Hırsızlık suçunda yabancı uyruklu sanığın kimlik tespiti eksikliği ve sanık müdafiinin istinaf talebinin bölge adliye mahkemesince usulüne uygun değerlendirilmemesi sebebiyle Yargıtay bozması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinde, bölge adliye mahkemesinin sanık ve müdafiinin istinaf taleplerini usulüne uygun şekilde birlikte değerlendirmemesi ve yalnızca sanığın istemini incelemesi, ayrıca yabancı uyruklu sanığın kimlik tespiti ile adli sicil araştırmasının yeterince yapılmaması, özellikle yabancı dildeki Interpol yazışmasının tercümesinin sağlanmaması gibi ciddi eksiklikler içermesi nedeniyle, istinaf mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın belirtilen eksikliklerin giderilerek taleplerin birlikte yeniden değerlendirilmesi için bölge adliye mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2025/9824 E.  ,  2026/12254 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/287 E., 2020/1337 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.06.2020 tarihli, 2020/287 Esas, 2020/1337 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
1. Edirne 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/29 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edildiği, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmeksizin yalnızca sanığın istemi incelenerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 2023/3-205 Esas, 2023/542 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece sanığın talebi üzerine verilen kararın usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu karar hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanık müdafiinin istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi, sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanığın istemi incelenerek esastan ret kararı verilmesi nedeniyle sanık ve müdafiinin istinaf talepleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.04.2015 tarih ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 sayılı kararında da yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır denilmiştir. Somut olayımızda; sanığın kendi beyanına göre ... uyruklu olduğu, dosya içerisinde sanığın herhangi bir kimlik belgesinin bulunmadığı, UYAP'tan yapılan incelemede İçişleri Bakanlığı Genel Müdürlüğü'nün 12.02.2020 tarihli cevabi yazısı ekinde ... İnterpol'ünden gönderilen yazının eklendiği anlaşılmış ise de, yazı içeriği yabancı lisanda yazılı olup, çevirisinin yapılmadığı, anılan yazıdan sanığın kimlik bilgilerinin anlaşılamadığı belirlenmekle, öncelikle anılan yazının çevirisinin yapılması, eksik evrak gibi nedenlerle bilgi verilemediğinin anlaşılması halinde, soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri, parmak izleri ve fotoğraf kayıt formu ile sanığın temin edilen fotoğrafları eklenerek İnterpol Daire Başkanlığı aracılığıyla sanığın açık kimlik bilgileri ve adli sicil kayıtlarının tespit edilmeye çalışılması ile; sanığın kimlik bilgileri, parmak izi ve fotoğraflarının ... Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21... . maddeleri uyarınca sanığın Türkiye'ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.