Danıştay 12. Dairede, uzman erbaşın kardeşinin terör örgütü bağlantısı nedeniyle feshedilen, ancak dolandırıcılık mahkumiyetiyle karmaşıklaşan sözleşme feshine ilişkin yargı kararlarının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir uzman erbaşın güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin bir davayı ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, davacının kardeşinin geçmişte terör örgütü sempatizanlarının etkinliğine katıldığı iddiasının davacıyla ilgisinin kurulamadığı ve güncel olmadığı gerekçesiyle feshin hukuka aykırı olduğuna hükmederken, bölge idare mahkemesi davacının dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle feshin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir, davacı ise güvenlik soruşturması dayanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2024/200 E.  ,  2025/5765 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/200
Karar No : 2025/5765
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hakkari ili, ... Hudut Tugay Komutanlığında ... olarak görev yapan davacının, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı sosyal ve parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinin dayanağının,"kardeşinin 2014 yılında PKK/KCK terör örgütünün fikirlerini benimseyen şahısların organize ettiği etkinliğe katıldığına" ilişkin istihbari bilginin bulunması olarak gösterildiği, davacının kardeşi ile ilgili istihbari nitelikteki bilginin, davacı hakkında güvenilirliğini ne yönde olumsuz etkilediğine/etkileyeceğine ya da göreviyle bağdaşmadığına ilişkin idarece herhangi bir verinin ortaya konulamadığı, başka bir anlatımla davacının kardeşi hakkındaki sekiz yıl öncesine dayanan istihbari nitelikteki bilginin güncelliği noktasında ve davacı ile ilgisinin kurulamadığı, bu anlamda, görevinin gerektirdiği nitelikleri hangi anlamda taşımadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, bunun dışında, davacı ya da birinci derece yakınları yönünden terör örgütü irtibatı ile olumsuz değerlendirmeye yol açabilecek başkaca bir somut tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, özlük ve parasal hak isteminin kabulüne, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 2019 yılında uzman erbaş olan davacının, hakkında "bilişim sistemlerini banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan yürütülen kovuşturmada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 3 yıl, 4 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın 13/01/2022 tarihinde kesinleştiği, davacının kararın kesinleşmesi ile birlikte 2022 yılında hükümlü hale geldiği, taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, Tugay, bağımsız tugay, tümen, bölge (ve eşidi) komutanlarınca veya eşidi kurum amirlerince; her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşların, tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine alınmayacakları hususunun, görevine devama engel suçlardan olduğunun yasal hükme bağlandığının sabit olması karşısında, davacının sözleşmesinin feshine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olduğundan bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması ile temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Hakkari ili, ... Hudut Tugay Komutanlığında ... olarak görev yapmakta olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen "kardeşinin 2014 yılında PKK/KCK terör örgütünün fikirlerini benimseyen şahısların organize ettiği etkinliğe katıldığına" ilişkin istihbari bilgiye istinaden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle sözleşmesinin ... tarih ve ... sayılı işlem ile feshedilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde;
"(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır.
(2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Değerlendirme Komisyonu" başlıklı 7. maddesinin üçüncü fıkrasında ise; "Değerlendirme Komisyonu kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur." kuralı öngörülmüştür.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle, 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise, "İcra edilen temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlayanlardan güvenlik soruşturması uygun olmak veya ilk atamaları doğrudan doğruya kıt'a veya birliklere yapılan uzman erbaşlar için güvenlik soruşturması uygun olmak", uzman erbaş olarak alınacaklarda aranan şartlar arasında sayılmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında, "Uzman erbaş olmak için gerek muvazzaflık görevini yaptığı sırada, gerekse terhislerini müteakip başvuruda bulunan ve alınmaları uygun görülen personelin, güvenlik soruşturmaları; kuvvet komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı yahut Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yaptırılır. Temel askerlik eğitimi sırasında güvenlik soruşturması sonuçlanmayanların eğitimleri devam ettirilir. Bunlardan güvenlik soruşturmaları olumlu sonuçlananlar göreve başlatılır, olumsuz sonuçlananların ise Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile ilişiği kesilir." düzenlemesine yer verilmiş; 13. maddesinin son fıkrasında ise, uzman erbaş olarak göreve başlamış olup da, daha sonra bu Yönetmelik'te belirtilen şartlara sahip olmadığı anlaşılanlar hakkında da fesih işlemi yapılacağı ifade olunmuştur.
Yukarıda aktarılan mevzuata göre; uzman erbaş olmak için güvenlik soruşturmasının olumlu olması gerekmekte olup, uzman erbaş olarak görev yapmakta iken hakkında yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olanların da sözleşmelerinin feshedileceği anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu uyuşmazlık yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirildiğinde, uzman erbaş olarak görev yapan davacının sözleşmesinin feshedilmesi işleminin hangi mevzuat kapsamında yapıldığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Hakkari ili, ... Hudut Tugay Komutanlığında ... olarak görev yapmakta olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen "kardeşinin 2014 yılında PKK/KCK terör örgütünün fikirlerini benimseyen şahısların organize ettiği etkinliğe katıldığına" ilişkin istihbari bilgiye istinaden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemin görüm ve çözümünde,7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında incelenmesi ve buna göre hukuki denetiminin yapılması gerekirken, 3269 sayılı Kanun'un 12. Ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. Maddesi uyarınca taksirli suçlar hariç olmak üzere otuz günden fazla süreli hürriyetli bağlayıcı bir ceza ile mahkum olunması kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen karar ve dayandığı gerekçede hukuka ve usule uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali, özlük ve parasal hak isteminin kabulü ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 11/12/2025 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Hakkari ili, ... Hudut Tugay Komutanlığında ... olarak görev yapan davacının, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı sosyal ve parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Hakkari ili, ... Hudut Tugay Komutanlığında ... olarak görev yapmakta olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen "kardeşinin 2014 yılında PKK/KCK terör örgütünün fikirlerini benimseyen şahısların organize ettiği etkinliğe katıldığına" ilişkin istihbari bilgiye istinaden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir. Silahların eşitliği ilkesinin arka planında, tarafların adaletin işleyişine olan güvenlerinin korunması bulunmaktadır. Bu ise ancak, diğer güvencelerle birlikte tarafların dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle ilgili görüş bildirme fırsatına sahip olduklarından emin olabilmeleri hâlinde sağlanabilir.
Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.
Açılan bir davada idarece ileri sürülmemiş; ancak, idari yargı yerince dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden saptanmış ve idarece ileri sürülen nedenin hukuken geçerli olmadığı belirlenmiş ise idarenin ileri sürdüğü neden bir yana bırakılarak dosyadan saptanan nedene göre uyuşmazlığın çözümlenebilmesine idare hukukunda "sebep ikamesi" adı verilmektedir. Dosyadan saptanan bu nedenin dava konusu işlemin tesisini haklı kılacak nitelikte olması durumunda davanın reddine karar verilebilecektir.
İdari yargı yerlerince sebep ikamesi yapılması durumunda çelişmeli yargılama ilkesi çerçevesinde yeni durumun taraflara bildirmek suretiyle görüş ve itirazların alınarak yeterli tartışma olanağının tanınması gerekmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesince, K. Erdoğan başvurusu (B. No: 2013/1989) ile ilgili olarak; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair verilen karar da bu yöndedir.
Temyize konu kararda ise; her ne kadar, dava konusu işlemin görüm ve çözümünde,7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında incelenmesi ve buna göre hukuki denetiminin yapılması gerekirken, 3269 sayılı Kanun'un 12. ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. Maddesi uyarınca taksirli suçlar hariç olmak üzere otuz günden fazla süreli hürriyetli bağlayıcı bir ceza ile mahkum olunması kapsamında ''sebep ikamesi yapılmak suretiyle'' karar verildiği görülmekle birlikte, bu yönde yapılan sebep ikamesi nedeniyle tarafların dayanılan gerekçeden ilk defa temyize konu karar ile haberdar olunduğu, Bölge İdare Mahkemesince, taraflara uygun bir ara kararıyla ve uygun bir süre tayin edilmek suretiyle bildirilip, tarafların bu duruma karşı beyanları alındıktan sonra bir değerlendirme yapılıp, bu değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir işlem yapılmaksızın davanın reddine karar verildiği, diğer bir anlatımla; dava konusu edilen işlemde belirtilen sebep ile uyuşmazlığın çözümü için tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalarda yer alan hususlar arasında bulunmayan farklı bir sebebe dayanılarak ve inceleme yapılarak (sebep ikamesi yapılmak suretiyle) hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bu itibarla, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının alt unsurlarından biri olan ''çelişmeli yargılanma hakkının'' sağlanabilmesi için bu yöndeki eksiklik tamamlanmadan verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusunun kabulü ile kararın, belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.