Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarında bölge adliye mahkemesinin CMK 280/1 (e) ve (f) bentleri dışındaki gerekçelerle duruşmasız bozma kararı vermesinin hukuka aykırılığı.
Özet: Bu hukuki metin, hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik istinaf itirazlarını inceleyerek, sanık müdafilerinin eksik delil değerlendirmesi, kilitli kapı tespiti eksikliği, çalınan eşya değerinin düşüklüğü ve sanıkların eylemlerinin hukuki nitelendirmesine dair savunmalarını ele almakta; metnin ana vurgusu ise, Bölge Adliye Mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde belirtilen sınırlı bozma nedenleri dışında, dosya üzerinden inceleme yaparak hükmün bozulmasına karar vermesinin ve duruşma açmadan hukuka aykırılığı giderme girişiminin yasal dayanaktan yoksun olduğunun tespiti üzerinedir.
2. Ceza Dairesi         2024/2642 E.  ,  2026/8263 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/3241 E., 2023/4118 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının eksik ve hatalı inceleme neticesinde verildiğine, müvekkilinin olayda kapının kilitli olmadığını itince açıldığını beyan ettiğine, bu hususta müvekkilinin savunmasının aksine dosya kapsamında delil ve emare de bulunmadığına, bu nedenle suçun nitelikli halinden cezalandırılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna, zincirleme suç tespiti ve müvekkilin cezasında artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemekle birlikte müvekkilinin aldığı iddia edilen ve kendisinin de beyan ettiği eşyaların maddi değerinin çok düşük eşyalar olduğuna, müştekilerin şikâyetçi olmamaları, zarar giderme taleplerinin bulunmaması da göz önünde bulundurularak müvekkili hakkında öncelikle beraat, mahkeme aksi kanaatte ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulmasının açıkça hakkaniyete aykırı olduğuna"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, "verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, olayda sanık ...'ın direkt olarak hırsızlık suçunu işlediğine dair hiçbir delil bulunmadığına, diğer sanığın yanında ve dışarıda beklemekten başka bir eyleminin söz konusu olmadığına, kaldı ki söz konusu yerlerin kilitli olduklarına dair de kesin bir delil bulunmadığına, sanığın eyleminin birden fazla eylem olmayıp, tek bir eylem olabileceğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2020/778 Esas, 2021/554 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/2179 Esas, 2022/1052 Karar sayılı kararı ile "1-Sanıkların her iki müştekiye karşı işledikleri 12.11.2020 tarihli nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarının suç tarihinden önceki bir tarih olan 11.07.2020 tarihine ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında; sanıkların atılı suçları gece vakti işlediklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde gösterilmemesi, 2-13.11.2020 tarihli yakalama tutanağında sanık ...'nün yakalandığı sırada yanında bulunan kız arkadaşı ...in müşteki ...nin iş yerinden çalınan cüzdanı kolluk görevlilerine teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında müşteki ...ye yönelik nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken TCK 168/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayin edildiği"nden bahisle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/2179 Esas, 2022/1052 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2023 tarihli ve 2022/440 Esas, 2023/364 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılıkların Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.