Yargıtayın kanun yararına bozma talebiyle incelenen bu kararda, uyarlama yargılaması sonrası tekerrüre esas mahkumiyetin geçerliliği ve infaz aşamasındaki etkisi tartışılmaktadır.
Özet: Bu hukuki metin, sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün, uyarlama yargılaması sonucunda yine mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle tekerrüre esas olma koşulunun ortadan kalkmayacağı, ancak infaz aşamasında uyarlama kararıyla belirlenen ceza miktarının göz önünde bulundurulması gerektiği yönündeki Yargıtay içtihatlarına rağmen, tekerrür hükümlerinin uygulanmamasına yönelik itirazın hatalı şekilde kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunan bir kanun yararına bozma talebini incelemektedir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/641 D. İşKARAR : İtirazın kabulüTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2026 tarihli ve KYB-2026/41049 sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2022 tarihli ek kararı ile, tekerrüre esas alınan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/74 karar sayılı kararına ilişkin uyarlama yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının 18/04/2018 tarihinde kesinleştiği, Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2008 tarihli ve 2007/298 esas, 2008/139 sayılı dosyasında suç tarihinin 10/04/2007 olduğu, sanığın adli sicil kaydındaki Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/74 karar sayılı kararının kesinleşme tarihinin 26.10.2004 olduğu, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/74 karar sayılı kararının tekerrüre esas olduğu ancak uyarlama yargılaması neticesinde verilen ceza miktarı esas alınmak suretiyle tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/09/2007 tarihli ve 214-181 sayılı ve 17.04.2004 tarihli ve 32-97 sayılı kararlarında belirtildiği üzere infaza ilişkin hususların kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek yapılan incelemede,Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.11.2022 tarihli ve 2022/9177 esas, 2022/9409 karar sayılı ilamında yer alan "... tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün uyarlama yargılaması sonucunda yine hükümlü hakkında mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle tekerrüre esas olma koşulu ortadan kalkmadığı ve uyarlama yargılama sonrasında verilen mahkumiyet kararının kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olmasının tekerrür uygulamasını engellemeyeceği ancak infaz aşamasında tekerrüre esas ceza miktarı ile ilgili olarak göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında TCK'nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, ... Bozulmasına" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,Dosya kapsamına göre, Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2008 tarihli kararına konu suç tarihinin 10.04.2017 olduğu, tekerrüre esas alınan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/74 sayılı kararının 26.10.2004 tarihinde kesinleştiği, bu karara ilişkin yapılan uyarlama yargılaması sonucu Mahkemesince verilen 24.10.2013 tarihli mahkumiyet kararının 18/04/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış ise de, tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün, uyarlama yargılaması sonucunda hükümlü hakkında yine mahkûmiyet kararı verilmesi nedeni ile tekerrüre esas olma koşulu ortadan kalkmayacağı ancak tekerrüre esas ceza miktarı ile ilgili olarak infaz aşamasında göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇEYargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.09.2007 tarihli ve 214-181 sayılı ve 17.04.2004 tarihli ve 32-97 sayılı kararlarında belirtildiği üzere infaza ilişkin hususların kazanılmış hak teşkil etmeyeceği nazara alınarak yapılan incelemede,Dosya kapsamına göre; hükümlü ... hakkında 10.04.2007 tarihinde işlemiş olduğu suçtan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2008 tarihli ve 2007/298 Esas, 2008/139 Karar sayılı kararıyla hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d, 143, 35. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, anılan 08.04.2008 tarihli kararda, hükümlünün adlî sicil kaydında yer alan, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2004 tarihli ve 2003/274 Esas, 2004/74 Karar sayılı kararının 26.10.2004 tarihinde kesinleşmesinden sonra dosya üzerinden yapılan uyarlama yargılaması sonucu 29.06.2005 tarihli ve 2005/228 Değişik İş sayılı kararı ile yağma suçundan verilmiş olan ve 07.07.2005 tarihinde kesinleştirilen 4 yıl 2 ay hapis cezasının tekerrüre esas alındığı ve 08.04.2008 tarihli hükmün Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.12.2013 tarihli ve 2011/7980 Esas, 2013/24695 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği; bilahare İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geçen hükümlü hakkında tekerrüre esas alınan hapis cezalarının (tekerrüre esas alınan dosyada uyarlama yargılaması neticesinde verilen ek kararla ilgili olarak kanun yararına bozma yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.12.2012 tarihli ve 2012/73 14... /23178 karar sayılı ilamıyla 2005/228 Değişik İş sayılı kararın CMK'nın 309. maddesi gereğince bozulmasına karar verildiği, bozma sonrasında Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından duruşma açılarak uyarlama yargılaması yapıldığı ve 24.10.2013 tarihli ve 2013/2 39... /372 Karar sayılı kararıyla ...'nin yağma suçundan 4 yıl 2 ay hapis, 6136 sayılı Yasaya Aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 285 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 18.04.2018 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği) kesinleşme tarihinin 18.04.2018 tarihi olması nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda tereddüt olduğundan bahisle karar verilmesi talebi üzerine yapılan incelemede, tekerrüre esas alınan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/239 Esas, 2013/372 Karar sayılı kararının kanun yararına bozularak 18.04.2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle tekerrür hükümlerinin kaldırılmasına dair Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2007/298 Esas, 2008/139 Karar sayılı ek kararını takiben, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan tekerrür hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 09.12.2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına, hükümlü hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2007/298 Esas, 2008/139 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2022/641 Değişik İş sayılı kararı ile Akhisar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ek kararının hükümlü hakkında kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de;Tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün, uyarlama yargılaması sonucunda hükümlü hakkında yine mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle tekerrüre esas olma koşulunun ortadan kalkmadığı, ancak bu hususun, tekerrüre esas ceza miktarı ile ilgili olarak infaz aşamasında göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2022/641 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.