Yargıtay 2. Ceza Dairesinden hırsızlık davasında Bölge Adliye Mahkemesinin duruşmasız ve kanuni dayanaksız bozma kararının hukuka aykırılığına dair emsal nitelikte temyiz incelemesi.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararlarının istinaf incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesindeki sınırlı haller dışında bir nedenle (suçun gece vakti işlenip işlenmediği hususunda görevlilerin dinlenmesi ihtiyacı) hükmü bozarak dosya üzerinden karar vermesi üzerine, bu bozma kararının ve buna dayalı ilk derece mahkemesi hükmünün yasal dayanağının bulunmadığı, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre bu tür kanuni dayanaksız bozma kararlarının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl" sayıldığı ve adil yargılanma hakkı ile mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği belirtilmektedir.
2. Ceza Dairesi         2024/1706 E.  ,  2026/8473 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/3875 E., 2023/3358 K
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "dosya kapsamında somut hiçbir delilin bulunmadığına, sanığın kasten hareket etmediğine, suçun gece vakti işlenmediğine ve zorunluluk halinde işlendiğine, sanık hakkında öncelikle beraat kararı verilmesine, aksi kanaatte bulunulmasında ise lehine olan tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine"; sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "suçun gece vakti işlendiğine sadece soyut beyan ile karar verildiğine, kararın bozularak sanık lehine tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.07.2022 tarihli, 2022/315 Esas ve 2022/453 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 15.03.2023 tarihli, 2023/1059 Esas ve 2023/1007 Karar sayılı kararı ile "Olay tarihinde Nazilli ilçesinde güneşin 19.03'de batması nedeniyle gecenin 20.03'de başladığı ve güvenlik kamera saatinin gerçek zamanlı olup olmadığının belirtilmediği, açıklanan bu durum karşısında müsned suçun geceleyin işlenip işlenmediği hususunun tespiti için tutanağı düzenleyen görevlilerin CMK'nın 210. maddesi uyarınca duruşmada hazır edilip dinlenilmelerinin zorunlu olduğu" gerekçeleriyle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 15.03.2023 tarihli, 2023/1059 Esas ve 2023/1007 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2023 tarihli ve 2023/216 Esas, 2023/411 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.