterdiğinden etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği hususları da dikkate alındığında soruşturma raporu içeriği bilgi ve belgelere göre davacıya isnat edilen disiplin suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle" bozulması üzerine, bozma kararına uyularak ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan karar Danıştay Onikinci Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2022/4627, K:2023/2982 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Davacı, Danıştay Onikinci Dairesinin 14/10/2021 tarih ve E:2021/4904, K:2021/4918 sayılı kararıyla kesinleşen hukuki durum ile yine Danıştay Onikinci Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2022/4627, K:2023/2982 sayılı kararıyla kesinleşen hukuki durum arasında 2577 sayılı Yasanın 53/1.maddesinin (h) bendinde belirtilen keyfiyetin oluştuğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi üzerine söz konusu kararının bozulması istenilmektedir. Öte yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının 2005 yılı (68), 2006 yılı (76), 2007 yılı (68) sicillerine karşı açmış olduğu davaların temyiz incelemeleri sonucunda Danıştay İkinci Dairesi kararlarıyla idare lehine, 2008 yılı (59) ve 2009 yılı (59) sicillerine karşı açmış olduğu davaların temyiz incelemelerinin ise davacı lehine sonuçlandığı görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay ile Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemelerinden verilen kararlar hakkında; "... h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması, ..." hallerinde yargılanmanın yenilenmesinin istenebileceği hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara ve istikrar kazanmış idari uygulamalara güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin bu ve istikrar kazanmış idari uygulamalara devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Ancak güvenin korunması, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir. Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, Anayasa’da öngörülen kurallar çerçevesinde kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir ve bu değişiklikler kişilerin beklentilerini etkileyebilir. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesinin ön koşullarından biri beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmasıdır. Haklı beklenti, bireyin kendisine güvenerek hareket ettiği lehine olan bir kanunda ya da idarenin istikrar kazanmış bir uygulamasında öngörülemez bir değişiklik yapılması ve bu öngörülemez değişikliğin herkes yönünden objektif olarak beklenebilecek bir beklentiyi sonuçsuz bırakması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gündeme gelmektedir. Ancak bir beklentinin hukuken korunabilmesi için anılan koşulların gerçekleşmesi yeterli olmayıp, bu beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Bu kapsamda, doktrinde ve yargı kararlarında, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken hak "kazanılmış hak" olarak tanımlanmakta iken, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri halinde de "haklı beklenti"nin varlığı kabul edilmektedir. Nitekim, 09/05/1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu'nun 12/07/2006 tarih, E:2006/9-508 K:2006/521 sayılı kararında; "Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararının bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir." şeklinde belirtilen aleyhe hüküm kurma yasağının hem Mahkemeyi hem de ilgili Daireyi bağladığı belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, "olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin ifadelerine başvurulmadan eksik soruşturma yapmak suretiyle getirilen teklife istinaden (657 sayılı Kanun'un 125. maddesi uyarınca) tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine dayalı Dairemizin 14/10/2021 tarih ve E:2021/4904, K:2021/4918 sayılı kararına istinaden davalı idarece bu eksiklikler giderilmek suretiyle tanzim edilen ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporuna dayanılarak aynı Kanun maddesi uyarınca ikinci kez tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin uyuşmazlıkta verilen Dairemizin 31/05/2023 tarih ve E:2022/4627, K:2023/2982 sayılı kararıyla, idarece yeni disiplin soruşturması ile "giderilen eksikliklerin" uyuşmazlığın bütünü ile birlikte ele alınıp nihai hukuki değerlendirmenin de bu yaklaşımla ele alınması gerekirken, birbiriyle çelişir iki farklı yargı kararı verilmiş olduğu izleminin doğmasına neden olunmuştur. Bir başka anlatımla, Dairemizin 14.10.2021 tarih ve E:2021/4904, K:2021/4918 sayılı kararıyla davacı açısından usulü müktesep haline gelmemiş olan (eksik soruşturmaya dayalı) iptal kararının; idarece bu yargı kararı gereğince olay hakkında bilgisi olabilecek kişilerin ifadelerine başvurulmak suretiyle yeni bir soruşturma ile gereklerinin yerine getirilmiş olması karşısında; ilave dayanaklarla tesis edilen yeni idari işleme karşı açılan davada öncelikle bu hususun ele alınması ve maddi olayın bütünlüğü de gözetilerek hem ... tarihli ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı disiplin soruşturması raporları hem de davacı hakkındaki ceza yargılamaları birlikte değerlendirilerek bir karar ittihaz edilmesi gerektiğinden, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü gerekmektedir. Bununla beraber, ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi de gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda ceza kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amacı ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilmemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olması da, "masumiyet karinesi; her zaman ve her koşulda masumiyet sağlamaz" ilkesi gereğince mevcut duruma göre, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir. Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 29/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY :Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.